İçtihatYargıtay4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2010/6432 · K. 2011/7894
- Esas No
- 2010/6432
- Karar No
- 2011/7894
- Karar Tarihi
- 06.07.2011
Karar Metni
4. Hukuk Dairesi 2010/6432 E. , 2011/7894 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 06/06/2008 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl davanın açılmamış sayılmasına, karşılık davanın kabulüne dair verilen 11/02/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı-k. Davalı ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 06/07/2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
İlk derece mahkemesince; ... eski Belediye Başkanı olan davacı-karşı davalı ...'in, dava dilekçesinde ve 09.06.2008 tarihinde Belediye binasında yaptığı basın toplantısında; 27.05.2008 günlü ... Gazetesindeki habere atıfta bulunarak ve kendi düşüncelerini de ekleyerek, ... Cumhuriyet Başsavcısı olan davalı-karşı davacı hakkında,
2010/6432-2011/7894
"şüpheli Başsavcı olduğunu, gizlilik kararı bulunan dosyayı basına sızdırdığını, ... halkının ve Belediyesinin kendisine güveninin kalmadığını, gün gelip sığınacak bir gölge dahi bulamayacağını, gizli güçler adına hareket ediyorsa bunu açıklamasını,... ... ile ilişkisi var ise bunu açıklaması gerektiğini, Bizans oyunları oynandığını söyleyerek "hodri meydan" demek suretiyle gerek kişilik haklarına, gerekse mesleki değerlerine saldırıda bulunduğu sonuç ve kanaatine varılarak 20.000 TL manevi tazminatın, karşı dava tarihi olan 26.06.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte karşı davalı ...'den tahsili ile davalı-karşı davacı ...'e verilmesine karar verilmiştir. Sayın çoğunluk tarafından onanan yerel mahkemenin bu kararına sübut yönünden katılmakla birlikte, kabul edilen tazminatın miktarı yönünden iştirak edemiyorum.
Borçlar Yasası'nın 49. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir.
Diğer yandan; 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 49. maddesini kısmen karşılayan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesinin Hükümet gerekçesinde, hakimin manevi tazminat miktarını belirlerken, tarafların sıfatını işgal ettiği makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumları da dikkate alması gerektiğinin belirtilmesinde bir zorunluluk bulunmadığının yanında, bunların maddede gereksiz yere tekrar edilmesinin, herkesin kanun önünde eşit olduğu ilkesine de aykırılık teşkil ettiği ifade edilmiştir. Her ne kadar bu yeni düzenleme yürürlüğe girmemiş ise de, önceden beri göz önünde tutulması gerektiğini düşündüğüm bu husus muhalif kalmamda etkili olmuştur.
Dava konusu olayın oluş biçimi, dava tarihi ve yukarıdaki ilkeler ile Dairemizin yerleşik uygulamaları gözetildiğinde, davacı yararına takdir edilen 20.000,00 TL manevi tazminat miktarı fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerektiği kanaatiyle değerli çoğunluğun onama kararına bu yönüyle katılmıyorum. 06/07/2011
KARŞI OY YAZISI
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumları da dikkate almalıdır. Kanunun takdir hakkı verdiği durumlarda hakim MK’nun 4. maddesini göz önünde tutarak hükmedilecek parayı tayin ederken manevi tazminatın bir ceza olmadığını, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanması durumunun da amaçlanmadığını göz önünde bulundurmalıdır. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Manevi tazminatın bir özel yönü de zenginleşme amacı taşımamasıdır. Somut olayda hükmedilen manevi tazminat belirtilen ilkeler gözetildiğinde fazladır. Bu nedenle miktar yönünden çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 06/07/2011