İçtihatYargıtay22. Hukuk Dairesi
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi · E. 2011/13291 · K. 2012/6016
- Esas No
- 2011/13291
- Karar No
- 2012/6016
- Karar Tarihi
- 30.03.2012
Karar Metni
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2011/13291 E. , 2012/6016 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının özürlü kadrosu ile davalı işyerinde 6 yıl temizlik işleri puantör kadrosunda çalıştığını, 2009 Haziran ayından itibaren baskı altına alındığını, istifa etmesinin istendiğini, hakkında disiplin soruşturması açıldığını ve davacının baskılar sonucu dış görev olan çöpçülük işlerinde çalıştırıldığını, 3 aylık ücretsiz izninin bitiminden sonra davacının yine baskılara maruz kaldığını ve davacıdan 25/01/2010 tarihli istifa dilekçesinin zorla alındığını,davacının temizlik işleri puantör kadrosundan istifa dilekçesinin hükümsüz olduğunu ileri sürerek , feshin geçersizliğine karar verilmesi, buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı vekili, davacının 23/01/2010 tarihinde insan kaynakları ve eğitim müdürlüğüne ailevi nedenleri gerekçe göstererek istifa dilekçesi verdiğini ve 25/01/2010 tarihli başkanlık onuru ile davacının aynı tarih itibari ile kıdem ve ihbar tazminatı ödenmeksizin kaydının kapatılmasına karar verildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacıdan 01/10/2009 tarihinde izninin 24/01/2010 tarihine kadar 6 ay uzatılması için dilekçe alındığı ve 24/01/2010 tarihi gelmeden 23/01/2010 tarihli dilekçe ile istifa dilekçesi alındığı, 25/01/2010 tarihi itibari ile başkanlık oluru ile kaydının kapanmasının uygun görüldüğü belirtilerek iş akdinin fesih işleminin yapıldığı, davacıdan temizlik işleri müdürlüğünce alınan 01/10/2009 tarihli dilekçe ve insan kaynakları eğitim müdürlüğüne verilen 23/01/2010 tarihli dilekçelerde dilekçenin kaydı ile ilgili herhangi bir açıklama olmadığı, davalı tarafça bu dilekçelerin hangi evraka kayıt edildiğinin belirtilmediği, davalının davacıdan her nasıl ise almış olduğu dilekçeye dayanarak davacının kaydını kapatması sureti ile iş akdini sona erdirdiği, bu durumda feshin geçerli olamayacağı gerekçesiyle karar vermek gerekmiştir.
Kararı yasal süresi içinde davalı temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki iş ilişkisinin işçinin istifası ile sona erip ermediği uyuşmazlık konusudur.
İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer. İstifanın işverence kabulü zorunlu değilse de, işverence dilekçenin işleme konulmamış olması ve işçinin de işyerinde çalışmaya devam etmesi halinde gerçek bir istifadan söz edilemez.
İşverence tazminatların derhal ödenmesi ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir.
İşverenin haklı fesih nedenlerine dayanarak işçiye istifa dilekçesi vermesi halinde baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine de gerçek anlamda istifa olarak değer vermek mümkün olmaz. Dairemizce bu gibi hallerde feshin işverence gerçekleştirildiği, ancak işveren feshinin haklı olup olmadığını değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
İşçinin haklı nedenle derhal fesih nedenleri mevcut olduğu ve buna uygun biçimde bir fesih yoluna gideceği sırada, iradesi fesada uğratılarak işverence istifa dilekçesi alınması durumunda da istifaya geçerlilik tanınması doğru olmaz. Bu ihtimalde ise işçinin haklı olarak sözleşmesini feshettiği sonucuna varılmalıdır.
İstifa belgesine dayanılmakla birlikte işçiye ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenmiş olması, Türkiye İş Kurumuna yapılan bildirimde işveren feshinden söz edilmesi gibi çelişkili durumlarda, her bir somut olay yönünden bu çelişkinin istifanın geçerliliğine etkisinin değerlendirilmesi gerekir.
İş sözleşmesinin istifa ile sona ermesi halinde işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanması mümkün olmadığı gibi, ihbar ve kıdem tazminatlarına da hak kazanılamaz. Bundan başka işçinin işverene ihbar tazminatı ödemesi yükümü ortaya çıkabileceğinden istifa türündeki belgelerin titizlikle ele alınması gerekir. İmzaya itiraz ya da metin kısmına ilaveler yapıldığı itirazı mutlak olarak teknik yönden incelenmelidir.
Dosya içeriğinden, davacının 23.08.2004-25.01.2010 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde özürlü kadrosunda temizlik işleri puantör işçisi olarak çalıştığı, yazılı fesih bildirimi bulunmadığı, davacının 23/01/2010 tarihli imzası olan ve el yazısıyla yazılan dilekçesinde, 25/01/2010 tarihi itibari ile ailevi nedenlerden dolayı istifa ettiğini bildirdiği,işverence dilekçenin gelen evrak kayıtlarına 175 sıra no ile 23.01.2010 tarihinde, bilgisayar otomasyon sistemine 175 evrak no ile 25.01.2010 tarihinde kaydedildiği, kayıttan düşürme işlemlerinin bilgisayar otomasyon sistemine 203 ve 205 sıra no ile 26.01.2010 tarihinde kaydedildiği, İnsan Kaynakları Müdürlüğünce 25.01.2010 tarihinde, davacının istifa ettiği, kaydının kapanması gerektiği hususlarının Başkanlık Makamına bildirildiği, bilgisayar otomasyon kayıtlarına bu talebin 25.01.2010 tarihinde işlendiği, kayıt kapama ve başkanlık olur yazılarının mali hizmetler müdürlüğü ve temizlik İşleri Müdürlüğüne bildirildiği, Temizlik İşleri Müdürlüğünce davacının kayıt kapama işleminin 25.01.2010 tarihinde yapıldığı, ...'na işten ayrılış tarihinin 25.01.2010 olarak bildirildiği, Türkiye İş Kurumuna 17.02.2010 tarihli dilekçe ile davacının 25.01.2010 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığının işverence bildirildiği, 25/01/2010 tarihli tebellüğ il muhaberi ile davacıya tebellüğ ettirilen yazıda, 25/01/2010 tarihinden itibaren başkanlık oluruna istinaden kayıt kapatmasının uygun olduğunun belirtildiği, davacının istifa dilekçesini verdiği tarihte izinde olduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda, davacının istifa ederek iş sözleşmesini kendisinin feshettiği, istifa dilekçesinin kendi el yazısı ile yazıldığı, ailevi nedenlerin gerekçe gösterildiği, işveren kayıtlarına usulüne uygun olarak kaydedildiği, ... ve Türkiye İş Kurumuna bildiriminin yapıldığı,davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ödemelerinin de yapılmadığı anlaşılmış olup, istifa dilekçesinin işverence baskı altında alındığının davacı tarafça ıspatlanamadığı ortadadır. Bu durumda davanın reddi yerine kabulüne yönelik yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3.fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 40,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 30.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.