İçtihatYargıtay4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2011/9911 · K. 2012/11105
- Esas No
- 2011/9911
- Karar No
- 2012/11105
- Karar Tarihi
- 26.06.2012
Karar Metni
4. Hukuk Dairesi 2011/9911 E. , 2012/11105 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat .....tarafından, davalı ... aleyhine 31/03/2006 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 04/05/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının öteki temyiz itirazına gelince; dava, haksız şikayet nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı vekili, müvekkilinin fen bilgisi öğretmeni olarak görev yaptığını, 1999-2004 yılları arasında Ardahan Belelediye Başkanlığı görevini yürüttüğünü 28/04/2004 tarihinde yapılan belediye başkanlığı seçimlerinde belediye başkanı adayı olduğunu ancak seçimleri kazanamayarak öğretmenlik mesleğine geri döndüğünü, davalının müvekkilini Milli Eğitim Bakanlığına şikayet etmesi sonucu ilgili bakanlık tarafından müvekkili hakkında idari soruşturma başlatıldığını, idari soruşturma devam etmekteyken davalının müvekkili hakkında Ardahan'da bulunan çeşitli gazetelere ithamlar içeren beyanatlarda bulunduğunu, müvekkilinin manevi açıdan zarar gördüğünü beyan ederek manevi tazminat istemli eldeki davayı açmıştır.
Davalı vekili, davacının Milli Eğitim Bakanlığına şikayet edilmesinin anayasal şikayet hakkı sınırlarında kaldığını, davacı hakkında soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararın davacı hakkındaki iddiaların gerçek dışı olmasından dolayı değil, iddiaların soruşturma için yeterli bulunmaması dolayısıyla verildiğini, yerel gazetelerde yayınlanan ifadelerin davalıya ait ifadeler olmayıp uydurma haberler olduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, şikayet anayasal bir hak olmasına karşın şikayet sebebi oluşturan fiillerin şikayet edilen tarafından işlendiğine ilişkin emarelerin bulunması gerektiği, somut olayda, davacının söz konusu fiilleri işlediğine ilişkin emare bulunmadığı gibi soruşturma dosyası içerisinde beyanları alınan kişilerin ve dinlenen tanıkların beyanları gözönüne alındığında davacıya isnad edilen suçlamaların yerinde olmadığı, söz konusu suçlamalar dolayısıyla idari soruşturma geçirmesi ve çeşitli yargılama faaliyetleri ile karşı karşıya kalmasının davacının iç dünyasında çöküntü meydana getirdiği gerekçesi ile 4000 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nasfetle) karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Dava konusu olayda, olay tarihi, olayın gelişimi, dilekçenin içeriği ile yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacı yararına takdir edilen manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir..
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenle davalı yararına BOZULMASINA; davalının öteki temyiz itirazlarının ise (1) sayılı bente açıklanan nedenlerle REDDİNE ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 26/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.