İçtihatYargıtay11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2010/6118 · K. 2010/12429
- Esas No
- 2010/6118
- Karar No
- 2010/12429
- Karar Tarihi
- 05.11.2010
Karar Metni
11. Ceza Dairesi 2010/6118 E. , 2010/12429 K.
"İçtihat Metni"
doğumlu, Malatya İli, Tekirdağ adresinde oturur, evli, üç çocuklu, Tekirdağ hakimi olarak görev yapar.
2) ... ve olma,doğumlu, Hatay İli, İskenderun İlçesi, nüfusuna kayıtlı, Kahramanmaraş adresinde oturur, evli, iki çocuklu, Kahramanmaraş hakimi olarak görev yapar.
3) ..., ve n olma doğumlu, Tunceli İli, evli, iki çocuklu, Muğla hakimi olarak görev yapar.
4) ... ve den olma, doğumlu, Adıyaman İli, Çukurova Adana adresinde oturur, evli, iki çocuklu, Adana hakimi olarak görev yapar.
Suç :Resmi evrakta sahtecilik
02.06.2004-29.04.2002-22.04.2002
Karar Tarihi :05.11.2010
Yukarıda açık kimlikleri ve suçları yazılı sanıklar haklarında Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 08.02.2010 gün ve 2008/335-407 sayılı ek görevsizlik kararı ile Dairemize açılan kamu davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Yargıtay Onbirinci Ceza Dairesince gereği görüşüldü:
Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.02.2010 gün, 2008/335-407 karar sayılı ek görevsizlik kararı ile; Alacakaya hakimi olarak görev yapan sanıkların İlçede bulunan Kralkızı barajının yapımı sırasında kamulaştırılan, kamulaştırmasız el atılan ve tapusuz tescil, tapu iptali ve tescil, tespit ve kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davalarına konu olan gayrimenkullerle ilgili olarak açılan davalarda yapılan tespit ve keşiflerde; ikinci ve üçüncü sınıf susuz tarım arazilerinin birinci sınıf kapalı sulu ve susuz bağ, baraj gölü altında kalan arazinin su altında kalmadığı veya su altında kalmayan arazinin su altında kaldığı, boş ve verimsiz arazilerin bağ ve meyve bahçesi olduğu veya ziraat yapılan arazi olduğu şeklinde gerçeğe aykırı keşif tutanakları düzenledikleri ve almış oldukları bilirkişi raporlarının gerçeğe aykırı olduğundan eylemlerinin sahte resmi evrak düzenleme suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, zincirleme olarak sahte resmi evrak düzenlemek suçunu işledikleri belirtilerek eylemlerine uyan 765 sayılı TCK.'nın 339/1, 80, 31. maddeleri gereğince cezalandırılmaları istemiyle Dairemize kamu davası açılmıştır.
ESAS HAKKINDAKİ GÖRÜŞ:
Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki görüşünde; sanıkların atılı suçu işlediklerine dair iddia dışında somut delil bulunmadığından beraatlerine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:
Sanık ... Savunmasında; Alacakaya İlçesinde Temmuz 2000 ile Temmuz 2002 yılları arasında hakimlik yaptığını, yüklü bir iş altında çalıştığını, bu arada Kralkızı Barajı'nın kamulaştırmasız el atma, tapusuz tescil, tapu iptali, tespit ve tazminat davaları ile ilgili açılmış pek çok davaya da baktığını, bu dosyalarla ilgili keşiflerde gerekli dikkat ve özeni göstermediği ve bilirkişilerin gerçeğe aykırı rapor hazırlamalarına sebebiyet verdiği iddialarını kabul etmediğini, baraj gövdelerinin mevsimsel yağış durumlarına göre değişkenlik gösterdiğini, keşiflerde DSİ'nin kodları esas alınarak bilirkişiler tarafından arazilerin su altında kalıp kalmayacağı hususunda görüşleri sorulup gerekli ölçümler yapıldıktan sonra karar verildiğini, keşiflerin tamamının mahkeme heyeti olarak bizzat arazilerin başına gidilerek gerçekleştirildiğini, tümünde DSİ vekili, karşı taraf vekili, mahkeme personeli ve bilirkişilerin de bizzat hazır bulunduklarını, keşfini yaptıkları parseli kadastro fen memurunun, tapulama paftasını mahalline uygulayarak belirleyip gösterdiğini, bu şekilde tarafıma gösterilen arazi üzerinde gözlemlerimi yaptığını ancak mesleğin ilk yılları olması nedeniyle, tecrübesizliğinden bazı dosyalarda yaptığı gözlemleri tutanaklara yazdırmayı unuttuğunu, bilirkişilerin uzmanlık alanına giren bir hususta hakim olarak görüş bildirmesinin mümkün olmadığını, atılı suçu kabul etmediğini beyan etmiştir.
Sanık ... savunmasında; Alacakaya İlçesinde 2005 yılı Nisan ayı ile 2006 yılı Haziran ayı arasında hakim olarak görev yaptığını, Kralkızı Barajı'nın yapımı sırasında kamulaştırılan, kamulaştırmasız el atılan ve tapusuz tescil, tapu iptali, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davalarına ilişkin pek çok davaya baktığını, yapılan keşiflerde gerekli dikkat ve özeni göstermediği ve bilirkişilerin gerçeğe aykırı rapor hazırlamalarına sebebiyet verdiği iddialarını kabul etmediğini, keşiflere teknik ve mahalli bilirkişiler ile birlikte gittiklerini, keşif yapılacak parseli tapu fen memuru tapulama paftasını mahalline uygulayarak gösterdikten sonra keşifleri yaptığını, arazinin toprak yapısı konusunda uzman olmadığını, ziraat bilirkişisi ne söylediyse tutanaklara onu yansıttığını, her parsele gidip görerek, arazi su altında kalmış ise kayıkla gezerek keşif yaptığını, Yüksek mahkemenin bir çok içtihadında benzer davalarda taşınmazın fiilen su altında kalmasını değil baraj rezervuar alanı içerisinde veya baraj gölü su kodu alanı içerisinde kalmasının davanın görülmesi için yeterli olduğunu, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davalarının kabul edilmesini dolayısıyla el atmanın varlığını kabul ettiğini, ayrıca dava konusu taşınmazların tamamı baraj gölü su kodu alanı içerisinde kalan taşınmazlar olduğunu, bu nedenle üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini belirtmiştir.
