İçtihatYargıtay11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2010/6388 · K. 2012/6428
- Esas No
- 2010/6388
- Karar No
- 2012/6428
- Karar Tarihi
- 19.04.2012
Karar Metni
11. Hukuk Dairesi 2010/6388 E. , 2012/6428 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 19.11.2009 tarih ve 2008/251 - 2009/805 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17.04.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete ait işyerinin alt katında bulunan şekerleme fabrikasında 22.11.2003 tarihinde çıkan yangının sıçraması sonucu davacı şirketin depo bölümünde bulunan malzemeler başta olmak üzere, şirkete ait pek çok malzeme ve eşyanın zarar gördüğünü, davalı ... şirketi tarafından müvekkili şirket zararının tazmin edilmemesi üzerine müvekkilince gönderilen 25.02.2004 tarihli ihtarname sonrasında davalının, bir kısım malzemelerin sigorta bedeli olan (8.590,55) TL'nı ödemekle yetindiğini ileri sürerek, yangında kullanma koşulları ortadan kalkan malzeme bedeli olan (175.000) TL ile kazanç kaybı olan (32.000) TL olmak üzere toplam (207.000) TL'nın ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yangından doğrudan etkilenen emtia ve zarar bedelinin davacıya ödendiğini, davacının iddia ettiği gibi emtianın saklama koşullarının bozulmasının, emtianın hasara uğraması sonucunu doğurmayacağını, poliçede teminatın (170.000) TL olup, dava dilekçesinde kompenentlerin (175.000) TL bedelli olduğunun beyan edildiğini, genel hükümler gereği kazanç kaybına ilişkin talep şartlarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemize ait 30.11.2007 tarihli ilama dayanılarak, davacının (2.659) TL hard disc zararı ve (1.785) TL iş durması zararı talep edebileceği gerekçesiyle, davanın (4.444) TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve mahkemece davacının işyerinde bulunan hard disclerin uğradığı hasar bedelinin tespitinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Dava, işyeri sigortası sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Dairemize ait bozma ilamında da belirtildiği gibi davacının işbu davada, ilki yangında saklama koşulları ortadan kalktığı için artık kullanılmasının mümkün olmadığı iddia edilen malzeme bedeli olarak (175.000) TL., diğeri kazanç kaybı olarak nitelenen (32.000) TL. olmak üzere iki kalem zarar talebi vardır. Gerçek zarar miktarını kanıtlamak yükümlülüğü ise davacı sigortalıya aittir.
Bu konuda dosyaya sunulan Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2003/113 D.İş sayılı tespit davasında alınan bilirkişi raporunda, davacıya ait hassas elektronik malzemelerin camdan sıkılan sudan ve buhardan etkilendiği ve elektrostatik duyarlı elemanlar koşullarının bozulduğu, kompenentlerin çalışıp çalışmadığını tespit etmek için bizzat üretici firma tarafından test edilmesinin en sağlıklı yöntem olduğu bildirilmiştir.
Her ne kadar mahkemece davacının uğradığı zarar miktarının tespiti konusunda bilirkişi görüşüne başvurulmuşsa da, alınan raporlar kendi içinde çelişkili olduğu gibi hüküm kurmaya elverişli de değildir. Zira 22.12.2004 tarihli raporda, numunelerde bir bozulma tespit edilmediği ve depodaki sıcaklığın limitlerin dışına çıkmadığı için elektronik elemanların kullanılmasında bir sakıncanın olmadığı bildirildikten sonra, aynı raporda ve 10.04.2005 tarihli ek bilirkişi raporunda bu kez, (789) cins ve (10.000) adetten oluşan kompenentlerin riziko nedeniyle zarar görmüş olabilecekleri ve tek tek test yapılmadan kullanılmasının davacıyı sorumlu kılacağı belirtilmiş, daha sonra da davacının emtiaların toplam değerinin %15’i oranında test masrafını zarar kalemi olarak talep edebileceği bildirilmiştir. Oysa yukarıda da açıklandığı üzere davacının test masrafı adı altında bir zarar talebi olmadığından, taleple bağlılık ilkesi gereği, bu türden bir tazminata hükmedilmesi mümkün değildir. Davacı vekili tarafından da bu raporlara karşı, elektrostatik duyarlı elemanlar koşullarının bozulması halinde artık bu malzemelerin güvenli şekilde kullanılamayacağı ve fiziksel bozulma aranmasının hatalı olacağı ve raporlar arasında çelişki olduğu bildirilerek itiraz edilmiştir. Mahkemece davacı vekilinin bu itirazları karşılanmaması doğru olmamıştır.
