İçtihatYargıtay3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2012/13303 · K. 2012/19539
- Esas No
- 2012/13303
- Karar No
- 2012/19539
- Karar Tarihi
- 24.09.2012
Karar Metni
3. Hukuk Dairesi 2012/13303 E. , 2012/19539 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 205 adet zeytin ağacının geri verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı ... ve vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmaza; davacıların murisinin yan taraftaki tapulu arazisine heyelanla zarar gelmesini önlemek için 1939 yılında zeytin ağaçları diktiğini, taşınmazın 1979 yılında mera vasfıyla hazine adına tapuya tescil edildiğini, beyanlar hanesine zeytin ağaçlarını muris ...'in diktiğinin yazıldığını, hazineye karşı açılan tapu iptal davasının reddedildiğini belirterek; beyanlar hanesinde ağaçların davacıların murisi tarafından dikildiğinin yazılı olması sebebiyle 205 adet zeytin ağacının sökülüp davacılara verilmesini, ağaçların sökülmesi fazlaca zarara yolaçacak ise ağaç bedelinin ödenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın orta malı olarak kayıtlı bulunduğunu; mahkeme kararıyla mera olarak sınırlandırıldığını, taşınmazın mera niteliğinde olması nedeniyle hiç kimse tarafından özel mülkiyet olarak kullanılmadığını, davacının mevcut yasalar karşısında taşınmaz üzerinde korunacak hiçbir hakkının bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; mera vasıflı taşınmazın tutanağının beyanlar hanesinde muhdesatın gösterilmesinin mümkün olmadığı, hukuka aykırı olarak beyanlar hanesinde gösterilen muhdesat nedeniyle ağaç bedellerinin ödenmesinin talep edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı ... ve vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava; mahkeme kararıyla sonradan mera olarak sınırlandırılan taşınmazın üzerine davacıların murisi tarafından dikilen zeytin ağaçlarının sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak sökülerek verilmesi, bu mümkün olmaz ise bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Medeni Kanunun 722. maddesi gereğince bir kimse kendi arazisindeki yapıda başkasının malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin veya bir başkasının malzemesini kullanırsa, bu malzeme arazinin bütünleyici parçası olur. Ancak, sahibinin rızası olmaksızın kullanılmış olan malzemenin sökülmesi aşırı zarara yol açmayacaksa, malzeme sahibi, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere bunların sökülüp kendisine verilmesini isteyebilir. Aynı koşullar altında arazinin maliki de, rızası olmaksızın yapılan yapıda kullanılan malzemenin, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere sökülüp kaldırılmasını isteyebilir.
Aynı Kanunun 723. maddesi gereğince malzeme sökülüp alınmazsa arazi maliki, malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür. Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyi niyetli değilse, hâkimin hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir.Somut olayda, davacıların murisi ...'nin dava konusu taşınmaza kadastro tespitinden önce zeytin ağaçları diktiği, taşınmazın 28.06.1976 tarihinde hazine adına tespit edildiği, tespit sırasında tutanağının beyanlar hanesine taşınmaz üzerindeki ağaçların ...'ye ait olduğunun yazıldığı, 1978 yılında... mirasçıları tarafından Maliye Hazinesi aleyhine kadastro tesbitine itiraz davası açıldığı, 1992 tarihli ilamla mahkemece; taşınmazın 919 m²'sinin ... mirasçıları adına; 11.841 m²'sinin tespit gibi mera olarak sınırlandırılmasına karar verildiği; mera olarak sınırlandırılmasına karar verilen kısım üzerinde 65-75 yaşlarında 185 adet zeytin ağacının mevcut olduğu, bu ağaçların sökülüp geri verilmesinin mevcut koşullar dahilinde mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.Bu şartlar altında, davacılar murisi kendisine ait olmayan taşınmaz üzerine ağaç diktiğine göre iyi niyetli olmadığı kabul edilerek, davacılar sadece MK. madde 723 gereğince asgari levazım bedelini talep edebilecektir.Mahkemece, yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.O halde, mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde, bilirkişiler aracılığıyla belirlenecek asgari levazım değerinin davacılara ödenmesine karar vermek olmalıdır. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.