İçtihatYargıtay20. Hukuk Dairesi
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi · E. 2010/16521 · K. 2010/17180
- Esas No
- 2010/16521
- Karar No
- 2010/17180
- Karar Tarihi
- 30.12.2010
Karar Metni
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2010/16521 E. , 2010/17180 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi müdahil Orman Yönetimi ve davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemece hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 18.01.2007 gün ve 2006/16598-324 sayılı kararında özetle “Orman Yönetimine husumet yöneltilerek dava açılmadığı ve Orman Yönetiminin de harcını vererek davaya katılmadığı, ... Köyü 528 sayılı parsele ilişkin olarak Hazine tarafından açılan davada Orman Yönetiminin taraf sıfatını almadığı, yargılama sırasında davanın ihbar edilmesi nedeni ile davada yer aldığı, Orman Yönetiminin yargılama sonuçlanıncaya kadar her zaman harçlı dilekçe ile davaya katılması mümkün olduğundan söz edilerek, bu aşamada taraf sıfatı almayan Orman Yönetiminin temyiz dilekçesi red edildikten sonra, Hazinenin temyiz itirazları kabul edilerek, (Yörede 1970 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında 16520 m2 yüzölçümündeki 88 sayılı parselin, Şubat 1339 tarih 64 nolu tapu kaydı ve tedavülleriyle ... ve arkadaşları adına tesbit edildiği, Orman Yönetimince 11.05.1973 tarihinde açılan davanın, kadastro mahkemesinin 13.12.1974 gün 1973/87-476 sayılı davanın reddine ilişkin kararının, Orman Yönetiminin temyiziyle, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 11.09.1977 gün 1976/11195-5544 sayılı kararı ile (dayanak tapu kaydının iki sınırlı ve genişletilmeye elverişli olduğu, miktarı itibarı ile geçerli olacağı, ayrıca orman mühendisi ile uygulama yapılması, 766 Sayılı Yasanın 54. maddesi gözönünde bulundurularak araştırma yapılıp gerçek hak sahibi adında tescil kararı verilmesi) gereğine değinilerek bozulduğu, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda verilen, mahkemenin 01.06.1988 gün 1981/1-50 sayılı kararının da, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 11.09.1989 gün, 1988/10906-11724 sayılı ilamı ile (çekişmeli taşınmazın 5616 m2'lik bölümünün kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı saptandığından bu bölümün orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi) gereğine değinilerek bozulduğu, son olarak aynı Mahkemenin 11.04.1990 gün 1990/8-10 sayılı 88 sayılı parselin 5616 m2'lik bölümün orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline ilişkin hükmünün 21.02.1991 tarihinde kesinleşmesiyle, 88 sayılı parsel ifraz edilerek orman sınırları içinde kalan 5616 m2'lik bölüm 529 parsel sayısı ile orman niteliği ile Hazine adına, orman sınırları dışında kalan 5952.76 m2'lik bölümün 528 ve 4951.24 m2'lik bölümünde 530 parsel sayısı ile gerçek kişiler adına tapuya tescil edildiği, somut olayda, uzmanlığına başvurulan orman ve ... bilirkişilerin, söz konusu kadastro mahkemesi kararının doğru olarak uygulandığını, 88 parselde 2/B madde uygulamasının yapılmadığını, 1939 yılında yapılarak kesinleşen orman sınırları içinde kalan bölümün 529 sayılı parsel olarak orman niteliği ile Hazine adına tescil edildiğini dava konusu 528 sayılı parselin kadastro mahkemesinin 1990/8-10 sayılı kararı ile belirlenen 1939 tahdidinin dışında olduğunu, 1987 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde çalışmalarında da 1939 tahdidinde olduğu gibi orman sınırları dışında bırakıldığını, 2/B madde uygulamasına konu edilmediğini açıklayarak rapor ekinde orman tahdit noktalarını gösteren kroki sundukları, mahkemenin de, bu rapor ve krokiyi esas alarak hüküm kurduğu, yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, Kadastro Mahkemesinin 14.04.1990 gün 1990/8-10 sayılı dosyasında Orman Yönetimi tarafından tesbit maliklerine karşı açılan davanın sadece yörede 1939 yılında yapılarak kesinleştiği anlaşılan orman kadastro çalışmasında orman olarak sınırlandırılan alanlara yönelik açıldığı, kesinleşen orman sınırları içinde ve dışında kalan bölümler belirlenerek sadece 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1939 yılında yörede yapılan orman kadastro çalışması gözönüne alınarak hüküm kurulduğu, Yargıtay bozma kararında o tarihte yürürlükte bulunan 766 Sayılı Yasanın 54. maddesi gözönünde bulundurularak gerçek hak sahibi adına tescil kararı verilmesine işaret edildiği halde, 10.10.1987 tarihli 3402 Sayılı Yasa 766 Sayılı Yasayı yürürlükten kaldırdığı ve bu yasanın 30/2. maddesi gerçek hak sahibi