İçtihatYargıtay4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2009/12044 · K. 2010/7877
- Esas No
- 2009/12044
- Karar No
- 2010/7877
- Karar Tarihi
- 28.06.2010
Karar Metni
4. Hukuk Dairesi 2009/12044 E. , 2010/7877 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... ve diğeri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 13/10/2008 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 25/06/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacıların diğer temyiz itirazına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü reddedilmiş; karar, taraflarca temyiz olunmuştur.
Davacılar, bitişik parselde inşaat çalışması başlatan davalının, gerekli önlemleri almaması nedeniyle evlerinin merdiveninin yıkılmasından dolayı maddi, evlerine girip kullanamadıklarından dolayı da manevi tazminat istemişlerdir.
Davadan önce delil tespiti yaptırarak ihtiyati tedbir isteyen davacılar, buna ilişkin giderlerin de davalıdan alınmasını istemişlerdir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 423. maddesi gereğince yargılama giderlerinden olan ihtiyati tedbir ve delil tespiti giderleri hakkında istek bulunmasa bile mahkemelerce kendiliğinden karar verilir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, ihtiyati tedbir ve tespit giderleri hakkında da bir karar verilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin hangi giderlerden oluştuğu açıklanmadan yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
3-Davalının diğer temyiz itirazına gelince; yerel mahkemece, davacıların evlerine girememesi ve kullanamaması nedeniyle manevi üzüntü duydukları, aksi düşüncenin yaşamın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesiyle davacı taraf yararına manevi tazminat takdir edilmiştir.
Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan nesnel (objektif) eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar, manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır. Bunlar, kişilik değerlerinin zedelenmesi (Medeni Yasa 24), isme saldırı (Medeni Yasa 26), nişan bozulması (Medeni Yasa 121), evlenmenin feshi (Medeni Yasa 158), bedensel zarar ve ölüme neden olma (Borçlar Yasası 47) durumlarından biri ile kişilik haklarının zedelenmesidir (Borçlar Yasası 49). Bunlardan Medeni Yasa'nın 24. maddesi ile Borçlar Yasası'nın 49. maddesi daha kapsamlıdır. Medeni Yasa'nın 24. maddesinin belli yerlere yollaması nedeniyle böyle bir olgunun bulunduğu yerde, onu düzenleyen kurallar (örneğin; Medeni Yasa'nın 26, 174, 287); bunların dışında Borçlar Yasası'nın 49. maddesi uygulanır.
Medeni Yasa'nın 24. ve Borçlar Yasası'nın 49. maddesinde belirlenen kişisel çıkarlar, kişilik haklarıdır. Kişilik hakları ise, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir. Tekniğin gelişimi ve yaşam koşullarına göre belirlenmiş varlıklar, açıklanan olgularla çevrelendirildiğinde, davaya konu olayın bu çerçeve dışında kalması durumunda manevi tazminat isteği reddedilmelidir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; olay nedeniyle davacılar yaralanmamış ve yakınlarından ölen veya yaralanan da olmamıştır. Merdiven yıkılması niteliğindeki maddi zarar davacıların iç huzurunu bozacak nitelikte bir olgu değildir. Manevi tazminatın koşullarını düzenleyen Borçlar Yasası'nın 49. maddesi gereğince bu tür zarar kişinin sosyal, fiziki ve kişilik değerlerine saldırı oluşturacak nitelikte bir eylem olarak benimsenemez
Yerel mahkemece, açıklanan yönler gözetilerek manevi tazminat isteminin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davacılar yararına; (3) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA; tarafların öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve taraflardan peşin alınan harcın istekleri halinde geri verilmesine 28/06/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.