İçtihatYargıtay10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E. 2011/10267 · K. 2012/16754
- Esas No
- 2011/10267
- Karar No
- 2012/16754
- Karar Tarihi
- 01.10.2012
Karar Metni
10. Hukuk Dairesi 2011/10267 E. , 2012/16754 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :113-113
Dava; rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle, dava dilekçesinde istenmeyen, ıslahla talep edilen tedavi gideri nedeniyle 168,10 TL. Kurum zararının davalının sorumlu olduğu oran karşılığı 142,89 TL. nin tahsil isteminin reddine karar verilmiştir.
Hükmü, tarafların vekillerinin temyiz etmeleri üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2007/99 Esas, 2007/141 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; Islah, taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesine denir. (HUMK. m.83) (Prof.Dr.Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, B.6.C.IV,İstanbul 2001,s 3965) Islah müessesi, dava değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkandır. Zira bu suretle, aslında yasal itiraz ile karşılaşılabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumu yardımı ile artık bu itirazı davet etmeksizin yapabilmektedir. (Prof.Dr.Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuk, C.I.II.B,5, İstanbul 1992 s.534)
Islahın konusunun tarafların yapmış oldukları usul işlemleri olduğu bir gerçek olduğuna göre, ıslahla düzeltilecek usul işlemlerinin neler olduğundan söz etmek gerekir.Gerek öğreti, gerekse Yargıtay davanın değiştirebileceğini ve genişletilebileceğini aynı şekilde savunmanın genişletilebileceğini ilke olarak kabul etmektedir.Yine müddeabihin (davada talep olunan miktarın) artırılıp artırılmayacağı hususu da bir usul işlemi olup ıslahın konusudur. (Kuru:C.IV.s 4035)
Islahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan, hak ve alacağı bu sürecin dışında, ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi, elbetteki mümkün değildir.Bir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemez. Feragat, kabul, sulh gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyeti taşımaktadır ve bu sebeple, bu işlemlerin de ıslah yoluyla düzeltilmesi imkansızdır.Çünkü ıslah, yargılama hukukunun şekle ve süreye bağlılığından kaynaklanan zımni hak kayıplarının telafisi için öngörülmüş bir müessesedir.Açık bir irade beyanı ile terk edilen haklar, maddi gerçeğin şekle feda edilmesi gibi bir sonuç doğurmadığı için, ıslahın konusu olamaz.
Bilindiği gibi, HUMK.nun 87. maddesinin son cümlesindeki “müddei ıslah suretiyle müddeabihi tezyit edemez” hükmünü Anayasa Mahkemesi Resmi Gazetenin 04.11.2000 tarihli nüshasında yayınlanan 20.07.1999 tarih 1999/1 E. 1999/33 K.sayılı kararı ile dava açıldıktan sonra davacının müddeabihi “ıslah” yoluyla artırılmasını önleyen bu kural, bir hakkın elde edilmesini zorlaştırdığından ve davacıyı ikinci kez dava açmaya zorladığından Anayasanın Hukuk Devleti ilkesine ve hak arama özgürlüğünü kısıtlaması nedeniyle Anayasaya aykırı bulduğundan iptal etmiştir.
Bundan böyle davacı, dava dilekçesinde gösterdiği müddeabihini (davalı muvafakat etmese bile) aynı dava içinde ıslah yolu ile artırabilecektir. Bu düzenleme, davacının ilk dava dilekçesinde saklı tuttuğu fazlaya ilişkin hakkını ek bir dava ile istemesine engel olmayacaktır.
Bu yasal çerçevede somut olayda, davacı vekilinin ıslah dilekçesiyle tahsiline karar verilmesini istediği, davanın açılmasından önce Kurum tarafından yapılan tedavi gideri olan 168,10 TL. nin davalının tazminle sorumlu olduğu 142,90 TL. sinin tahsiline karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi göz önünde bulundurularak 1086 sayılı Kanunun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
S O N U Ç : Hükmün ikinci satırındaki "kısmen kabul, kısmen reddi ile" ibaresi silinirek, yerine, "kabulüne" sözcüğü yazılmasına, "A" bendinin sonuna "46,16 TL.nin 07.05.2007 tarihinden, 83,56 TL.nin 29.05.2007 tarihinden, 13,18 TL.nin 09.08.2007 tarihinden işleyecek yasal faizle davalıdan alınarak davacıya verilmesine" ibaresi yazılmasına, "B" bendindeki "1546,41" rakamları silinerek, yerine, "1554,90" rakamları yazılmasına, "C" bendinin içeriği silinerek, yerine, "Davacının yaptığı 317,80 TL. yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine" yazılmasına, "D" bendi içeriği silinerek, yerine, "Davalının yaptığı yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına" yazılmasına, "E" bendindeki "3083,72" rakamları silinerek, yerine, "3099,44" rakamları yazılmasına, "F" bendinin tümünün silinerek, hükümden çıkarılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.