İçtihatYargıtay21. Hukuk Dairesi
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi · E. 2011/1645 · K. 2012/10604
- Esas No
- 2011/1645
- Karar No
- 2012/10604
- Karar Tarihi
- 11.06.2012
Karar Metni
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2011/1645 E. , 2012/10604 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, 29.11.2003 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu, sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 28.195.47TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline yine manevi tazminatın kabulü ile 10.000,00TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden;davaya konu zararlandırıcı olayın SGK Başkanlığı tarafından iş kazası olarak nitelendirildiği,kaza sonrasında davacının %71 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda %70 oranında davalı işveren kusurunun bulunduğu, davacının maddi zararının tespiti için alınan hesap raporunda 28.195,47TL karşılanmamış maddi zararının belirtildiği, bu miktar zararın hesabında 9.2.2004 tarihli ibranameye konu 7500,00TL ödemenin toplam zarardan tenzil edildiği, aynı ibranamede davacıya iş kazası nedeniyle manevi zararlarına karşılık olarak ayrıca 7500,00TL da manevi tazminat ödemesinin yapıldığı anlaşılmaktadır.
1-Maddi tazminat davası bakımından yapılan incelemede; öncelikle dosyada bulunan 9.2.2004 tarihli ibranamedeki ödemenin ele alınması gerekir. Kural olarak tazminat alacaklısına yapılmış ödemenin bu miktar ile sınırlı olmak üzere bağlayıcılığı asıldır. Gerçek anlamda ödemeden söz edebilmek için ise tanzim edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunmaması koşuldur. Başka bir anlatımla, ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında açık oransızlığın bulunduğu durumlarda, yapılan ödeme makbuz niteliğinde kabul edilebilir.
Bu durumun, ödemenin yapıldığı tarih göz önünde tutularak davacıların gerçek zararının uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanması suretiyle belirleneceği hukuksal gerçeği ortadadır. Oysa yukarıda açıklandığı biçimde inceleme ve araştırma yapılmadığı dosya içeriğinden anlaşılmakta olup bu durum usul ve yasaya aykırı bulunduğundan bozma nedenidir.
Buna göre yapılacak iş; Davalı tarafından maddi tazminata ilişkin yapılan 7500,00TL sı ödemenin, bu ödemenin yapıldığı tarihlerdeki veriler esas alınarak gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırmak, böylece tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığını denetlemek, açık oransızlığın bulunması durumunda maddi tazminata ilişkin ödemeyi şimdiki gibi "kısmi ifayı içeren makbuz" niteliğinde kabul etmek ve yapılan ödemenin ödeme tarihindeki gerçek zararı hangi oranda karşıladığını saptamak ve sonucuna göre hükmetmek ,açık oransızlığın bulunmaması halinde ise maddi tazminat davasının reddine karar vermektir.
2-Manevi tazminat davası bakımından yapılan incelemede ise asıl uyuşmazlık manevi tazminatın bölünüp bölünmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten, hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulması gereken bir haldir. Başka bir anlatımla üzüntü ve acıyı zamana yaymak suretiyle, manevi tazminatın bölünmesi, bir kısmının dava konusu yapılması kalanın saklı tutulması olanağı yoktur. Niteliği itibariyle manevi tazminat bölünemez. Bir defada istenilmesi gerekir. Yargıtay H.G.K'nun 25.9.1996 gün ve 1996/21-397-637 karar ile 13.10.1999 gün ve 1999/21-684-818 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Somut olayda 9.2.2004 tarihli ibraname ile davacının aynı olay nedeniyle ve manevi zararlarına karşılık olarak 7500,00TL aldığının anlaşılmasına göre davanın manevi tazminat bakımından reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması da usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
3-Ayrıca kabule göre de,davacının faiz başlangıç tarihi olarak kaza tarihini belirttiğine dair dosyada herhangi bir beyanının olmayıp bu kapsamda talebin aşılması neticesini doğuracak şekilde faiz başlangıcı yönünden dava tarihi yerine kaza tarihinin esas alınması da hatalıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 11/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.