İçtihatYargıtay7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi · E. 2009/6557 · K. 2010/647
- Esas No
- 2009/6557
- Karar No
- 2010/647
- Karar Tarihi
- 15.02.2010
Karar Metni
7. Hukuk Dairesi 2009/6557 E. , 2010/647 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 09.02.2010 günü belirlenen saatte taraflara tebligat yapıldığı halde gelmedikleri görülerek incelemenin evrak üzeride yapılmasına karar verildi. Tetkik Hakiminin raporu okundu. Dosyadaki belgeler incelendi. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların mülkiyetinin tespiti, muhdesatların davacı tarafından meydana getirildiğinin tespiti ve tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç davanın niteliğine dosya kapsamında toplanan delillere uygun düşmemiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmüne göre kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılmayacağı açıklanmıştır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir. Hak düşürücü süre kamu düzenine ilişkin olup taraflarca öne sürülmese bile mahkemece kendiliğinden dikkate alınması ve davanın süre geçtikten sonra açıldığının belirlenmesi halinde esasa girilmeyerek davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi zorunludur.
Yürürlükten kaldırılan 743 sayılı eski Medeni Kanunu ve halen yürürlükte bulunan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kural olarak taşınmaz üzerinde bina ağaç gibi bütünleyici parça nitelikli muhdesatların mülkiyeti arzın mülkiyetine tabidir. Muhdesatların üzerinde bulunduğu taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığı düşünülemez. Aksine bir hüküm bulunmadıkça taşınmaz üzerindeki muhdesata arzın maliki olan taşınmaz maliki dışında başka bir kişiye ait olması sonucunu doğuracak şekilde hüküm verilemez.
Bu hukuksal olgu ve "çoğun içinde azda vardır" kuralı dikkate alındığında davanın kanıtlanması halinde davaya konu muhdesatların davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine, mülkiyet tespitine ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerekir.
Toplanan delillerden ve özellikle getirtilen tapu kaydı ve dinlenen tanık beyanlarından davaya konu 2138 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 31.03.1987 tarihinde kesinleşerek ... adına tapuya tescil edildiği, tutanağın niteliğinde avlulu kargir ev olduğu, ahır ve samanlığın evin müştemilatı olduğu, kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile davanın açıldığı 4.6.2008 tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin fazlasıyla geçtiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalılar ..., ... ve ...'nın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgililere iadesine, taraf vekilleri duruşmaya gelmediklerinden ücret takdirine yer olmadığına, 15.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.