Yargıtay 20. Hukuk Dairesi · E. 2010/8398 · K. 2010/12274
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2010/8398 E. , 2010/12274 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, ... Köyü 107 ada 10 ve 128 ada 4 parselin 2007 yılında yapılan ve 22.04.2008 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastro ve 2/B çalışmasında Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığını bildirerek, davalılar adlarına kayıtlı tapunun iptalini ve Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 2/B iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1963 yılında yapılıp kesinleşen arazi kadastrosu ile 2005 yılında 2859 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan pafta yenileme çalışması vardır. Yörede 6831 sayılı yasaya göre orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına 2007 yılında başlanarak 22.04.2008 tarihinde ilan edilmiş ve 6 aylık süre sonunda kesinleşmiştir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazların 1963 yılında yapılan tapulama sırasında gerçek kişi adına yapılan tesbitine karşı Orman Yönetimi tarafından itiraz edilmesi üzerine, Tarım Bakanlığı mütalaasına göre çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlenerek, mahkemenin 1968/320 ve 1969/20 sayılı kararlarıyla davaların reddine karar verildiği ve gerçek kişi adına hükmen tapu kaydı oluştuğu, böylece taşınmazların orman olmadığı konusunda Hazine yönünden kesin hüküm gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de; HGK.nun 20.03.1996 gün ve 1995/20-1086-174 sayılı kararında ve dairenin bir çok kararında kabul edildiği gibi kesin hükmün varlığı, kesinleşmiş orman kadastrosunun kendiliğinden geçersiz olması sonucunu doğurmaz. 6831 Sayılı Yasanın, orman kadastrosuna ilişkin hükümleri diğer kadastro yasaları gibi tasviye amacını güder. Orman kadastrosu işlemlerine karşı ilgilileri tarafından açılacak davalar için tanınmış olan süreler hak düşürücü sürelerdir. Hak düşürücü sürenin amacı, kamu düzenini korumaktır. Belli bir süre geçtikten sonra kadastrodan önceki haklara dayanarak dava açılması önlenerek uyuşmazlıklar sona erdirilmek istenmiştir. Hak arama özgürlüğünün sınırsız olarak kabulü kamu düzenini aksi yönde etkiler. Hak düşürücü süre ile mülkiyet hakkı değil, hak arama özgürlüğü belli bir süre ile sınırlandırılmıştır. Hak düşürücü süre kamu düzeni ile ilgili olduğundan davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Hak düşürücü süre dava engellerinden olması nedeniyle davanın esasına girilmeden ilk önce incelenmesi gerekir. Bir davada, hak düşürücü süre söz konusu ise dava dinlenemez ve işin esası incelenemez. Dava dinlenemeyeceğine göre, kadastrodan önce var olan bir kesin hüküm de tartışma konusu yapılamaz. Somut olayda, kesin hükümden sonra yürürlüğe giren ve orman kadastrosunun yapıldığı tarihde yürürlükte bulunan 05.11.2003 gün 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Orman Yasasının 7/1. maddesindeki "Devlet Ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da, herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tespiti orman kadastro komisyonlarınca yapılır." hükmü gereğince aynı anda yapılan orman kadastrosunda dava konusu taşınmaz orman sınırı içine alınmış ve 31.12.1981 tarihinden önce orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılmış ve işlem kesinleşmiş, davacı Hazine de genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedenlere dayanarak iptal ve tescil isteği ile dava açmıştır. Bu nedenle; somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulama olanağı da bulunmamaktadır. O halde; mahkemece yapılan keşif ve uygulama sonucu, dava konusu taşınmazın 2/B madde sahasında kaldığı belirlenmiş olduğundan iddia ve savunmaya göre taleple bağlı kalınarak, taşınmazların 2/B madde sahasında kalan kısımları yönünden tapu kaydının iptaline, 6831 Sayılı Yasanın 4999 Sayılı Yasa ile değişik 11/4. maddesi gereğince hali hazır niteliği ile kaydında “6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yer” belirtmesi de yapılarak Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 13.10.2010 günü oyçokluğu ile karar verildi.