İçtihatYargıtay10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E. 2011/1893 · K. 2011/2526
- Esas No
- 2011/1893
- Karar No
- 2011/2526
- Karar Tarihi
- 01.03.2011
Karar Metni
10. Hukuk Dairesi 2011/1893 E. , 2011/2526 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, 01.11.1986 tarihinden itibaren tarımsal faaliyetinin devam ettiği iddiasıyla, 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının sona erdiği 01.01.1994 tarihinden 30.04.2006 tarihine kadar 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile davacının 01.01.1994 – 30.04.2006 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanunun 2’nci maddesindeki “...diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olamayan tarımsal faaliyette bulunan kimseler... Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılırlar” düzenlemesi gereği tescil ya da tevkifata dayalı olarak başlayan ...... sigortalılığının devamı sürecinde devreye giren başka bir zorunlu sigortalılık nedeniyle Tarım Bağ-Kur sigortalılığı sona ermektedir. Ancak, söz konusu zorunlu sigortalılık Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.02.2007 gün 2007/21-73-71 sayılı kararında da açıkça belirtildiği gibi, “makul kısa süreyi” aşmıyor ise ve sonrasında tarımsal faaliyetin 2926 sayılı Kanunun 3’üncü maddesi anlamında devam ettiğinin anlaşılması halinde, yeniden tescil, prim ödemesi veya tevkifat aranmaksızın sigortalılığın devam ettiğinin kabulü gerekmektedir.
Somut olayda; davacının 15.04.1993 – 31.12.1993 tarihleri arasında toplam 255 günlük “makul kısa süreyi” aşmayacak şekilde 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalılığının bulunduğu anlaşılmakta ise de; davanın yasal dayanaklarından 2926 sayılı Kanunun 2’nci maddesine göre ..... sigortalısı sayılması koşulu 3’üncü maddede belirtilen tarımsal faaliyetin kesintisiz sürdürülmesine bağlı olduğundan, davacının dava edilen süreler itibariyle tarımsal faaliyetinin süregeldiği kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Bu nedenle uyuşmazlığa konu dönemde davacının 2926 sayılı Kanunun 3’üncü maddesi anlamında tarımsal faaliyetinin devam edip etmediğinin tespiti amacıyla, aynı Kanunun 3/b, 6 ve 10’uncu maddeleri çerçevesinde gerekli inceleme ve araştırma yapılarak; 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu uyarınca adres bilgilerini saklamakla görevli ilgili Nüfus Müdürlüğü ve adres alt yapısından sorumlu il özel idaresi ve belediyeler ile adres değişikliğini bildirmekle yükümlü muhtarlıklardan da sorulmak suretiyle davacının 1994 - 2006 yılları arasında nerede oturduğu, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde tarımsal faaliyette bulunup bulunmadığı, varsa bu ortaklık veya kiralamaya ve arazi miktarına ait delillerinin neler olduğu, icar sözleşmesi bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyete ara verip vermediği, hangi tür ürünler ektiği, ne kadar ürün elde ederek nerelere sattığı, Eldivan ilçe tarım kredi ile pancar, yağlı tohumlar veya davacının ürettiği ürün çeşitlerine göre üyesi olma ihtimali bulunan diğer kooperatif kayıtlarının başlangıç ve bitiş tarihleri, ortalama gelirinin ne kadar olduğu ve geçimini sağlamaya yetip yetmeyeceği, tohum veya gübre alımlarına ilişkin belgeleri ve traktörü bulunup bulunmadığı, müstahsil makbuzları ile özel şirketlere ürün teslim etti ise buna ilişkin belgeler celp edilmeli, ilgili kişi ve kurumlardan sorulmalı, özellikle davacının oturduğu ilçe nazara alınarak ilçe tarım-kredi kaydı araştırılmalı ve hâsıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.