İçtihatYargıtay1. Ceza Dairesi
Yargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2010/5899 · K. 2011/109
- Esas No
- 2010/5899
- Karar No
- 2011/109
- Karar Tarihi
- 25.01.2011
Karar Metni
1. Ceza Dairesi 2010/5899 E. , 2011/109 K.
"İçtihat Metni"
...'u kasten öldürmeye teşebbüsten ve izinsiz silah taşımaktan sanık ...'in yapılan yargılanması sonunda: Hükümlülüğüne ilişkin (...) İkinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 12.03.2010 gün ve 296/78 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii ve müdahil vekili taraflarından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
1- Müdahilin “6136 sayılı Kanuna muhalefet” suçundan açılan davaya katılma ve kurulan hükmü temyize yetkisi bulunmadığından, vekilinin bu suçtan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
2- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ...’in, “öldürmeye teşebbüs”, ve “6136 sayılı Kanuna Muhalefet" suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçların niteliği tayin, cezayı azaltıcı takdiri indirim nedenlerinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafiinin meşru savunmaya, tahrikin derecesine, suçun niteliğine, CMK’nun 231. maddesinin uygulanması gerektiğine; müdahil vekilinin takdiri indirim nedeninin bulunmadığına yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle,
A) “6136 sayılı Kanuna Muhalefet” suçu yönünden kurulan hükmün, tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA,
B) “Öldürmeye teşebbüs” suçu yönünden,
Dosya kapsamına göre, tarafların inşaat işi yaptıkları, sanık ...’ın, şirketi adına kat karşılığında aldığı arsadan, sanık ...’in şirketinde çalışan elemanlarca toprak alındığını öğrenmesi üzerine arsanın bulunduğu yere gittiği, burada karşılaştığı sanık ...’in oğlu tanık ...’ın, alınan toprağın yerine koyulacağını söylemesi üzerine ayrıldığı, yaklaşık bir saat sonra kontrol amacıyla, yanında şirketinde satış müdürü olarak görev yapan mağdur ... ve bazı şirket çalışanları da olduğu halde tekrar olay yerine geldiği, toprağın yerine koyulmadığını gördüğü, sanık ...’in diğer oğlu sanık ...’in tarafların yanına gelerek, başlattığı tartışmanın küçük çaplı kavgaya dönüştüğü, bu sırada sanık ...’in yaklaşıp, olaya karışmayan mağdur ...’ya doğru bir el ateş
ederek, sol göğüs bölgesinden yaraladığı, sanığın, tanık ... ve oğlu tanık ... tarafından engellenmesi sonucu atışlarını sürdüremediği, olayda,
a) ... Adli Tıp Şube Müdürlüğünün, 01.06.2006 tarih ve 887 numaralı raporunda, mağdurdaki ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasının batına nafiz olup olmadığı, iç organ ya da damar yaralanmasına, duyularından veya organlarından birinin işlevinde sürekli zayıflık veya işlevinin yitirilmesine sebebiyet verip vermediği, hususlarında bir açıklık getirmediği, mağdurun, 14.09.2006 tarihinde Mahkemedeki beyanında, ciğerinin büyük bir bölümünün alındığı, beden ve hareketlerinde eskiye oranla kısıtlamalar oluştuğunu belirtmesi karşısında, mağdura ait tüm hasta evrakı, film ve grafilerle birlikte Adli Tıp Kurumuna gönderilerek, mağdurun yaralanmasının batına nafiz olup olmadığı, iç organ, sinir ve büyük damar yaralanmasına sebebiyet verip vermediği, duyularından veya organlarından birinin işlevinde sürekli zayıflık veya işlevinin yitirilmesine neden olup olmadığına yönelik rapor alınmasından sonra, teşebbüs nedeniyle 9 ila 15 yıl hapis cezası öngören TCK’nun 35. maddesinin uygulanması sırasında, meydana gelen zararın ağırlığına göre bir ceza verilmesi yerine, yetersiz rapora dayanarak, eksik soruşturmayla, yazılı biçimde 12 yıl hapis cezasına hükmolunması,
b) Mağdur ...’dan, sanığa yönelen ve haksız fiil oluşturan herhangi bir söz veya davranış bulunmadığı halde, haksız tahrik hükmünün uygulanması suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, müdahil vekilinin, temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden, hükmün, kısmen tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, suçun niteliği, ceza miktarı, bozma nedeni ve tutuklulukta geçirilen süreler dikkate alınarak, sanık müdafiinin tahliye talebinin reddine, 25.01.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.