İçtihatYargıtay4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2011/15664 · K. 2012/15857
- Esas No
- 2011/15664
- Karar No
- 2012/15857
- Karar Tarihi
- 31.10.2012
Karar Metni
4. Hukuk Dairesi 2011/15664 E. , 2012/15857 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... aleyhine 14/12/2010 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26/07/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm; davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu haber, Taraf gazetesinin 14/12/2009 tarihli nüshasında "Kürt Ergenekon ve Derin Öcalan" başlığı ile yayımlanmış, haberde; PKK terör örgütünün arkasındaki derin yapıdan bahsedilerek, devamında "Öcalan'ın bu taktiğinde, Ergenekon arkadaşları, ... ve ...'ün ötesinde, başka hangi derin yol arkadaşlarının da katkısı vardır?" şeklinde soru sorulmuştur.
Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Dava konusu yazı bütünü ile incelendiğinde; terörü destekleyen kişilerle Ergenekonu oluşturan derin güçlerin bir ortaklık içinde oldukları, Öcalan'ın "derin yapı" tarafından kullanıldığı, onun da herzamanki gibi kendi menfaatini düşünerek onlarca gencin ölümüne aldırmadığı yönünde bu konudaki düşünce ve görüşlerin açıklandığı, yazının başlık ve içeriği ile doğrudan davacıyı hedef almadığı, kamuoyunda Ergenekon ismi ile bilinen davada tutuklu bulunan davacının terörün tırmanmasından fayda uman Öcalan'ın arkadaşı olduğu belirtilerek isminin geçtiği, başka hangi derin yol arkadaşlarının da katkısı vardır? şeklinde soru yöneltildiği, yazının tümü itibarı ile güncel konulara yönelik bir köşe yazısı olması dolayısı ile yazarın görüş ve yorumları ile birlikte fikir açıklaması niteliğinde olduğu ve davacının kişilik haklarına saldırı içermediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 31/10/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.