Yargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2010/2769 · K. 2010/12824
7. Ceza Dairesi 2010/2769 E. , 2010/12824 K. "İçtihat Metni" Askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Sincan Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 26/11/2009 tarihli ve 2009/18986-10672 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı adı geçen şüpheli tarafından yapılan itirazın kabulü ile anılan kararda "şüphelinin eyleminin suç tarihi itibarıyla 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 81/1.maddesindeki askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçunu oluşturduğu anlaşılmış ise de, 1632 sayılı Kanun'un 49/1 ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/3.maddesinde belirtilen 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından ... atılı suçtan dolayı zamanaşımı nedeniyle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına ... " ibarelerinin kaldırılarak, " ... soruşturma konusu olayda suç ve suçlusu bulunmaması nedeniyle muteriz hakkında kovuşturmaya yer olmadığına" olarak değiştirilmesine ilişkin mercii Ankara 7.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca verilen 31/12/2009 tarihli ve 2009/1566 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığının 15.02.2010 gün ve 9404 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 25.02.2010 gün ve K.Y.B.2010-35964 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede; Dosya kapsamına göre, şüpheliye isnad edilen askerlikten kurtulmak için sağlık raporu üzerinde hile ile değişiklik yapılmasına iştirak etmek şeklindeki eylemle ilgili, raporun düzenlendiği 23/12/1988 tarihinde eylemin son bulduğu, dolayısıyla bu tarihten itibaren 20 yıla yakın bir zaman sonra şüphelinin başvurusu üzerine sevkedildiği Gülhane Askeri Tıp Akademisinde yeniden yapılan muayenesi sonucu düzenlenen 15/09/2008 tarihli, 772 sayılı raporda, şüpheli hakkında Etimesgut Askeri Hastanesi Sağlık Kurulunca düzenlenen 23/12/1988 tarihli, 1110 sayılı raporun içeriğinin teyit edildiğine ilişkin yeni bir rapor verilmiş ise de, Milli Savunma Bakanlığının 05/11/2009 tarihli ve 090084 nolu yazısı ekinde gönderilen 15/12/1988 tarihli, 7297 sayılı EK-D sağlık muayene formlarında şüphelinin askerliğe elverişli olduğuna dair düzenlenen ve şüphelinin "sağlam" olduğuna ilişkin rapor suretleri üzerinde farklılık içeren kayıtların bulunduğu nazara alınarak Sincan Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma sonucunda, eylemin zamanaşımına uğradığından bahisle söz konusu rapor suretleri üzerindeki kayıt farklılıkları ile ilgili araştırma yapılmadan kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, isnad edilen eylemin subutu halinde suç tarihinin 1988 yılı olacağı gibi, dosyada söz konusu sağlık muayene formu asıllarının bulunmaması sebebiyle evrak üzerinde tahrifat yapılıp yapılmadığının belirlenmediği, şüphelinin önceki ve sonraki sağlık durumu hakkında düzenlenen raporların bir bütün halinde Adli Tıp Kurumu ilgili dairesine gönderilmediği, dolayısıyla mercii mahkemece söz konusu inceleme ve araştırma yapılmaksızın eylemle ilgili "suç" ve "suçlu" bulunmadığı gerekçesiyle karar verilemeyeceği nazara alınarak yapılan incelemede, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 173/1. maddesindeki "Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet Savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi başkanına itiraz edebilir" şeklindeki düzenleme karşısında, şüphelinin kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz hakkının bulunmadığı; 5271 sayılı Kanun'un 173.maddesinin 3.fıkrasındaki "Başkan kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer sulh ceza hakimini görevlendirebilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder, itiraz edeni giderlere mahkum eder ve dosyayı Cumhuriyet Savcısına gönderir. Cumhuriyet Savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.", aynı maddenin 4. fıkrasındaki "Başkan istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir" hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, itiraz nedenlerinin yerinde bulunması halinde kamu davasının açılmasını sağlamaya yönelik bir düzenleme bulunduğundan, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın gerekçesine itirazın mümkün olmadığı gibi, itiraz merciinin, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı kaldırmaksızın gerekçeyi düzeltme yetkisinin bulunmadığı; Gözetilmeden itirazın reddi yerine yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü: CMK.nun 172 ve 173/1-2 maddelerine göre, kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara karşı sadece suçtan zarar görenin itiraz hakkının olduğu, şüpheliye bu hak tanınmadığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Ankara 7.Ağır Ceza Mahkemesinin 31.12.2009 gün ve 2009/1566 D.İş sayılı kararının CMK'nın 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına, 14.07.2010 günü oyçokluğuyla karar verildi.