İçtihatYargıtay7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi · E. 2009/7169 · K. 2010/5116
- Esas No
- 2009/7169
- Karar No
- 2010/5116
- Karar Tarihi
- 23.09.2010
Karar Metni
7. Hukuk Dairesi 2009/7169 E. , 2010/5116 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 212 ada 66 parsel sayılı 713686,96 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz mera niteliğiyle sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı ..., miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, 212 ada 66 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi sınırlandırılmasına, mera özel defterine kaydedilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu 212 ada 66 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 23.7.2008 günlü haritada (A) harfi ile gösterilen kesiminin kamu malı niteliğinde mera olduğu mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Dava ve temyize konu taşınmaz kesiminin sınırlarını 212 ada 66 parsel sayılı taşınmazın dava ve temyize konu olmayan bölümlerinin oluşturduğu, taşınmazın 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edildiği belirlenmiştir. Çekişmeli taşınmaz kesimi ile sınırlarını oluşturan dava ve temyize konu olmayan kesimi arasında ayırıcı unsur olarak doğal yada yapay bir sınır yeri bulunmamaktadır. Kaldı ki, bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde dere, tepe, hendek, çukur gibi doğal ve yapay sınır yerlerinin bulunması da mümkündür. Öte yandan kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılama sırasında taraflar bir kayıt ve belgeye de dayanmamışlardır. Hal böyle olunca dava ve temyize konu taşınmazın sınırlarını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilen, dava ve temyize konu olmayan kesimine el atılarak kazanıldığının ve onun bir bölümünü oluşturduğunun kabulü gerekir.
Kural olarak bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik, süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacı ...'ın sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki, dava konusu olmayan 212 ada 180 ve 185 parsel sayılı taşınmazlara ait dosyada bulunan tutanak aslı ve dayanağı belgelerin Kadastro Müdürlüğüne geri gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, bu taşınmazlar hakkında bir karar verilmemiş olması isabetsiz, davacı ...’ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de, yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden mahkeme hükmünün 2. bendinin sonuna “Dava konusu olmayan 212 ada 185 parsel sayılı taşınmaza ait dosyada bulunan tutanak aslı ve dayanağı belgelerin tespit gibi tescil işlemi yapılmak üzere, 212 ada 185 parsel sayılı taşınmaza ait dosyada bulunan tutanak aslı ve dayanağı belgelerin ise 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne geri gönderilmesine” sözlerinin eklenmesine, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan 82,80 TL harcın istek halinde hükmü temyiz eden davacı tarafa iadesine, 23.09.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.