İçtihatYargıtay11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2010/3829 · K. 2011/15575
- Esas No
- 2010/3829
- Karar No
- 2011/15575
- Karar Tarihi
- 21.11.2011
Karar Metni
11. Hukuk Dairesi 2010/3829 E. , 2011/15575 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/11/2009 tarih ve 2007/1145-2009/1328 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin destek yaşam sigorta poliçesi ile 01.01.2003 tarihinde davalı nezdinde sigorta yaptırdığını, 2400 USD prim yatırdığını, davalının geçerli bir neden göstermeksizin 06.06.2005 tarihinde müvekkilinin poliçesini iptal ettiğini ve yapılan ödemelerin iade edilmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL'nin yasal faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının primlerini ödememesi nedeniyle 06.04.2005 tarihinde taahhütlü mektupla ihtarname gönderildiğini ve 06.06.2005 tarihinde sigorta sözleşmesinin feshedildiğini, davacının taleplerinin TTK. 1268. maddesine göre zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, TTK'nın 1268. maddesine göre sigorta sözleşmelerinden doğan bütün taleplerin iki yılda zamanaşımına uğrayacağı, davacıya 18.04.2005 tarihinde ihtarname tebliğ edildiği, dava zamanaşımının 18.04.2007 tarihinde dolduğu, davanın 04.10.2007 tarihinde iki yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açılmış olması nedeniyle, davanın zamanaşımından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, destek yaşam sigorta poliçesi gereği ödenen sigorta primlerinin tahsili istemine ilişkindir. Bu davanın, alacağın muaccel olmasından itibaren 2 yıl içinde açılması gerekir. Davacı taraf fesih ihtarı gönderilmediğini iddia ettiğine ve fesih hususunu benimsediğine göre, mahkemece fesih bildiriminin davacıya hangi tarihte ulaştığı, usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği araştırılarak zamanaşımı definin değerlendirilmesi gerekirken, davalı tarafın bildirdiği fesih bildirimine ilişkin yazı tarihi dikkate alınarak davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.