İçtihatYargıtay4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi · E. 2010/31681 · K. 2012/32675
- Esas No
- 2010/31681
- Karar No
- 2012/32675
- Karar Tarihi
- 27.12.2012
Karar Metni
4. Ceza Dairesi 2010/31681 E. , 2012/32675 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çevrenin kasten kirletilmesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe içeriğine göre, usul ve Kanuna uygun bulunmayan duruşmalı inceleme isteği reddedilerek yapılan incelemede:
A- ... AŞ. hakkında tüzel kişilere özgü güvenlik tedbiri uygulanması istemine ilişkin temyiz davasının incelenmesinde:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununda tüzel kişilerin ceza sorumluluğunun bulunmadığı kabul edilmiş, ancak tüzel kişi yararına suç işlenmesi durumunda, 60. madde uyarınca tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunması esası benimsenmiştir. Bu düzenleme uyarınca her ne kadar sanık sıfatını alamayacak ise de, iddianame ile hakkında güvenlik tedbirine hükmedilmesi talep edilen tüzel kişinin bu sıfatla yargılamada yer almasının ve duruşma günü tebliğ edilerek şirketi temsilen savunmanın alınması da zorunlu bulunmakla birlikte, Ticaret Sicil Memurluğu yazısı ile münferiden her türlü işlem yapmaya yetkili olduğu belirtilen şirket yönetim kurulu üyesi ...'e duruşma gününün tebliğ edilmesi ve yapılan savunmanın bu konuyu da kapsaması karşısında belirtilen yasal gereklerin yerine getirildiği düşünülmüş ve mahkemece TCK'nın 60/3. maddesi uyarınca yapılan değerlendirme, takdir ve gerekçeler yerinde görüldüğünden;
Yükletilen eyleme ve ... A.Ş. hakkında güvenlik tedbirine hükmedilmesine yer olmadığına ilişkin hükme yönelik O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak temyiz davasının esastan reddiyle HÜKMÜN ONANMASINA,
B- Sanıkların, çevrenin kasten kirletilmesi eylemlerine yönelik temyize gelince:
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
TCK'nın 181/1. maddesinde düzenlenen suçun oluşması için atık veya atıkların, ilgili kanunlarda belirlenen teknik usullere aykırı olarak ve çevreye zarar verecek şekilde, toprağa suya veya havaya verilmesi gerekir.
2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde çevre kavramının; "canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları biyolojik, fiziksel, sosyal,
ekonomik ve kültürel ortamı" ifade ettiği belirtilmiştir. İnsanlığın müşterek yaşam hazinesini oluşturan çevrenin korunmasına yönelik gelişmeler, çağdaş toplumlarda "çevre hakkının üçüncü kuşak insan hakları arasında yer almasıyla sonuçlanmış ve bu hakkın devlete bazı pozitif yükümlülükler öngördüğü kabul edilmiştir. TCK'nın 181. maddesinde düzenlenen "çevrenin kasten kirletilmesi suçu"; Anayasanın 56. maddesi ile güvence altına alınan "sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama" hakkını korumakta ve bu hakkı ihlal eden eylemleri yaptırıma bağlamaktadır. Suçun oluşması için bir zararın meydana gelmesi aranmamış, fiilin çevreye zarar verecek şekilde işlenmesi yeterli görülmüş, bu nedenle tehlike suçu olarak düzenlenmiş, ancak belirli kişi veya kişilere değil, topluma yönelik tehlikenin önlenmesi amaçlandığından genel tehlike yaratan suç tipleri içerisinde yer almıştır. Diğer taraftan suç tanımında fiilin yarattığı tehlikenin; "çevreye zarar verecek şekilde" (181/1.f) veya "kalıcı özellik göstermesi" (181/3.f) ya da eylemin maddede belirtilen etkilere neden olabilecek "niteliklere sahip olan atık veya artıklarla ilgili olarak işlenmesi" (181/4.f) aranmakla, suçun somut tehlike suçu" vasfında olduğu anlaşılmaktadır.
