İçtihatYargıtay7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi · E. 2009/4672 · K. 2010/1991
- Esas No
- 2009/4672
- Karar No
- 2010/1991
- Karar Tarihi
- 06.04.2010
Karar Metni
7. Hukuk Dairesi 2009/4672 E. , 2010/1991 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 166 ada 3 parsel sayılı 1072,76 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak niteliğiyle davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, 166 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaliyle davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 166 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davacı ... yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, taraflar yargılama sırasında da bir kayıt ve belgeye dayanmamışlardır. Dava ve temyize konu taşınmaz, tutanağında belirtilen hukuksal nedenlere dayanılarak davalı hazine adına tespit edilmiştir. Somut olayda kanıtlama yükümlülüğü davacıya aittir.
Mahkemece iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden taşınmaz başında keşifte bir yerel bilirkişi dinlenilmişse de alınan beyanlar somut olmayan ve gerekçesiz sözlerden ibarettir.
Tespitte saptanan hukuksal olgu ile keşifte saptanan hukuksal olgu birbirine aykırı düştüğü halde taşınmaz başında tespit tutanağı bilirkişileri dinlenilmediği gibi somut olayda tanık da dinlenilmemiş, varsa nedenleri hüküm yerinde gerekçeleriyle açıkça gösterilmemiştir. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O Halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle taraflardan tanıklarını liste halinde dava dosyasına ibraz etmeleri istenilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen yansız, yerel ve uzman bilirkişi ile tarafların aynı yöntemle gösterdikleri tanıklar ve tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tutanak bilirkişileri de ayrı ayrı taşınmaz başında dinlenerek hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, dava konusu taşınmaza sınırda komşu tüm taşınmazların tespit tutanağı ve varsa dayanağı belgeler getirtilmeli, tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınan komşu taşınmazlar varsa sözü edilen kayıt ve belgelerde nizalı parsel yönünün ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterildiği yönü üzerinde durulmalı, komşu taşınmazların tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmamışsa tutanak içeriği dikkate alınarak yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, komşu taşınmazların tespitte saptanan türleri ve eylemli durumları incelenip irdelenmeli, taşınmaz mahkeme heyetiyle birlikte gezilip görülmeli ve gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, özellikle taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taşınmazda taş yada toprak unsurundan hangisinin galip olduğu duraksamasız belirlenmeli, dava konusu taşınmazın dıştan komşu taşınmazlarla toprak mukayesesi de yapılmalı, bu olgular da keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, mahkeme heyeti ve uzman bilirkişiden rapor alınmalı, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı ve kim tarafından zilyet olunduğu saptanılmalıdır.
Taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı ile kazanılabilecek yerlerden olduğu belirlendiği takdirde adına tescile karar verilen zilyet davacı ... ile bayileri... ve ... ...’in onaylı nüfus kayıt örnekleri getirtilerek kimlikleri bu yolla sağlıklı biçimde tespit edilmeli, davacı ile bayileri adlarına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 06.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.