Sanık ... savunmasında; Alacakaya İlçesinde 1997 yılı Aralık ayı ile 2000 yılı Temmuz ayı arasında çalıştığını, Kralkızı barajı yapımı sırasında kamulaştırılan gayrimenkullerin bir kısmının 1997-1998 yılları içinde tespitlerini yaptığını, tespitlerin mahalli bilirkişiler, kadastro fen elemanları, tanıklar ve ziraat bilirkişileri ile birlikte, taşınmazlara ait varsa çap ile tapu kayıtları uygulanarak ve bunlara bağlı yer göstermeler doğrultusunda yapıldığını, taşınmazların mevcut durumları neyse o şekilde keşif zaptı düzenlendiğini, bilirkişi raporları ibraz edildiğinde bizzat yerinde saptanan duruma uygun olup olmadığının her dosyada kontrol edildiğini, su altında bulanan yerler su üstünde veya dışında gibi keşif yapılmadığı gibi taşınmaz üzerinde bulunan bağ, meyve bahçesi ve ziraat arazilerinin mevcut durumlarının ziraat bilirkişilerine tespit ettirildiğini, 1998 yılında yapılan bu tespit raporlarına itiraz etme olanağı varken DSİ’nin bu yola hiç başvurmadığını, hakkında isnat olunan suçları kabul etmediğini belirterek beraatine karar verilmesini talep etmiştir.
Sanık ... Savunmasında; Alacakaya İlçesinde 1998 yılı Ocak ayından 2000 yılı Temmuz ayına kadar görev yaptığını, Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan tespit davalarından keşfi gerektirenler için teknik ve yerel bilirkişiler oluşturarak bizzat mahalline gidip tapu fen memuru bilirkişinin gösterdiği araziler üzerinde keşiflerini icra ettiğini, gösterilen arazide gözlem olarak ne tespit etti ise hepsini tutanaklara yazdığını, hakkındaki iddiaların varsayımsal delillere dayandığını, 6-7 yıl sonra DSİ verileri esas alınarak arazi kodlarına göre arazilerin su altında kaldığı veya su altında kalmadığının iddia olunduğunu, hakkındaki suçlamaların dayanaksız olduğunu, her hangi bir suç işlemediğini belirtmiştir.
KANITLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Çağdaş ceza yargılamasının amacı maddi gerçeğe ulaşmaktır. Keza ceza yargılamasının evrensel ilkelerinden biri de kuşkunun bulunduğu yerde sanığa ceza verilemeyeceğine ilişkindir. Bu ilkeler ışığında dosyamıza baktığımızda sanıklar hakkında Kralkızı barajının yapımı sırasında kamulaştırılan, kamulaştırmasız el atılan ve tapusuz tescil, tapu iptali ve tescil, tespit ve kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davalarına konu olan gayrimenkullerle ilgili olarak açılan davalarda yapılan tespit ve keşiflerde; ikinci ve üçüncü sınıf susuz tarım arazilerinin birinci sınıf kapalı sulu ve susuz bağ, baraj gölü altında kalan arazinin su altında kalmadığı veya su altında kalmayan arazinin su altında kaldığı, boş ve verimsiz arazilerin bağ ve meyve bahçesi olduğu veya ziraat yapılan arazi olduğu şeklinde gerçeğe aykırı keşif tutanakları düzenledikleri ve almış oldukları bilirkişi raporlarının gerçeğe aykırı olduğundan bahisle sahte resmi evrak düzenleme suçunu işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır. Sanıklar ise tüm aşamalarda tutarlı bir biçimde yüklenen suçları işlemediklerini savunmaktadırlar. Suça konu keşiflerin yapıldığı tarihler ile Maden Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan keşif tarihleri arasındaki uzun zaman farkı, mevsim koşulları sonucu baraj su seviyesinde meydana gelen değişiklikler, yıllardır su altında kalan arazinin su tutulmaya başlamadan önceki niteliğini tespit etmedeki güçlükler karşısında sanıklar hakkındaki iddialar her türlü kuşkudan uzak olarak sübuta ermemektedir. Bir başka anlatımla sanıkların atılı suçları işlemedikleri yolundaki savunmalarının aksi kanıtlanmamaktadır. Tüm bu nedenlerle yüklenen suçun sanıklar tarafından işlenildiğinin sabit olmaması nedeniyle beraatlerine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:Ayrıntıları yukarıda gösterildiği üzere,
Her ne kadar sanıklar hakkında resmi evrakta sahtecilik suçundan kamu davası açılmış ise de yüklenen suçun sanıklar tarafından işlenildiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK'nun 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı BERAETLERİNE,
Yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına,
Dair, sanıkların yokluğunda, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Aydın Boşgelmez'in huzurunda isteme uygun ve hükmün tebliğinden itibaren yedi gün içerisinde mahkememize sunulacak dilekçe ya da zabıt katibine müracaatla düzenlettirilecek tutanak ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunda temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05.11.2010