İçtihatYargıtay21. Hukuk Dairesi
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi · E. 2009/14006 · K. 2010/10443
- Esas No
- 2009/14006
- Karar No
- 2010/10443
- Karar Tarihi
- 25.10.2010
Karar Metni
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/14006 E. , 2010/10443 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, kurum kayıtlarında yanlış yazılan isminin nüfus kayıtlarına uygun olarak düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı SSK. kayıtlarında “... Taş” olarak yazılı bulunan isminin “...” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma kararına uyulmasına karar verilerek, bozma öncesindeki gibi istemin kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma sonrası sadece davacının hazır ettiği kayıtlı olmayan iki tanık beyanı alınarak hüküm kurulmuş ise de bozma ilamında belirtilen hususlar uyulan bozma kararında açıkça belirtildiği halde yerine getirilmemiştir. 9.5.1960 gün ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bozma kararına uyan mahkeme artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır.
Bu tür davalarda gösterilmesi gereken özen gereğince sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için Sosyal Sigortalar Kurumunda ve işveren yanında bulunan prim bordroları ile davacının imza ve fotoğraflarını içeren işe giriş bildirgeleri, ücret tediye bordroları getirtilerek imza ve fotoğrafın davacıya ait olup olmadığı konusunda benzerlik incelemesi yaptırılmalı, davacıya yakından tanıması gereken işveren, müdür, şef, ustabaşı, çalışma arkadaşları gibi işyerleri kayıtlarında yer alan tanıklar dinlenmeli, nüfus kaydı celbedilip giriş bildirgelerindeki nüfus bilgileri ile karşılaştırılmalı, farklılıkların sebepleri araştırılmalı, deliller hep birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının ...-... oğlu 15.12.1948 doğumlu ... Merkez-... Mahallesi, cilt no 43, hane no 26'da nüfusa kayıtlı ... olduğu, 1.3.1977. 1.9.1977, 1.7.1978, 1.4.1980,4.11.1983, 25.9.1984, 1.2.1985 tarihli bildirgelerin hane, cilt ve sayfa no.ları farklı ... adlı kişi adına düzenlendiği, davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği 11296481 sigorta sicil nosunda kayıtlı olan şahıs ile nüfus kimlik bilgilerinin farklılıklar gösterdiği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş; davacıya ait ve nüfus kütük bilgilerinden adı ve kimlik bilgileri farklı yazılan 01.03.1977,01.09.1977,01.07.1978,01.04.1980,01.11.1983,25.09.1984 ve 01.02.1985 tarihli işe giriş bildirgelerindeki imzaların, davacı tarafından daha önce imzalanmış olabilecek; Seçim Müdürlüğü, Askerlik Şubesi Başkanlığı, Evlendirme Dairesi, Adliye, Banka, elektrik, su, telefon abonelikleri, Noterlik gibi kurumların kayıtlarının celbedilerek temin edilecek imzalarla ve alınacak tatbiki medar imzalarının karşılaştırılarak aynı el mahsülü olup olmadığı, davacıya ait olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumundan rapor almak, ayrıca kayıtlı olduğu Nüfus Müdürlüğünden adı ‘’...’ doğum tarihi de 1948 olan davacıyla aynı isim ve soy isminde başka bir şahsın olup-olmadığını sormak, bu konuda zabıtaca araştırma yaptırmak, davacıya yakından tanıması gereken işveren, müdür, şef, ustabaşı, çalışma arkadaşları gibi işyerleri kayıtlarında yer alan tanıklar dinlenmeli, nüfus kaydı celbedilip giriş bildirgelerindeki nüfus bilgileri ile karşılaştırılmalı, farklılıkların sebepleri araştırılmalı ve tüm deliller bir arada değerlendirilerek gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasa’nın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 25.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.