2872 sayılı Kanunun 2. maddesinde atık terimi; herhangi bir faaliyet sonucunda oluşan, çevreye atılan veya bırakılan her türlü madde" şeklinde tanımlanmış, Kanunun 8. maddesinde; "her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır" hükmüyle kirletme yasağı getirilmiş ve kirliliğe yol açacak her türlü atık ve artığın kanunda belirlenen temel esaslara uygun olarak düzenlenen yönetmeliklerde öngörülen standart ve yöntemlere uygun olarak alıcı ortama verilebileceği hükme bağlanmıştır. 2872 sayılı Kanunun 11/1. maddesinde de; "üretim, tüketim ve hizmet faaliyetleri sonucunda oluşan atıklarını alıcı ortamlara doğrudan veya dolaylı vermeleri uygun görülmeyen tesis ve işletmeler ile yerleşim birimleri atıklarını yönetmeliklerde belirlenen standart ve yöntemlere uygun olarak arıtmak ve bertaraf etmekle veya ettirmekle ve öngörülen izinleri almakla yükümlüdürler" denilerek, tesis ve işletmeler ile yerleşim birimlerine yasal yükümlülükler getirilmiş, aynı maddenin 9. fıkrasında atıkların üretimi, zararlarının önlenmesi veya azaltılması ile atıkların geri kazanılması ile ilgili esasların yönetmelikte düzenleneceği, 13. fıkrasında ise, tehlikeli atık üreticilerinin yönetmelikte belirtilecek esaslara göre atıklarını bertaraf etmek veya ettirmekle yükümlü oldukları belirtilmiştir. Böylece, çevreye zarar verebilecek atık veya artıkların alıcı ortama katılmasına ilişkin temel esaslar 2872 sayılı Çevre Kanununda açıklanmış, bu esaslara uygun olarak düzenlenen yönetmeliklerde de ilgili standart ve yöntemler belirlenmiş, atık ve artıkların anılan standart ve usullere aykırı olarak çevreye zarar verecek şekilde kasten toprağa, suya veya havaya verilmesi TCK'nın 181. maddesi ile yaptırıma bağlanmıştır.
Bu kapsamda katı atıklarla ilgili ayrıntılı düzenleme 14.03.1991 tarihli ve 20814 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Katı Atıkların Kontrolü Yönetmeliğinde, tehlikeli atıklar hakkında ise 14.03.2005 tarih ve 25755 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği'nde düzenleme yapılmış, bu Yönetmeliğin "Atık Üreticisinin Yükümlülükleri" başlıklı 9. maddesinin birinci bendinde, "Atık üreticisi,... Atıklarını bu Yönetmelikteki esaslara uygun olarak kendi imkanları ile veya kurulmuş atık bertaraf tesisinde gerekli harcamaları karşılayarak veya belediyelerle yada gerçek ve tüzel kişilerle kurulacak ortak atık bertaraf tesislerinde bertaraf etmek veya ettirmekle,...yükümlüdür" hükmüne yer verilmiş, 6. maddede ise Yönetmeliğin uygulanmasıyla ilgili olarak bakanlık görevlendirilmiştir.
Bu açıklamalar çerçevesinde dosyada incelenen uyuşmazlığa gelince:
1- Her ne kadar dosyada mevcut bilirkişi raporunda kullanılmış akü geri kazanım işlemi sonucu ortaya çıkan cüruf şeklindeki atıkların, analiz gerekmeksizin Tehlikeli Atıkların Kontrolü
Yönetmeliğinin Ek-7 Listesinde (A) kategorisinde 'tehlikeli atık" niteliğinde bulunduğu belirtilmekte ise de, sanıklar ve müdafilerinin savunmalarında; ...'deki fabrikada yapılan üretim sonucu ortaya çıkan atıkların bir kısmının evsel atıklarla aynı yere atılabileceğinin, diğer kısmının ise tehlikeli atık olması nedeniyle rutin olarak yıllardır ...'te bulunan ... firmasındaki lisanslı depoya gönderildiğini ve bu gönderilerle ilgili belgeleri dosyaya ibraz ettiklerini, evsel atık türündeki cürufun ise ... bölgesinde belediye atık alanına dökülmekte olduğunu, nitekim bu yöndeki uygulama nedeniyle Çevre İl Müdürlüğünce önce idari para cezası uygulanmış ise de, yaptıkları itiraz üzerine Bakanlıktan alınan görüş doğrultusunda ... İl Çevre ve Orman Müdürlüğünün 15.1.2007 tarihli ve 124 sayılı yazısı ile işletmenin atıklarının tehlikesiz olarak depolanabilme özelliğine sahip bulunması sebebiyle evsel atık düzenli depo tesislerinde ayrı olarak depolanabileceğinin belirtilmesi nedeniyle uygulamalarının bu yönde devam ettiğini, şirketin aldığı malları getirmek üzere Ankara'ya gidecek kamyonları ile Çevre İl Müdürlüğü yazısında belirtilen nitelikteki atıkların, ... Belediyesi tarafından gösterilen alana ücreti ödenip makbuz alınarak ve diğer atıklarla karışmayacak