İçtihatYargıtay11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2009/4880 · K. 2010/11082
- Esas No
- 2009/4880
- Karar No
- 2010/11082
- Karar Tarihi
- 01.11.2010
Karar Metni
11. Hukuk Dairesi 2009/4880 E. , 2010/11082 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.02.2009 tarih ve 2008/350 - 2009/17 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Uluslararası faaliyet gösteren bir kuruluş olduğunu, yurt dışından hayvansal aşı ithal edip yurt içi ve yurt dışında bunların satışını yaptığını, müvekkilinin 21.01.2008 tarihinde Güney Kore menşeli bir kanatlı aşısının ithal ön izinleri için Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'na başvuru yaptığını, başvuru sonrası bakanlığın ilgili kurullarının incelemesi esnasında davalı firmanın Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü'ne, Konya Veteriner Kontrol ve Araştırma Müdürlüğü'ne, Ankara Etlik Veteriner Kontrol ve Araştırma Müdürlüğü'ne, İzmir Bornova Veteriner Kontrol ve Araştırma Müdürlüğü'ne yazılar yollayarak müvekkili firmanın ticari itibarını zedelediğini, ithal ön iznini almaya çalıştığı ürünü kötüleyerek iftira ve hakaret ettiğini ileri sürerek, 50.000 TL manevi tazminatın 18.02.2008 tarihinden itibaren en yüksek banka kredi avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu edilen yazıda davacı şirket hakkında hiçbir beyan ve itham olmadığını, bu nedenle davacının davacı olma sıfatının olmadığını, anılan yazıyı müvekkili şirketi temsile yetkili kişilerin göndermemesi nedeniyle de müvekkili şirketin davalı sıfatının bulunmadığını, yazı içeriğinde manevi tazminatı gerektirir bir ibare bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu yazıda bahsedilen aşının ithalat ön izni için başvuran şirketin davacı şirket olması, dava konusu yazının davalı şirketin antetli kağıdına yazılması, yazıyı yazan ...'ın Mevzuat ve İş Geliştirme Müdürü olduğunu belirterek yazı içeriğinde davalı şirketin gösterilmesi nedeni ile davalının aktif ve pasif husumet itirazlarının yerinde olmadığı, yazı içeriğinde ithalat ön izni için başvurulan aşı ile ilgili AB mevzuatından bahsedildiği, söz konusu aşıya ithalat ön izni verilmeden önce AB ülkelerinde ruhsatlandırılmasının beklenmesinin uygun olacağı konusunda düşüncelerin belirtildiği, davacı şirketin ve ithalat ön izni için başvurulan aşının kötülenmesine dair bir ibarenin bulunmadığı, yazı içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde ithalat ön izni için başvurulan aşı ile ilgili düşüncelerin kaleme alındığı, davacı şirkete karşı iftira niteliğinde bir ibare bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HUMK’nun 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Hatta,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı Kararı’nda da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararda davaya konu 3 adet yazı içeriğinde davacı şirketin isminin açık ve seçik olarak geçmediği nazara alınarak açılan davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen gerekçeli karara ait hüküm incelendiğinde esasa girilerek söz konusu yazıların davacı şirkete yönelik olduğunun zımnen kabul olunduğu, ancak yazı içeriklerinde davacı şirketin ve ithalat ön izni için başvurulan aşının kötülendiğine dair ibarenin bulunmaması nedeni ile davanın reddedildiği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece verilen kısa karardaki hüküm ile gerekçeli kararda kurulan hüküm arasında belirgin şekilde çelişki bulunduğundan kararın öncelikle bu yönden bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre de taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 01.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.