İçtihatYargıtay11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2011/9909 · K. 2011/14750
- Esas No
- 2011/9909
- Karar No
- 2011/14750
- Karar Tarihi
- 01.11.2011
Karar Metni
11. Hukuk Dairesi 2011/9909 E. , 2011/14750 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/03/2009 gün ve 2007/45-2009/57 sayılı kararı onayan Daire’nin 11/04/2011 gün ve 2009/11673-2011/4207 sayılı kararı aleyhinde davacılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin uzun yıllardır çeşitli markalara ait ve değişik ebatlarda bisiklet tekerleği iç lastik alım ve satımı işi ile uğraştıklarını, dava konusu "IRC" markasının gerçek sahibinin Japon Inoue Rubber Co. firması olduğunu, bu firmanın dünyanın birçok ülkesinde kendine bağlı şirketler kurmak ve lisans hakkı vermek suretiyle ürünlerin üretim ve satışını gerçekleştirdiğini, davalı şirketin, adı geçen Japon firmasının Türkiye distribütörlüğünü alarak, bu marka altında üretim ve satış işlemlerini gerçekleştirdiğini, davalının lisans ücretini ödememesi nedeniyle dava dışı ...'in distribütör olarak belirlendiğini, müvekkillerinin ...'den iç lastik almaya başlamaları üzerine, davalı şirket yetkililerinin "IRC" markasının kendilerine ait olduğundan bahisle Konya Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduklarını, bunun üzerine müvekkillerine ait ürünlerin toplatıldığını ve davalının "IRC" markasını haksız ve kötüniyetli olarak kendi adına tescil ettirdiğini ileri sürerek, davalı adına tescilli "IRC" markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların dava açma hak ve yetkisinin bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davanın, dava dışı Japon Inoue Rubber Co. Ltd. şirketi adına tescilli "IRC" markasına dayalı olarak açıldığı, davacılar adına tescilli böyle bir markanın bulunmadığı, davanın, davacılara ait ürünlerin davalı tarafından toplatılması nedeniyle açıldığı ve davacıların bu marka üzerinde herhangi bir öncelik haklarının bulunmadığı, davacıların 556 Sayılı KHK'nin 8 ve 42. maddeleri gereğince dava dışı Japon şirketinin haklarına dayanarak hükümsüzlük talebinde bulunduğu, davacı şirket ile Japon firması arasında inhisari lisans sözleşmesi bulunmadığı, davanın öncelik haklarına dayalı hükümsüzlük davası olup tescile itiraz ve hükümsüzlük davalarının marka sahibi veya inhisari lisansiyer tarafından açılacağı öngörüldüğünden davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen karar, davacılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Davacılar vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, davalı firmanın adına tescil ettiği markanın dava dışı Japon firmasına ait olduğunu, piyasada çok uzun süreden beri anılan firmanın markasını taşıyan lastiklerinin satıldığını, Türkiye’de de distribütörleri aracılığı ile faaliyet gösterdiğini, hatta davalının da bir ara markanın gerçek hak sahibi olduğu iddia edilen firmanın distribütörlüğünü yaptığını, Türkiye’de gerçek hak sahibi adına tescilli olmadığını bilen davalının markayı lastik emtiasını kapsar şekilde adına tescil ettirdiğini, bunun kötüniyetli olduğunu, davalının, kendi markasının takliti iddiasıyla halen markanın gerçek sahibi olduğunu iddia ettiği firmanın Türkiye distribütörünün ithal ettiği mallardan satın aldığı müvekkili mallarını toplattığını ileri sürerek, davalı adına tescili markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir. Dosya içeriğinden, davalının tescilli marka hakkına dayalı olarak yaptığı şikayet üzerine, davacıların işyerlerinde aramalar yapıldığı, ele geçirilen lastiklere el konulduğu, 556 sayılı KHK.ye muhalefetten dolayı haklarında kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır. Davacılar ile dava dışı markanın gerçek hak sahibi olduğu ileri sürülen Japon firması arasında bir lisans sözleşmesi olduğu iddia ve ispat edilmemiştir. Mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, mahkemenin gerekçesinin aksine, davacılar vekili dava dilekçesinde salt gerçek hak sahibi olduğu ileri sürülen Japon firmasının hakkına dayanmamıştır. Ayrıca, davalının kötüniyetli olarak marka tescilini sağladığını, buna dayalı olarak asıl hak sahibinin markasını içeren ve ithal edilmiş bulunan emtiaların satılmasını önlemeye çalıştığını, usulüne uygun şekilde Türkiye’ye ithal edilen ve kendilerinin de satın aldıkları emtiaların toplatıldığını, işyerlerinde aramalar yapıldığını, davalının bu eylemi nedeniyle yargılandıklarını da iddia etmişlerdir. 556 sayılı KHK.nin 43. maddesi hükmüne göre, marka hükümsüzlüğünü, zarar gören kişiler, Cumhuriyet Savcıları ve ilgili resmi kurumlar isteyebilecektir.
Bu durum karşısında, mahkemece, davacıların salt dava dışı gerçek hak sahibi olduğu iddia edilen firmanın hakkına dayanmadıkları, davalının tescilli marka hakkına dayalı olarak işyerlerinde arama yapıldığı, mallarının toplatıldığı ve haklarında kamu davası açılmasına neden olduğu iddiasını da ileri sürdükleri, başka bir anlatımla, markanın tescili dolayısıyla zarar gördüklerini, bu tescilin kötüniyetli olduğunu da iddia ettikleri, işbu davayı açmada hukuki yararlarının bulunduğu, aktif dava ehliyetlerinin olduğu kabul edilerek işin esasına girilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacılar yararına bozulması gerekirken yazılı şekilde onanmış olduğundan, davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 11.04.2011 tarih 2009/11673 Esas-2011/4207 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 11.04.2011 tarih 2009/11673 Esas-2011/4207 karar sayılı onama kararının kaldırılarak yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacılar yararına BOZULMASINA, temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının istek halinde temyiz eden ve karar düzeltme isteyenlere iadesine, 01/11/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.