İçtihatYargıtay5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi · E. 2010/1980 · K. 2012/10454
- Esas No
- 2010/1980
- Karar No
- 2012/10454
- Karar Tarihi
- 17.10.2012
Karar Metni
5. Ceza Dairesi 2010/1980 E. , 2012/10454 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Basit zimmet
HÜKÜM : Zincirleme nitelikli zimmet suçundan mahkümiyet (sanık ... hak.), diğer sanığın işlemiş olduğu suça yardım etme (sanık ... hak.)
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 12/02/2008 gün ve 2007/9-230 Esas, 2008/23 sayılı Kararı ve hükmolunan ceza miktarı gereğince sanıklardan Tamer müdafiin duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verildikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın koruma bekçisi olarak çalışırken 05/07/2001 tarih ve 23 sayılı Çiftçi Malları Koruma Meclisi kararı ile tahsilat görevine getirildiği, 17/08/2001 gün ve 34 sayılı koruma meclisi kararıyla bekçilik görevine geri alındığı, 21/08/2001 tarih ve 35 sayılı koruma meclisi kararı ile de bir önceki meclis kararının geçersizliğine, sanığın katiplik görevinin devamına karar verildiği, 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkındaki Kanunun 12. maddesinde bekçilerin görevlerinin sayıldığı, anılan Yasanın 13. maddesinde ise belirtilen istisnai durumlar dışında bekçilerin başka işlerde görevlendirilemeyeceği şeklinde yasaklayıcı hüküm getirildiği, olayımızda sanığın başka bir göreve getirilmesini gerektirecek istisnai bir durumun mevcut olmadığı, bu itibarla koruma bekçisi olan sanığın zimmet suçundan sorumlu tutulmasına yasal olanak bulunmadığı gibi koruma başkanı olan diğer sanığın zimmet suçuna iştiraki de söz konusu olmayacağından, görevine girmemesine rağmen tahsildar olarak görevlendirilmesi nedeniyle mahkemece oluşumu kabul edilen eyleminin 765 sayılı Kanunda düzenlenen emniyeti suistimal suçunu oluşturabileceği, bu suç için 765 sayılı TCK'da öngörülen cezanın üst sınırı itibariyle aynı Kanunun 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen yedi yıl altı aylık asli ve ilave zamanaşımına tabi olduğu, 30/03/2005 olan suç tarihi ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1.
maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
5237 sayılı TCK'nın 212. maddesindeki "sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur" biçimindeki düzenleme nedeniyle, sanığın eylemlerinde sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ve sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da mahkümiyet hükmü kurularak lehe yasanın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, kabule konu zimmet miktarının bir kısmının kovuşturma aşamasında diğer sanık tarafından ödenmiş olması nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 248/2. maddesi gereğince yapılan indirimin 1/3 yerine 1/2 olarak belirlenmesi, yasal koşulları bulunduğu halde sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmaması ile suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiğinin kabul edilmesi karşısında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi sayılmamış, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca sanığın sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun koşullu salıverme tarihinden itibaren uygulanamayacağı gözetilmeksizin altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesindeki hakların tümünü koşullu salıverilmeye kadar kullanmaktan mahrum bırakmaya hükmedilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu cihetin yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK'nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan hak yoksunluklarına ilişkin bölümün çıkarılarak yerine “5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili haklarından koşullu salıverilme tarihine, 53/1. maddesinde yazılı diğer haklardan 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.