şekilde depo edildiği, ancak numune alınan son kamyondan boşaltılan atıklar üzerinde yapılan incelemede tehlikeli atık niteliğinde bulunduğunun belirlenmesi üzerine yaptıkları araştırma neticesinde, son kamyonun yüklenmesi sırasında, lisanslı şoförlerin yükleme için aracı depo önüne bırakıp yemeğe gittikleri sırada yakında bulunan bir kısım tehlikeli atığın yanlışlıkla işçiler tarafından kamyona yüklendiğinin taraflarınca sonradan anlaşılması karşısında, önceki kamyonlarca dökülen atıkların Çevre İl Müdürlüğünce uygun bulunan yöntemle belediyenin evsel atıklar alanına ve diğer atıklarla karışmayacak şekilde dökülmesi nedeniyle suç kastının bulunmadığını, son kamyondaki atıkların ise taksirle depo alanına döküldüğünü ileri sürmeleri ve dosyada mevcut ... İl Çevre ve Orman Müdürlüğünün sanıkların çalıştıkları ... A.Ş. adlı şirkete hitabeden 15.01.2007 tarihli ve 124 sayılı yazısında, "işletmenin atıklarının Ek-11 A'ya göre tehlikesiz olarak depolanabilme özelliğine sahip atık olması sebebiyle, Katı atıkların Kontrolü Yönetmeliği beşinci bölümünde yer alan teknik standartları ve alt yapıyı haiz evsel atık düzenli depo tesislerinde ayrı olarak (tek tür) depolanarak nihai bertarafının sağlanabileceğinin belirtilmesi karşısında; ... İl Çevre ve Orman Müdürlüğü'nden, anılan bu yazıdan sonra suç tarihine kadar ilgili şirketin belediye çöplüğüne dökme şeklinde yaptığı uygulamanın yasaklanmasına yönelik bir işlem yapılıp yapılmadığı da araştırılarak, idarenin yönlendirmesiyle bu şekilde bir uygulamanın ortaya çıktığı sonucuna ulaşılması durumunda suç kastının oluşmayabileceğinin gözetilmesi ve maddi olgunun savunmadaki gibi son kamyonda tehlikeli atıkların özensizlikle toprağa bırakıldığı biçiminde kabul edilmesi durumunda da çevrenin taksirle kirletilmesi suçunun tartışılması gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle TCK'nın 181. maddesi ile hüküm kurulması,
2- Kabule göre de;
Mahkemece hükme dayanak yapılan ve çevre mühendisi ve kimyager bilirkişiler tarafından hazırlanan 12.12.2007 ve 16.06.2008 tarihli raporlarda, yukarıda açıklanan, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümlerinde öngörülen esas ve usullere aykırı olarak, ... San. Ve Tic. A.Ş. tarafından Ankara İli ... köyünde bulunan belediyeye ait hafriyat döküm alanına atılan ve ... Test ve Analiz Laboratuvarı sonucuna göre içinde 24.09 mg/Lt kurşun olduğu belirlenen, hurda akü geri dönüşümü sırasında ortaya çıkan tehlikeli atığın (cürufun) TCK'nın 181/4. maddesi kapsamında "insan ve hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye" neden olup olmayacağı konusunda bilimsel verilerle desteklenmiş kesin ve net açıklamaların yer almaması karşısında, aralarında Genetik ve Metalürji mühendislerinin de bulunduğu üniversitelerden oluşturulacak uzman bilirkişi kurulundan geçerliliği ulusal veya uluslararası düzeyde bilimsel olarak
verilere dayalı yeni bir rapor alınması ve sanıkların eylemlerinin anılan fıkra kapsamında kalıp kalmayacağının kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanması ve sonucuna göre sanıkların hukuksal durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
b) Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği EK-7'de "Tehlikeli Atık Listesi" verilmekte ve bu listeye ilişkin olarak "Bu ekte (A) işareti ile belirlenmiş atıklar tehlikeli özelliklerine bakılmaksızın kesinlikle tehlikeli atıktır" değerlendirmesi yer almaktadır. Bu çerçevede, kurşun ışıl işlemlerinden kaynaklanan tüm cüruf atıkları (A) kategoridir. Bu kategorideki atıklar analiz yapılmasına gerek olmaksızın "tehlikeli" görülmektedir. Bu açıklamalar karşısında; aynı şirket tarafından aynı suç işleme kararı ile aynı hafriyat döküm alanına kısa aralıklarla atılan cürufun analiz yapılmasına gerek olmaksızın sözü edilen listedeki (A) kategorisinde yer alan "tehlikeli atık '"kapsamında olması nedeniyle TCK'nın 43/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, O Yer Cumhuriyet Savcısı, sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 27/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.