adına tescil konusunu üç halde sınırladığı için, kadastro mahkemesi başka bir araştırma yapmadan sadece 1939 tahdidini uygulayarak karar verdiği, kural olarak, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde daha önce kesinleşmiş orman kadastrosu var ise, bir yerin orman olup olmadığı kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümlenir. Ancak, orman kadastrosu 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğünden önce yapılmışsa, 3116 Sayılı Yasa sadece devlet ormanlarının kadastrosunun yapılacağını öngördüğünden, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan orman kadastrosu sınırı dışında bırakılan taşınmazların orman olup olmadığını belirlemekte yetersiz kalır. Bu halde; taşınmazın orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar çerçevesinde çözümlenmesi gerekeceği, 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirildiği, mahkemece, eski tarihli memleket haritası, ... fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen ... ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir ... elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte ... araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi, 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumunun saptanması, tapu ve zilyedlikle ormandan ... kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmesi, ... yapısı, bitki örtüsü ve çevresinin incelenmesi, yukarıda değinilen belgeler ... ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu ... parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınması) gereğine değinilerek bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuştur.
Birleşen ... Asliye ... Hukuk Mahkemesinin 2008/134 Esaslı dosyasındaysa, Hazine tarafından, davalı sıfatıyla ... aleyhine, tapuda davalı adına kayıtlı olan ... Köyü 530 sayılı parselin kesinleşen orman kadastrosunda kısmen orman sınırları dışında, kısmen de kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı yönünde beyanlar hanesinde şerh bulunduğu, taşınmazın tapu kaydının iptali ve Hazine adına tapuya tescili istemiyle dava açıldığı, dava Orman Yönetimine ihbar edildiği, Orman Yönetiminin davacı Hazine yanında yer alarak, taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adın orman sınırları dışına çıkarıldığı, Hazinenin davasını kabulü gerektiğine değinerek dilekçe vermişse de davaya katılma isteminde bulunmadığı, mahkemenin davanın reddine ilişkin 14.03.2007 gün ve 2002/754-71 sayılı kararının, Hazine ve Orman Yönetiminin temyizi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 05.02.2008 günlü ve 2007/16271-1769 sayılı kararıyla, “... Köyü 88 sayılı parselden hükmen ifraz edilen aynı köy 528 ve 530 sayılı parsellere ilişkin, Hazine tarafından aynı sav ile açılan davaların birleştirilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulmuş, davanın ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/255 esasına kayıtlı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
... Köyü 528 ve 530 sayılı parsellere ilişkin davalar birleştirilip, mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez, Mahkemenin birleşen 2007/255 Esasına kayıtlı dava dosyası ile 2008/134 esasına kayıtlı dava dosyasında davaların reddine karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, öncesi orman olduğu iddia edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 Sayılı Yasaya göre 1939 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 2896 ve 3302 Sayılı Yasalara göre 1986 yılında yapılıp 15.05.1987 tarihinde ilan edilerek aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece bozma kararına uyularak, eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve ... fotoğrafının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporlarıyla, çekişmeli ... Köyü 528 ve 530 (530 sayılı parsel hakkında keşif ve uygulama yapılmamıştır) sayılı parsellerin 1939 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları dışında olduğunun belirlendiği gerekçesiyle Hazinenin davasının reddine karar verilmişse de,
Eski tarihli memleket haritası amenajman planı ve ... fotoğrafının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu Orman Yüksek Mühendisi Bilirkişi Prof. Dr. ... tarafından düzenlenen 04.08.2008 tarihli raporda, Çekişmeli 528 sayılı parselin 1939 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunda, orman sınırları dışında bırakıldığı, 1954 ve 1972 memleket haritasında; yeşil alanda, 1997 ve 2005 yılı memleket haritasında ise kısmen yeşil alanda kaldığı, 1954 ... fotoğraflarında; yeşil alanda, 1993 ... fotoğraflarında kısmen yeşil alanda kaldığı, eğimin % 40-50 olduğu, üzerinde meşe,
