İçtihatYargıtay14. Hukuk Dairesi
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi · E. 2010/7299 · K. 2010/8398
- Esas No
- 2010/7299
- Karar No
- 2010/8398
- Karar Tarihi
- 15.07.2010
Karar Metni
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/7299 E. , 2010/8398 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 23.03.2009 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 05.11.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, zilyet ve maliki bulunduğu 567 parsel sayılı taşınmaza komşu 568 parsel sayılı taşınmazda bulunan ağaçların taşınmazında gölge yaptığından kullanamadığını, 568 parselde bulunan ahırdan sızan asitli suların armut ve ceviz ağaçlarının kurumasına neden olduğunu ileri sürerek, elatmanın önlenmesini ve ağaçların kal’ini istemiştir.
Davalı, taraflar arasında kesin hüküm bulunduğunu, davacının taşınmazına zarar verici eylemi bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ağaçların kesilmesi ile elatmanın önlenmesine, ahır ile ilgili isteminin reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, komşuluk hukukuna dayalı elatmanın önlenmesi ve kal istemlerine ilişkindir.
Elbirliği halinde mülkiyet, yasa veya yasanın kabul ettiği sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin bir mala veya hakka birlikte malik olma durumunu ifade eder. Elbirliği mülkiyeti ortaklarının tüzel kişiliği yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak elbirliği ortaklarının tümüne aittir. Bu özelliğinden dolayı da elbirliği halinde mülkiyette ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Her ne kadar Türk Medeni Kanununun 702/2 maddesinde, kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliği ile karar verme şartı aranmışsa da son fıkrada “ortaklardan her biri topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır” hükmü getirilmiştir.
Bu hükmün 743 sayılı Türk Medeni Kanununun 581. maddesinden farklı olarak düzenlenmesindeki neden kuşkusuz eski yasanın yürürlükte olduğu dönemde ortaya çıkan bazı güçlükleri gidermektir. Böyle olunca olağan hakların korunması veya oybirliği ile karar vermeyi gerektiren nedenlerin ne olduğu ve bu ayrımın sonuçları üzerinde durulması gerekecektir.
Olağan koruma eylemleri; onarımlar, mahsullerin toplanması, bozulacak olanların satılması, acele olarak yapılması zorunlu bulunan işlemlerin yerine getirilmesi ile istihkak, elatmanın önlenmesi ve tapu sicilinde hak sahipliğinin saptanması gibi taksimi mümkün olmayan taleplerdir. Bu hususlarla ilgili olmak üzere elbirliği ortaklarından her biri bağımsız olarak dava hakkını kullanabilir. Türk Medeni Kanununun 702/2 maddesinde aranan ortakların oybirliği şartı hiç şüphesiz terekeye ait bir hakkın tasarrufu işlemleridir. Bu durumda mülkiyet değişikliği söz konusu olacağından ortaklar oybirliği ile karar vermelidir.
Somut olayda, davacı 567 parsel sayılı taşınmaza komşuluk hukukuna dayalı olarak elatmanın önlenmesi ve kal isteminde bulunmuştur. Hükme esas alınan 01.10.2009 tarihli fen bilirkişi raporunda davalıya ait 568 parsel sayılı taşınmazda bulunan ağaçların tam sınırda bulunduğu; 08.10.2009 ve 02.11.2009 tarihli ziraat bilirkişi raporlarında 568 parsel sayılı taşınmazda bulunan ağaçların 567 parsel sayılı taşınmazda gölge yaparak bitki dokusuna zarar verdiğinden kesilmesi gerektiği belirtilmiştir. Tapu kaydından 568 parsel sayılı taşınmazın davalı ...’e; 567 parsel sayılı taşınmazın ise, verasetten iştirak halinde ..., ..., ..., ..., ... ve ... adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Davacının, zarar gören 567 parsel sayılı taşınmaz tapu malikleri ile bir mülkiyet ilişkisi dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Bu nedenle, davacının öncelikle 567 parsel sayılı taşınmaz ile mülkiyet ilişkisinin tespiti yapılmalı, bundan sonra işin esası hakkında bir karar verilmelidir.
Mahkemece, eksik araştırma ve inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 15.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.