Yine Dairemiz bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporunda, davacının emtiaların toplam değerinin %15’i oranında test masrafını zarar kalemi olarak talep edebileceği görüşünde ısrar edilmiştir. Oysa yapılacak test masrafları, gerçek zararın tespiti için gerekli ise ancak bu durumda ve yargılama giderleri içinde dikkate alınabilir. Dolayısıyla mahkemece bu giderlerin zarar kalemi olarak nazara alınmamasında bir isabetsizlik yoktur. Fakat mahkemece sadece davacının yanan hard discleri nedeniyle uğradığı zarara ve iş durması zararına hükmedilmesiyle, bu kez de davacının işyerinde bulunan kompenentler dolayısıyla bir zararının bulunup bulunmadığı tespit edilmemiş ve eğer varsa bu nedenle uğradığı gerçek zarara hükmedilmemiş olmaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece, davacının işyerinde bulunan elektronik malzemelerin elektrostatik duyarlı elemanlar koşullarının bozulması nedeniyle güvenli bir şekilde kullanılıp kullanılamayacağının ve işyerindeki malların meydana gelen yangın dolayısıyla uğradığı gerçek zarar miktarının ne olduğunun, bu konuda uzman bilirkişilerden oluşturulacak yeni bir heyet aracılığıyla, taraflar arasındaki poliçe genel şartları hükümleri ve gerekirse BK.’nun 42 ve 43. maddeleri de nazara alınmak suretiyle incelenip tespit edilmesi, bu konudaki ispat yükümlülüğünün davacıda olması nedeniyle gerekli görülmesi halinde yapılacak test masraflarının da öncesinde davacıdan tahsil edilmesi ve yargılamanın sonucuna göre bu masrafların yarılama giderleri arasında dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Yine mahkemece dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmişse de dosyaya sunulan ekspertiz raporundan, davacının hasarı davalıya ihbar tarihinin 22.12.2003 olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki poliçe genel şartlarının “Rizikonun Gerçekleşmesi Halinde Sigortacının Hakları ve Yükümlülükleri” başlıklı B.3. maddesinde, “sigortacı hasar miktarına ilişkin belgelerin kendisine verilmesinden itibaren bir ay içerisinde gerekli incelemelerini tamamlayıp hasar ve tazminat miktarını tespit edip sigortalıya bildirmek zorundadır” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Bu durumda mahkemece temerrüt olgusunun poliçe genel şartlarının B.3. maddesi hükmü uyarınca tespit edilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, davalı sigortacının dava tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü ile hükmedilen alacağa, yazılı şekilde dava tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
4- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde her ne kadar ikinci zarar taleplerinin, davalının hasarı gidermemesi dolayısıyla iki ay iş yapamamaları nedeniyle uğradıkları gelir kaybı olduğu bildirilmiş ise de yine davacı vekilince sunulan 19.11.2004 tarihli dilekçede, bu kez gelir kaybı taleplerinin, aynı malzemenin dışarıdan kullanılmak zorunda kalınması nedeniyle yaptıkları (48.982,33) TL. tutarındaki ek giderden ibaret olduğu bildirilmiş ve bu konuya ilişkin faturalar sunulmuş, 22.12.2004 tarihli bilirkişi raporuna itirazlarına dair 23.02.2005 tarihli dilekçede de gelir kaybı talepleri yönünden bilirkişi raporunda, dışarıdan aldıkları malzemeler konusunda sundukları faturaların değerlendirilmediği belirtilmiştir.
Davalı vekilince de davacı vekilinin bu beyanlarına karşı çıkılmadığına göre mahkemece, davacının sonradan dışarıdan mal almak şeklinde endekslediği tazminat talebinin, taraflar arasındaki sigorta poliçesi genel şartları uyarınca teminata dahil olup olmadığının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davacı yararına poliçede yer alan iş durması tazminatına hükmedilmesi dahi doğru olmamış, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle de davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına BOZULMASINA, takdir edilen 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak yek diğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harçların istekleri halinde temyiz edene iadesine, 19.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.