İçtihatYargıtay11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2010/4552 · K. 2010/4438
- Esas No
- 2010/4552
- Karar No
- 2010/4438
- Karar Tarihi
- 26.04.2010
Karar Metni
11. Hukuk Dairesi 2010/4552 E. , 2010/4438 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.02.2008 tarih ve 2007/266 - 2008/287 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine 2004 yılı çevre düzenleme bedeli ve 16.01.2006 tarihli genel kurul kararı uyarınca Ocak, Şubat, Mart ve Nisan ayı aidatlarının tahsili amacıyla icra takibi başlattığını, ancak müvekkilinin ortak olmadığını, davalının taşınmazların tapusunu verdikten sonra ortak ...’den taşınmazı satın aldığını, iki ay tapunun üzerinde kaldığını, bu dönem itibariyle taşınmazı takip eden bir harcamanın bulunmadığını ileri sürerek, icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitine ve %40 inkar tazminatı hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, alacağın genel kurullara dayandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının taşınmazını 04.04.2005 tarihinde dava dışı kişiye sattığı, ortaklıktan ayrıldığını davalıya bildirmediği, anasözleşmenin 13 ve 20 nci maddeleri uyarınca sorumluluğunun 2 yıl devam edeceği, 15.01.2006 tarihli genel kurulda karar altına alınan dört aylık aidattan tapu malikiyle birlikte sorumlu olduğu, çevre düzenlemesine ilişkin karar bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının icra takibine konu borçtan çevre düzenleme bedeli 750.00 YTL ile bu miktara tekabül eden 1.360.00 YTL işlemiş faizden dolayı borçlu bulunmadığının tespitine, şartları oluşmadığından inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Davalı vekilinin 20.08.2008 havale tarihli katılma yoluyla temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı, bu durumda süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz isteminin HUMK.nun 432/4 ncü maddesi uyarınca süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava, kooperatif ortaklığına dayalı olarak davacı aleyhine başlatılan, çevre düzenlemesi ve aidat alacağının tahsiline yönelik yapılan icra takibinden dolayı borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, hüküm doğru değerlendirmeler içermemektedir. Çekişme, davacının davalının ortağı olup almadığı, buna bağlı olarak çevre düzenlemesi ve genel kurulda karar altına alınan aidatlardan dolayı sorumlu bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır. Davacının, davalının ortağı olduğu, ortaklığını dava dışı ...’e devrettiği, bu devri usulüne uygun şekilde davalıya bildirdiği ve adına kura sonucu isabet eden konutun tapusunun devir alana tahsis edildiği hususu dosya kapsamıyla sabittir. Esasen, bu yön davalının da kabulündedir. Davalının ortaklara tapu tahsisini yaptıktan sonra davacının, başka ortak dava dışı ...’nün taşınmazını 10.02.2005 tarihinde tapudan devir aldığı, 04.04.2005 tarihinde de takip borçlusu, ancak işbu davada taraf olmayan ...’e devir ettiği de kayıtlarla sabittir. Kooperatif ortaklığı, tahsis edilen taşınmazın adına tapusunun verilmesini isteme yetkisini de bahşeden geniş bir statüdür. Ortaklığa bağlı olarak tesis edilen taşınmazın devri, ortaklığın devri sonucunu doğurmayacaktır. Usulüne uygun şekilde ortaklık devir edilmediği sürece, taşınmazını tapuda başkasına devir edenin kooperatife karşı yükümlülükleri devam edecektir. Somut olayda davacının kendisine ait ortaklığı devir ettiği sabit olup, bu nedenle davalıya karşı ortak sıfatı bulunmamaktadır. Davacı, kayıtlara göre ortak olduğu anlaşılan ve bu nedenle adına konut tahsis edilen ...’den tapuyla taşınmaz almış, kısa süre sonra bunu dava dışı kişiye devretmiştir. Davalının cevabından anlaşılacağı üzere, dava dışı ... taşınmazını devretmesine rağmen ortaklığını davacıya devretmemiştir. Esasen, bu yönüyle bir savunma da bulunmamaktadır. Çevre düzenleme bedeline ilişkin bir karar alınmamıştır. Takibe konulan aidatlar da 16.01.2006 tarihli genel kurulda karara bağlanmıştır. Bu durum karşısında, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde davacının hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken dosya kapsamına aykırı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.