İçtihatYargıtay7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi · E. 2009/4355 · K. 2010/1257
- Esas No
- 2009/4355
- Karar No
- 2010/1257
- Karar Tarihi
- 09.03.2010
Karar Metni
7. Hukuk Dairesi 2009/4355 E. , 2010/1257 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve davalılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Dava, haksız şikayetten kaynaklanan manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
1-İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliğine, dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre davalı tarafın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2-Davalı tarafın kurulan hükme yönelik temyiz itirazına gelince; mahkemece davalı tarafın Anayasa ile tanınmış hak arama özgürlüğü sınırını aştığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosyada toplanan delillere uygun düşmemiştir.
4721 sayılı TMK. nun 24. maddesi hükmünde genel olarak açıklandığı üzere manevi tazminat hakkının doğması için kişilik haklarına bir saldırı bulunması, kişilik ... zedelenen kişinin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması gibi eylemi haklı kılan ve manevi tazminat sorumluluğunu ortadan kaldıran bir hukuka uygunluk nedeninin bulunmaması zorunludur. Anayasanın 36. maddesi hükmüne göre herkes, yasal vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir. Bu madde ile tanınmış olan hak arama, bir başka deyişle ihbar ve şikayet hakkının kullanılması nedeniyle kişilik hakları zarara uğrasa bile, hak arama özgürlüğü üstün bir hak olarak hukuka uygunluk nedeni sayıldığından bundan zarar gören kişilerin tazminat hakkının doğmayacağı kuşkusuzdur. Ancak bu özgürlük sınırsız olmayıp, ihbar ve şikayet hakkının kasten ve zarar verme amacı ile veya keyfi olarak yada uzak ihtimallere göre, herhangi bir delil ve emare bulunmadan, yeteri kadar araştırma yapılmaksızın kullanılmaması gerekir. Aksi halde hak arama özgürlüğünün kötüye kullanılmış olması nedeniyle hukuka uygunluk nedeni ortadan kalkacağından manevi tazminata karar verilmesi gerekeceğinde de kuşku duyulmamalıdır.
Dosya içeriğinde toplanan delillerden davalı şirketin alacaklı olduğu dava dışı şirket hakkında başlattığı icra takibi sırasında davacı şirkete İİK.’nun 89/1 maddesi uyarınca haciz ihbarnamasi gönderdiği, haciz ihbarnamesine davacı şirket yetkililerinin verdiği cevap üzerine şüphe ve delillerini açıklayarak gerçeğe aykırı beyanda bulunulduğu iddiasıyla Tekirdağ İcra Mahkemesine davacı şirket yetkililerinin cezalandırılması istemi ile şikayette bulunduğu, mahkemece verilen durma kararı üzerine Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı’nca iddialar ciddi görülerek davacı şirket ve yetkilileri hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçundan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda verilen beraat kararı Yargıtay 16.Hukuk Dairesi’nce düzeltilerek onandığı anlaşılmaktadır. Davalı şirketin şikayeti üzerine açılan kamu davası sonunda beraat kararı verilmesi davalı şirketin hak arama özgürlüğünü kötüye kullandığını kabule yeterli olmadığı gibi, şikayet dilekçesinde yer alan 10.06.2005 tarihli 20.000,00 TL bedelli çek de dava dışı borçlu şirketle beraber davacı şirketin de ciranta olarak yer aldığı gözetildiğinde şikayeti haklı gösterecek delil ve emarelerin bulunduğu, böylelikle somut olayda anayasal şikayet hakkının kullanıldığının kabulü gerekir. Şikayetin haksız olduğundan söz edilemeyeceği için de tazminat şartlarının oluşmayacağı kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca mahkemece bu olgular göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,bozma nedenine göre de davacı tarafın temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin ödenen temyiz harçlarının istek halinde ilgilisine iadesine, 09.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.