İçtihatYargıtay7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi · E. 2010/3389 · K. 2010/3620
- Esas No
- 2010/3389
- Karar No
- 2010/3620
- Karar Tarihi
- 09.06.2010
Karar Metni
7. Hukuk Dairesi 2010/3389 E. , 2010/3620 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine ve davacı ... ... mirasçıları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 487 parsel sayılı 330250 m² yüzölçümündeki taşınmaz davalı olduğundan sözedilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. 593 parsel sayılı 3500 m2 yüzölçümündeki taşınmaz dava dışı 592 parselin yüzölçümü fazlası olarak tarla niteliği ile hazine adına, 488, 489, 490, 491, 492, 493, 494 ve 495 sayılı sırası ile 19000 m², 20000 m², 18100 m², 10700 m², 11850 m², 11300 m², 12150 m² ve 8100 m² yüzölçümündeki taşınmazlar ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tutanağında yazılı kişiler adına tespit edilmiş ise de; kadastro ekibi tarafından, bu kişiler lehine iktisap şartları oluşmadığı gerekçe gösterilerek hazine adına tespit edilmiş, aktarılan dava kapsamında olduğu gerekçesi ile de davalı hale getirilmiştir. Tespit gününden önce davacılar ... ..., ... ... ve arkadaşları tarafından davalılar hazine ve Kemenli Köyü Tüzel Kişiliği aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan Tapu İptali ve Tescil davası görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. ... ve ... tapu kaydına, miras yoluyla gelen hakka dayanarak 487 parsele yönelik olarak dava açmışlardır. Müdahiller; ... ... ve ... Top, ... Işık ve arkadaşları, ... ... ve arkadaşları, ... ... ve arkadaşları ayrı ayrı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmışlardır. Mahkemece davacılar ... ve ...’in itirazlarının reddine, diğer davacı ve müdahillerin davalarının kısmen kabulü ile 487 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 22.12.2005 tarihli rapor ve eki haritasında belirtilen 93750 m² yüzölçümündeki nehir yatağı altında kalan bölüm çıktıktan sonra geriye kalan 236500 m² yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün hazine adına tapuya tesciline, 488, 495 ve 593 parsel sayılı taşınmazların nehir yatağı altında kaldığından kadastro tespitlerinin iptaline, 489 parselin 7551,70 m², 490 parselin 3429,76 m², 491 parselin 5082,26 m², 492 parselin 5299,13 m², 493 parselin 5865,64 m², 494 parselin 6057,71 m² yüzölçümündeki taşınmaz bölümlerinin ayrı ayrı ilk tespit malikleri adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine ve davacı ... ... mirasçıları ... ..., ... ..., ... ve ... ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyiz konusu 487 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 22.12.2005 tarihli rapor ve eki haritasında belirtilen 93750 m² yüzölçümündeki nehir yatağı altında kalan bölüm çıktıktan sonra geriye kalan 236500 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün davalı hazine adına tapuya tesciline, 488, 495 ve 593 parsel sayılı taşınmazların nehir yatağı altında kaldığından kadastro tespitlerinin iptaline, 489 parselin 7551,70 m², 490 parselin 3429,76 m², 491 parselin 5082,26 m², 492 parselin 5299,13 m², 493 parselin 5865,64 m², 494 parselin 6057,71 m² yüzölçümündeki taşınmaz bölümlerinin ayrı ayrı ilk tespit malikleri adına tapuya tesciline karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.
Kural olarak öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre davada taraf koşulunun oluşturulmamış olması başlı başına bozma nedenidir. Aktarılan dava kapsamında olduğu belirlenen 488, 489, 490, 491, 492, 493, 494 ve 495 parsel sayılı taşınmazların tespit tutanaklarında adlarına ilk tespit yapılan kişilere dava dilekçesi tebliğ edilmediği gibi varsa delilleri de sorulup toplanmamış, taraf koşulu gerçekleştirilmeden hüküm verilmiştir. Taraf koşulu gerçekleştirmeden hüküm verilemez.
O halde mahkemece öncelikle anılan parsellerin tutanaklarında ismi geçen kişilere duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmeli, bu şekilde taraf koşulu gerçekleştirildikten sonra davanın esasına girilmeli, taraflardan varsa delilleri de sorulup saptanmalı, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir.
Mahkemece taraf koşulu sağlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de; davalı hazinenin tutunduğu 6.2.1973 tarih 9 sayılı tapu kaydı idari yoldan oluştuğuna göre haritası Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, ayrıca dava konusu taşınmazların belirli bölümlerinin Göksu Nehri içerisinde kalması nedeniyle öncelikle 3621 Sayılı Kıyı Kanununun 9. maddesi, 16.04.1972 gün ve 1970/7-1972/4 E.K. Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile yine 28.11.1997 gün ve 1996/5-1997/3 E.K. Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı göz önünde tutularak üç jeolog veya jeomorfoloji mühendisi, uzman ziraat ve harita mühendisinden oluşturulacak beş kişilik uzman bilirkişi kurulu ile dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde keşif yapılarak taşınmazlardan değişik kodlarda toprak örnekleri alınıp analizler yaptırılarak, mevsimsel etkiler de göz önünde tutularak İçtihadı Birleştirme Kararlarına uygun şekilde kıyı kenar çizgisi belirlenmeli ve belirlenen bu çizgi tapu fen memuru sıfatını taşıyan uzman harita mühendisi olan bilirkişi tarafından krokisinde infazda kuşkuya yer bırakmayacak biçimde gösterilmeli ve belirlenen bu kıyı kenar çizgisine göre mahkemece hüküm kurulmalıdır. Öte yandan dava konusu taşınmazların kıyı kenar çizgisi ve davalı hazinenin tutunduğu tapu kaydı ve haritası kapsamı dışında kalması ve taşınmazların bulunduğu yerin aktif dere yatağı olmayıp metruk dere yatağı olduğunun belirlenmesi halinde, taşınmazlar üzerinde zilyetlikle taşınmaz iktisap edileceği de düşünülerek, yerel bilirkişilerden ve tanıklardan dava konusu taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi ile dava konusu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, taşınmaz imar ve ihyaya konu olmuş ise imar ve ihyanın hangi günde başladığı, hangi günde bitirildiği, özellikle tespit gününden önce imar ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan da ayrı ayrı olaylara dayalı bilgi alınmalı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin iradi olarak terk edilip edilmediği, terk edilmiş ise hangi günde terk edildiği duraksamasız belirlenmeli, yerel bilirkişi ve tanıklar ile tutanak bilirkişilerinin beyanları bu doğrultuda çeliştiği takdirde taşınmazın başında adı geçenler ayrı ayrı dinlenerek çelişki duraksamasız giderilmeli, daha sonra davanın dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmündeki kısıtlamalara göre davacı ve müdahiller adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden salt kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği Kadastro, Tapu Sicil ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek yetersiz araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazine ile davacı ... mirasçılarının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 09.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.