ıhlamur, akasya gibi orman ağaçları ile emekle yetiştirilmiş süs ve meyve ağaçları bulunduğu belirlenmiş, çekişmeli 530 sayılı parselde keşif yapılmamış ve 530 sayılı parselle ilgili rapor düzenlenmemiş, bu eksikliğin giderilmesi istendiğinde, Orman Yüksek Mühendisi Bilirkişi ... Hasdemir tarafından düzenlenen raporda çekişmeli 530 sayılı parselin 1957 memleket haritasında yeşil ile renklendirildiği, 1972 memleket haritasında tamamen, 1997 ve 2005 memleket haritalarında kısmen yeşil alanda kaldığı, 1954 ... fotoğraflarında; yeşil alanda, 1993 ... fotoğraflarında yine kısmen yeşil alanda kaldığı, 26.11.2010 tarihli ek raporda da, Ekli 2005 ve 2008 yıllarına ait uydu görüntüleri ile orman kadastro paftalarının çakıştırıldığı krokilerde görüleceği gibi 530 nolu parsel ile 529 nolu parsel arasından karayolu geçtiği, keşfin yapıldığı tarihte 530 parselin tamamının sürülü olduğu, topak yapısı olarak orman toprağının tipik özelliği olan ölü örtü ve orman vejetesyonuna ait kök, dal vb organik madde artıklarının yer almadığı, sadece parsel sınırlarına yakın ve sıra halinde meyve ve süs bitkilerinin yer aldığı, doğu ve güney batı sınırında benzer nitelikte taşınmazların bulunduğu, ortalama eğimin % 5-10 olduğunun belirlendiği, 530 parselin kuzeyinde yer alın 529 sayılı parselin orman arazisi oldu, 528 sayılı parselin ise ortalama eğiminin % 40-50 olduğu, meşe ıhlamur, akasya gibi orman ağaçları bulunduğu, emekle yetiştirilmiş süs ve meyve ağaçları bulunduğu, ayrıca parsel içinde bir konutun bulunduğu belirlenmişse de, çekişmeli parsellerin, 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre hiç bir merasime gerek kalmadan devletleşen orman alanlarından olup olmadığı yönünde görüş bildirmemişlerdir. Yargıtay 20. Hukuk dairesinin 18.01.2007 gün ve 2006/16598-324 sayılı bozma kararı taraflarına tebliğ edilip, karar düzeltme yolu kullanılmadığından, mahkemece hükmüne de uyulmakla davanın tarafları yönünden usulü kazanılmış hak oluşmuştur.
Bu nedenle; çekişmeli 528 ve 530 sayılı parsellerden ifraz edilen 529 sayılı parselin, yörede 1939 yılında yapılıp kesinleşen orman tahditinde orman sınırları içinde, 528 ve 530 sayılı parsellerin ise dışında kaldığı yönünde taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, çekişmeli 528 ve 530 sayılı parsellerin 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre devletleşen ormanlardan olup olmadığına ilişindir.
Bu nedenle;
1) Bozmaya uyularak yapılan araştırma inceleme ve keşif sonucu çekişmeli 528 sayılı parselin hen öncesi hem de eylemli durumu itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiğine ve hükmüne uyulan bozma kararı tarafları için usulü kazanılmış hak oluşturacağından, çekişmeli 528 sayılı parselin devletleşen orman alanı olduğu kabul edilerek, bu parsele ilişkin davanın kabulüne, tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmelidir.
2) Çekişmeli ... Köyü 530 sayılı parselde keşif yapılmışsa da, bitki örtüsü ... yapısı ve çevresi incelenmediğinden, mahkemece daha önce dosyaya getirtilmiş bulunan 1957, 1972, 1007, 2005 yılı memleket haritaları, 1954 ... fotoğrafları ve 1993 ... fotoğrafları ile dosyaya getirtilen en eski tarihli amenajman planları, önceki bilirkişiler dışında halen ... ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir ... elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte uygulanmak suretiyle; çekişmeli ... Köyü 530 sayılı parselin, bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan ... kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; 530 sayılı parselin ... yapısı, bitki örtüsü, üzerindeki ağaç ve ağaçcıkların sayısı, kapalılık oranı ve hakim bitki örtüsü, parselin çevresi detaylı olarak saptanmalı ve ... bilirkişinini krokisinde işaretlettirilmeli, orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, ... ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritalarının ve ... fotoğraflarının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli 530 sayılı parselin konumunu ... parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde 530 sayılı parselle ilgili bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle; davacı Hazine ve müdahil Orman Yönetiminin ... Köyü 528 sayılı parsele ilişkin, ikinci bendde açıklanan nedenlerle de davacı Hazinenin ... Köyü 530 sayılı parsele ilişkin hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 30/12/2010 günü oybirliği ile karar verildi.