İçtihatYargıtay11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2010/2477 · K. 2010/2990
- Esas No
- 2010/2477
- Karar No
- 2010/2990
- Karar Tarihi
- 18.03.2010
Karar Metni
11. Hukuk Dairesi 2010/2477 E. , 2010/2990 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 6.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.04.2008 tarih ve 2006/373-2008/226 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olan ...’ün ortaklık hissesini 14.04.2006 tarihli hisse devir sözleşmesi ile satın aldığını, davalı kooperatife başvuruda bulunarak üyelik işlemlerinin yapılmasını istediğini, ancak davalının önceki hisse sahibi hakkında dava bulunması nedeniyle hisseye düşen paranın ve tapunun verilmemesi konusunda karar alındığından bahisle dava sonuna kadar müvekkilinin üyeliği hakkında işlem yapılmayacağını bildirmiş olduğunu, müvekkilinin iyiniyetli üçüncü şahıs olduğunu ve yasal prosedüre uygun olarak hisseyi devir aldığını, önceki üye hakkında alınan karara dayalı olarak müvekkilinin yasal haklarından mahrum edilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğunu ileri sürerek, müvekkilinin üyeliğinin tespit ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ortaklık devrini kabul etmeyen yönetim kurulu kararına karşı iptal davası açılmasının mümkün bulunmadığını, ancak genel kurul nezdinde itiraz edilebileceğini, davacının iyiniyetli olmadığını, hissesini devreden ... ile davacının danışıklı hareket ettiklerini, ortaklık hakkını devreden ... ile müvekkili arasındaki davanın sürdüğünü, kooperatifin aynı zamanda yüklenicisi olan anılan şahıs hakkındaki dava nedeniyle tapu verilmemesine ve satıştan elde edilen paraların dava sonuna kadar bloke edilmesine dair genel kurul kararları mevcut iken davacının isteminin karşılanmasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre hissesini davacıya devreden ...’ün kooperatif ortağı olduğu, ihraç edilmediği, bu şahsın aynı zamanda kooperatifin yüklenicisi olması ve kooperatifle arasında eser sözleşmesinden
Kaynaklanan dava bulunmasının anılan kişinin ortaklığını devrine engel teşkil etmeyeceği, devir alanın ortaklık niteliklerini haiz olması halinde kooperatifin bu devri reddetme hakkının bulunmadığı, davacının ortak olma niteliklerini haiz olduğunun anlaşılmış olduğu, bu durumda davacının ortaklığa kabul başvurusunun hissesini devreden ortağın kooperatifle olan ve ortaklık sıfatıyla ilişkisi bulunmayan bir dava ile ilişkilendirilerek reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğu sonucuna varılarak, davanın kabulü ile davacının devir suretiyle kooperatif ortağı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile kural olarak yönetim kurulu kararları aleyhine dava açılamaz ise de yönetim kurulunun aldığı karar bir şahsı doğrudan doğruya ilgilendirir veya onun haklarını ortadan kaldırır nitelikte ise bu tür yönetim kurulu kararları aleyhine dava açılması mümkün olup, somut olayda davacı hakkında alınan kararın bu nitelikte bulunmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, devir suretiyle kooperatif ortağı olunduğunun tespiti ve tescili istemine ilişkindir. Davacının dava dışı ...’den hisse devir sözleşmesi ile devraldığı ortaklık payının adına tescili için davalı kooperatife yaptığı başvuru kooperatif tarafından reddedilmiştir. Davalı kooperatif, dava dışı ... ile kooperatif arasında eser sözleşmesinden doğan uyuşmazlık bulunduğunu, bu nedenle anılan şahıs ile 10 yönetici hakkında kooperatifi zarara uğrattıkları iddiasıyla dava açıldığını, davanın halen devam ettiği, bu nedenle dava sonuçlanıncaya kadar arsa satışından elde edilen paranın ve dağıtımı yapılan arsaların tapularının verilmemesine ilişkin genel kurul kararlarının alınmış olduğunu savunmuştur. Mahkemece, davacının devraldığı ortaklık payını devreden şahıs ile kooperatif arasındaki ortaklık sıfatıyla ilgisi bulunmayan bir dava nedeniyle reddedilmesinin doğru olmadığı sonucuna varılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda, ortaklık payını davacıya devreden ...’ün davalı kooperatifin ortağı olduğu hususunda bir çekişme mevcut değilse de anılan şahıs ile kooperatif arasında eser sözleşmesi de yapılmış olduğu, bu ilişkiden dolayı taraflar arasında uyuşmazlık çıktığı ve dava açıldığı, bu nedenle kooperatifin hakkında dava açılan şahısların ortaklık paylarına isabet edecek para ve tapuların verilmemesi yönünde genel kurul kararı alındığı ileri sürülmüştür. Davalı tarafça, ortaklığın devrini yasaklayıcı yönde bir genel kurul kararının alınmış olduğu ileri sürülmemiş ise de ortaklık payına düşecek para ve arsaların verilmemesine ilişkin genel kurul kararının davalı kooperatifin haklarının güvence altına alınması, uğradığı zararın tazmin edilmesi amacına yönelik olmasına göre bu kararın esasen ortaklığın devrini de dava sonuçlanıncaya kadar engellediğinin kabulü gerekir.Bu durumda da hakkındaki dava devam eden ...’ün ortaklık payını devretmek suretiyle sözkonusu genel kurul kararını etkisiz hale getirmesi genel kurul tarafından alınan karara aykırı olduğundan yönetim kurulunun genel kurul kararına aykırı bu devir işlemini kabul etmemesi yasa ve ana sözleşme hükümlerine uygun bulunmaktadır. Mahkemece, davalının dayandığı genel kurul kararları incelenmemiş, bu konuda bir değerlendirme yapılmamıştır. O halde mahkemece, davalının varlığını ileri sürdüğü genel kurul kararlarının iptali için açılmış bir davanın bulunduğu da ileri sürülmemiş olmasına göre söz konusu genel kurul kararları incelenerek davalının dayandığı genel kurul kararının geçerli olduğunun kabulü halinde açıklanan hususlar nazara alınarak genel kurul kararı uyarınca devir işleminin değerlendirilmesi sonucu davacının ortaklığının tespitine ilişkin isteminin yerinde olup olmadığına karar verilmesi gerekirken, bu husus üzerinde durulmadan yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.