İçtihatYargıtay7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi · E. 2009/6986 · K. 2010/687
- Esas No
- 2009/6986
- Karar No
- 2010/687
- Karar Tarihi
- 16.02.2010
Karar Metni
7. Hukuk Dairesi 2009/6986 E. , 2010/687 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
1-Dava haksız fiilden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliğine ve özellikle iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden bilgilerine başvurulan ve hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunun niteliği, içeriği ve dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre davalı tarafın yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2-Davalı tarafın hükmedilen tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi varılan sonuç ve oluşturulan hüküm davanın niteliğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup, Borçlar Kanununun 42. maddesi hükmüne göre zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminat miktarının belirlenmesi ise hakime aittir.
Ayrıca, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununa göre haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacaklarına işletilecek faiz anılan verginin matrahına dahil olmadığından, haksız fiilden kaynaklanan alacakların geç ödenmesi nedeniyle işlemiş faiz hesabı yapılırken işlemiş faize KDV eklenerek alacak hesabı yapılamayacağı gibi takip tarihinden itibaren işleyecek faize de KDV eklenemez.
Öte yandan, tüketilmeyen elektrik santrallerde otomatik olarak üretilmeyip ancak kullanıldığı anda üretilerek enerji nakil hatları üzerinden dağıtılan bir enerji türüdür. Kullanılan enerji miktarı günün değişik saatlerinde farklı olduğundan, kesinti(inkıta)süresi belirlenemez ve bu nedenle de satılamayan enerji bedeline hükmedilemez. Zarar gören tarafından zararı giderebilmek için kullanılan kablo ve ek muflar toplu satın alınıp, satın alındığı zaman kabul testleri yapıldığından oluşan zarar nedeniyle yeniden kablo test bedeli de istenemez.
Somut olaya gelince, davacı taraf icra takibinde 2.029,26 TL asıl alacak, 22,23 TL işlemiş faiz, 4,00 TL faizin KDV’si, 365,27 TL asıl alacağın KDV’si olmak üzere toplam 2.420,76 TL alacağın tahsilini istemiştir. Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi raporunda, zarar kalemleri sıralanırken satılamayan enerji bedeli ile kablo test bedeline de yer verilerek hesaplamaya dahil edilmiş, ayrıca işlemiş faize KDV eklenmiş, mahkemece de benimsenen bu rapor doğrultusunda hüküm oluşturulmuştur. Yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek yasal düzenlemelere aykırı hüküm verilemez.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan hukuki ve maddi olgular göz önüne alınarak, dosya yeniden uzman bilirkişiye verilmeli, bilirkişiden davacı tarafın gerçek zarar miktarının hesaplanması için ek rapor alınmalı, oluşan zarar kalemleri içerisinde satılamayan enerji bedeli ile kablo test bedellerinin hesaplamaya dahil edilemeyeceği ve işlemiş faize KDV eklenerek hesap yapılamayacağı bilirkişiye hatırlatılmalı, davacının takip tarihi itibariyle tahsilini istemekte haklı olduğu alacak miktarı yeniden hesaplatılmalı, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir.
Mahkemece, böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen 98,90 TL harcın istek halinde davalı tarafa iadesine, 16.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.