Yargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2010/7080 · K. 2011/3932
8. Hukuk Dairesi 2010/7080 E. , 2011/3932 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil ... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Kandıra Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 22.04.2010 gün ve 2/194 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, dava konusu 104 ada 121 ve 237 nolu parseller ile 105 ada 54, 232, 257 ve 287 nolu parsellerin kadastro çalışmaları sırasında davalı adına tespit ve tescil edildiğini, bu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı Hidayet Sarı’dan mirasen kaldığını açıklayarak dava konusu parsellerdeki davalı adına olan tapu kayıtlarının müvekkilinin miras payı oranında iptali ve tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, dava konusu taşınmazlar hakkında dava dışı kardeşleri ...’nın açmış olduğu tapu iptali ve tescil davasının 1984 tarihli satış senedi doğru olduğundan redle sonuçlandığı ve Yargıtay’ca onanarak kesinleştiğinden o dosyanın eldeki dava için kesin hüküm ya da kesin delil olduğunun dikkate alınmasını ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, dosyada mevcut davalı tarafın tutunduğu 19.01.1984 tarihli harici satış senedinde satıcılardan ..., ... ve ...’nın parmak izlerinin olması nedeniyle bu satış senedinin HUMK. nun 297. maddesine uygun olmadığından ve tüm dosya kapsamı da dikkate alınarak davacının davasının kabulüne, dava konusu parsellerin davacının miras payı oranında tapu kayıtlarının iptaliyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; dava konusu parsellerin senetsizden, 19.01.1984 tarihli “Gayrimenkul Zilyetliği Devir Suretiyle Yapılan Köy Satış Senedi” esas alınarak, davalı adına tespitlerinin 21.01.2008 tarihinde yapıldığı, dava dışı kardeş ...’nın kadastro komisyonuna yaptığı itiraz sonucunda komisyonca, itirazlar reddedilmekle satış senedi dikkate alınarak davalı adına tesciline karar verildiği ve Kadastro Mahkemesine dava açılmadığından kadastro komisyonu kararına binaen çap kayıtlarının oluşturulduğu görülmüştür. Davaya konu taşınmazların tamamının yanların 1979 yılında dul olarak ölen ortak miras bırakanı Hidayet Sarı’ya ait olduğu ve Hidayet Sarı’nın ölümünden sonra, mirasçıları arasında taksim yapılmadığı tartışmasızdır. Ancak, dava konusu yapılan altı adet çaplı taşınmazdaki miras paylarının satıcılar ..., ..., ... ve ... (davacı) tarafından diğer kardeşleri (alıcı) ...’ya murisin ölümünden sonra ve kadastro tespitinden çok önce 19.01.1984 tarihli senetle satılarak zilyetliğinin teslim edildiği, söz konusu senedin satıcılardan ..., ... ve ...’nın parmak izlerinin olması nedeniyle iki tanık huzurunda imzalandığı ve bu senedin köy muhtarı ile iki aza tarafından tasdik edildiği görülmüştür. Dolayısıyla senedin düzenleme biçimi HUMK. nun 297. maddesi kapsamına uygundur. Esasen bu senedin doğruluğu satıcılardan ...’nın davalı ... aleyhine aynı taşınmazlarla ilgili olarak miras payı oranında iptal ve tescil isteğiyle 30.05.2008 tarihinde Kandıra Asliye Hukuk Mahkemesine 2008/361 Esasta kayıtlı dava açılmış ise de, satışın gerçek olduğu belirlenmekle davanın senede konu parseller yönünden reddine karar verildiği ve Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 30.9.2009 tarih, 2009/3085-4369 Esas ve Karar sayılı ilamıyla açıklamalı onama yapılarak kesinleştiği belirlenmiştir. Davacı taraf, eldeki dava aşamasında söz konusu senedin sahte olduğunu ya da parmak izinin kendisine ait olmadığını ileri sürmemiş veya bu konuda dava açmamıştır. Kaldı ki, önce görülen davada, şimdiki davacı tanık olarak dinlenmiş olup; o dosyanın 14.11.2008 tarihli keşif zaptının 4. sayfasındaki beyanında özetle; “…babam sağlığında çocuklarına yer vermedi, davalı ... babam öldükten sonra yaklaşık 20 yıl önce bir kağıt hazırlamış, bana getirdi, bana babamın ölümünü düşüttürmek için buna parmak basmam gerektiğini söyledi, bende bana verdiği kağıda parmak bastım, kağıtta yazı olup olmadığını hatırlamıyorum, okuma yazmam da yoktur, dava konusu taşınmazlardaki ya da diğer taşınmazlardaki babamdan kalan hisseyi davalıya satmadım, devretmedim, diğer kardeşlerim arasında bir anlaşma olup olmadığını bilmiyorum, babam öldükten sonra malları mirasçıları arasında paylaşılmadı…” şeklinde açıklamada bulunmuş, bu beyanını parmak iziyle onaylamıştır. Hal böyle olunca, dava konusu taşınmazların ortak muristen kaldığı, murisin terekesindeki malların paylaşılmadığı, ancak, dava konusu taşınmazlardaki miras paylarının satıcılar ..., ..., ... ve ... tarafından alıcı ...’ya 19.1.1984 tarihinde satılarak zilyetliğinin devredildiği, bu yerlerin davalının zilyetliği altında olduğu, kadastro tespitine ...’nın yaptığı itirazların kadastro komisyonunca reddedildiği, davacının parmak izinin kendisine ait olmadığı yolunda bir iddiası olmadığı ve tespite esas olan bu senedin iptali için herhangi bir dava açılmadığı, değinilen senedin de HUMK. nun 297. maddesine uygun olarak düzenlendiği ve ... ile ... arasında aynı taşınmazlara yönelik önce görülen tapu iptali ve tescil davasının değinilen harici satış senedinin geçerli olması nedeniyle reddedildiği ve bu ret kararının Yargıtay’ca onanarak kesinleştiği anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekirken, kararda yazılı gerekçelerle kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 17,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine 04.07.2011 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.