İçtihatYargıtay4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2011/8709 · K. 2012/11318
- Esas No
- 2011/8709
- Karar No
- 2012/11318
- Karar Tarihi
- 28.06.2012
Karar Metni
4. Hukuk Dairesi 2011/8709 E. , 2012/11318 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat..... tarafından, davalı ... aleyhine 08/01/2010 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10/03/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının öteki temyiz itirazına gelince:
Dava, kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, istem kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı vekili, müvekkilinin ve davalının İzmir Barosu avukatlarından olduğunu, İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/323 Esas sayılı dosyasında davalının ..... .....'ın vekili olduğunu ve dosyanın yargılamaları sırasında davalı vekili olarak davaya vermiş olduğu cevap dilekçesinde müvekkilini kastederek "..Hakimlikçe görevden azledilen davacılar, ellerindeki ballı işi kaçırınca, haksız itham ve uydurma davalarla kendilerine kazanç sağlamaya çalışmaktadırlar.." ve devamla "..Müvekkilin şikayeti haklı bulunarak hakimlikçe davacıların kayyımlık görevlerine mahkeme kararı ile son verilmiştir.." şeklinde beyanda bulunduğunu, cevap dilekçesindeki bu beyanın bir avukatın meslektaşına karşı kullanması uygun olmayan tarzda olduğunu, aşağılayıcı, müvekkilinin saygınlığını zedeleyen, küçük düşürücü ve savunma sınırı ölçütlerinin çok ötesinde ithamlar olduğunu beyan ederek manevi tazminat istemli eldeki davayı açmıştır.
Davalı vekili, müvekkilinin verdiği cevap dilekçesindeki "ballı iş" tabirinin hakaret ve küçük düşürmek gibi bir maksatta kullanılmadığını, Türkçe karşılığınında hakaret içermediğini ve sadece davada kendisine karşı yönelik suçlamalara ilişkin ve sadece davaya ilişkin beyanlar olduğunu, adı geçen cevap dilekçesinin müvekkili tarafından vekil olarak imzalansa bile kendi müvekkilinin şahsına yönelik haksız ithamlara karşı savunma beyanlarını olduğunu, istenilen tazminatın da fahiş olduğunu iddia ederek haksız açılan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı avukatın müvekkili adına mahkemeye vermiş olduğu dilekçe de maksatı aşarak davacıyı rencide edecek ve mesleği yönünden onu küçük düşürecek şekilde "ellerindeki ballı işi kaçırınca, haksız itham ve davalarla kendilerine kazanç sağlamaya çalışmaktadırlar" şeklinde beyanda bulunduğu, dilekçenin müvekkil adına yazılmış bulunmasının kaleme alan şahsın sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, meslek kurallarına uymak zorunda olan bir avukatın davanın tarafı gibi davrandığı gerekçesi ile 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nasfetle) karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Dava konusu olayda, olayın gelişimi, taraflar arasındaki süreç, söylenen sözlerin niteliği ile yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacı yararına takdir edilen manevi tazminat çok fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenle davalı yararına BOZULMASINA; davalının öteki temyiz itirazlarının ise (1) sayılı bente açıklanan nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 28/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
...