İçtihatYargıtay11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2010/4487 · K. 2010/4809
- Esas No
- 2010/4487
- Karar No
- 2010/4809
- Karar Tarihi
- 03.05.2010
Karar Metni
11. Hukuk Dairesi 2010/4487 E. , 2010/4809 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kuşadası 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.07.2008 tarih ve 2007/48-2008/262 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı kooperatife ait sitede, inşaat tamamlandıktan sonra evinin karşısındaki yolun yükseltildiğini, ancak her hangi bir tedbir alınmadığı için evinin yağmur sularının basması tehlikesi altında kaldığını ileri sürerek, yapılan müdahalenin men’ine ve 200.000.000 TL tazminatın davalı denetim kurulundan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yola döşenen içme suyu borularının yüzeye yakın döşenmesi nedeniyle sık sık arıza verdiği için, tedbir olarak boruların geçtiği bir kısım yerlerin yükseltilmek zorunda kalındığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davalı Ergun Erdem dışındaki diğer davalılar hakkındaki davadan feragat edildiği, davacı tarafındaki yol kotunun yükseltilmiş olmasına rağmen bordürlerin aynen bırakıldığı, bordürlerin aynı oranda yükseltilerek kaldırımın da yükseltilmesinin zorunlu olduğu, ayrıca yolun o kısmına mazgallar da yapılmak suretiyle tedbir alınması ve davacının beton perde inşa ettirmesi gerektiği, bu şekilde gelen suyun önlenebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
Dava, el atmanın önlenmesi ve denetim kurulu aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak, hüküm doğru değerlendirmeler içermemektedir. Bozma ilamına uyulduktan sonra davacı, davasını ... aleyhine devam ettirdiğini, diğer davalılar hakkındaki davadan feragat ettiğini açıklamıştır. Bozma öncesinde yapılan keşif sonrası düzenlenen rapora itibar edilerek yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Bu raporda, iddiayı destekler şekilde yol kotunun yükseltildiği, bordürlerin aynı bırakıldığı, bordürlerin aynı oranda bırakılarak kaldırımın da yükseltilmesinin zorunlu olduğu, ayrıca yolun kenarlarına mazgallar yapılması ve davacının beton perde inşa ettirmek suretiyle yağmur sularının taşınmazına zarar vermesinin önleneceği açıklanmıştır. Davacı da iddiasında yolun kooperatifin yüklenicisi tarafından projesine uygun teslim edildikten sonraki zamanda kendisi aleyhine yükseltildiğini ileri sürmüş, davasını da aynı zamanda kooperatif başkanı olan davalı ...’e yönelik açtığını belirtmiştir. Ayrıca, projesine uygun yapıldığı iddia edilen yola anılan davalının kendi taşınmazlarına inşaat yapması sırasında el atarak bu hale getirdiğini bildirmiştir. Hukuk yargılamasında olayları açıklamak taraflara, hukuki değerlendirme yapmak ise yargıca aittir.
Bu durum karşısında, davanın davalı ...’e karşı açıldığı dikkate alınıp, davacı iddiaları üzerinde durulup, davacının da ortak olduğu kooperatif tarafından projesine uygun yaptırılan yolun sonradan onun taşınmazına zarara neden olacak şekilde yükseltilip yükseltilmediğinin, bu işlemin davalı tarafından kendi taşınmazına yaptığı inşaatlar sırasında mı yoksa dava dışı kooperatif tarafından sonradan yapılan çalışma sırasında mı gerçekleştirilip gerçekleştirilemediğinin açıklığa kavuşturulması, davalının inşaatları sırasında yolun bu hale getirildiği anlaşılması halinde eski hale getirilip getirilmeyeceğinin tespit edilmesi, mümkün olmadığı halde masrafları davalı tarafa ait olmak üzere davacının alabileceği tedbirlerin belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.