Yargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2011/8021 · K. 2012/10851
4. Hukuk Dairesi 2011/8021 E. , 2012/10851 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat .....tarafından, davalı ... aleyhine 15/07/2002 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17/03/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davalının öteki temyiz itirazına gelince;dava, haksız fiil nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur. Davacı vekili ; müvekkilinin T.C. Mainz Almanya Başkonsolosluğunda idari ateşe ünvanı ile görev yaptığını, davalının da aynı başkonsoloslukta muavin konsolos olduğunu, davalının, "...aslı olmayan bir meseleyi bahane ederek benim dosyamı bakanlığa göndermediniz, kayıp ettiniz. Zaten bakanlıkta herkes sizi biliyor. Seninki ahlaksızlık, mertlikle bağdaşmayan karaktersin, tehlikeli bir herifsin, ahlaksız..." demek suretiyle görevi başındaki memura görevi nedeniyle hakarette bulunduğunu,beyan ederek manevi tazminat istemli eldeki davayı açmıştır. Davalı vekili , Başkonsolos hakkında iki kişinin şikayeti üzerine soruşturma başlatıldığını, ilgili olarak müvekkili tarafından ifade verildiğini, müvekkilinin davacıya karşı sarfettiği sözlerin hakaret niteliğinde olmayıp, bir ikaz niteliğinde olduğunu, davacının konsoloslukta çalışma uyumunu bozma çabasında olduğunun herkes tarafından bilinen bir gerçek olduğunu, bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalının davacıya "bu yaptığın ahlaksızlıktır, ahlaksız"dediği gerekçesi ile 3000 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Dava konusu olayın gelişimi, olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacı yararına takdir edilen manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenle davalı yararına; BOZULMASINA; davalının öteki temyiz itirazlarının ise (1) sayılı bente açıklanan nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.