İçtihatYargıtay11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2012/14747 · K. 2013/12698
- Esas No
- 2012/14747
- Karar No
- 2013/12698
- Karar Tarihi
- 17.06.2013
Karar Metni
11. Hukuk Dairesi 2012/14747 E. , 2013/12698 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/01/2012 tarih ve 2008/151-2012/9 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisinin ... ... Şubesinden kullandığı çiftçi kredisi geri ödemesinin davalı tarafından ... Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, murisin vefat ettiğini, hasarın ödenmesi için davalıya başvurulduğunda murisin yıllar önce geçirdiği By-pas ameliyatı gerekçe gösterilerek ödemenin yapılmadığını, oysa kredi işlemleri esnasında Banka görevlilerinin murise hiç okutmadan kredi ve sigorta ile evrakları imzalattığını, sigorta talebi dahi bulunmayan murise önceden geçirdiği ameliyatların sorulmadığını ileri sürerek ...'a ödenecek kredi ve masraflarından 7.000,00 TL'sinin faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. 12.11.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 8.738,05 TL olarak belirtmiştir.
Davalı vekili, murisin CABG (Koroner Arter By-pass Greftleme Ameliyatı) geçirdiği halde sigorta başvuru formunda belirtmediği, eğer doğru beyanda bulunulsa idi poliçenin düzenlenmeyeceğini, zira müvekkilinin sürprim uygulamasının bulunmadığını, ... Sigortası Genel Şartları'nın C.2/2.2 maddesi uyarınca tazminatın ödenmesinin mümkün olmadığını, ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, poliçe imzalanırken davalı sigorta şirketi tarafından basiretli bir tacir gibi davranılarak davacıların murisine önceden var olan sağlık sorunlarıyla ilgili herhangi bir uyarı yapılmadığı, bu nedenle davacıların murisi tarafından poliçenin ilgili kısmının boş bırakıldığı, sırf bu nedenden dolayı davalı sigorta şirketi tarafından davacılara sigorta kapsamında ödeme yapılmamasının iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı, dava tarihine kadar kredinin karşılığı olarak 3.500,00 TL ödeme yapıldığı, talep edilen 5.238,00 TL alacağın ise dava açıldıktan sonra doğduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddine, 3.500,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacıların dava ve ıslah dilekçesi ile talep etmiş olduğu bakiye talebin dava açıldıktan sonra doğmuş olması nedeni ile bu alacak kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, hayat sigorta sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacıların murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle 04.07.2007-04.07.2008 tarihleri arası için hayat sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Poliçenin düzenlenmesinden kısa bir süre sonra, 07.07.2007 tarihinde davacıların murisi vefat etmiştir.
Taraflar arasında iki noktada uyuşmazlık sözkonusu olup, bunlardan birincisi, poliçe düzenlenirken sigortalı tarafından sağlığı ile ilgili bir form doldurulmamasının doğru beyan yükümlülüğü açısından bir etkisinin olup olmadığı, ikincisi ise poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının ihbar yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığıdır. Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme (ihbar) yükümlülüğünü düzenleyen TTK'nın 1290. maddesi her ne kadar mal sigortalarına ilişkin bulunmakta ise de, Dairemizin yerleşik kararları ile hayat sigortalarında da uygulanmaktadır. Hatta anılan bu düzenleme, ... Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi ile sözleşme hükmü halini almıştır.
Gerek TTK’nın 1290. maddesi ve gerekse ... Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmesinin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlü olup, formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Bu itibarla mahkemenin poliçe düzenlenirken davalı sigorta şirketi tarafından basiretli bir tacir gibi davranılarak davacıların murisine bu konuda bir uyarı yapılmadığı, sigorta sözleşmesinin yapılması sırasında sigortalı tarafından form doldurulmadığı, poliçenin ilgili kısmının boş bırakıldığı, davalının davacılara ödeme yapmamasının iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı gerekçesi yerinde değildir.
Uyuşmazlıkta çözümü gereken bir diğer sorun ise, poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının ölüme sebebiyet veren hastalığının mevcut olup olmadığı, bunu kasten gizleyip gizlemediği, dolayısı ile ihbar yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığıdır. Şayet sigortalı tarafından var olan hastalık kasten bildirilmemiş ise sigortacının sözleşmeden cayma hakkı sözkonusu olup, Dairemiz yerleşik uygulamasına göre TTK’nın 1290/1. maddesindeki ihbar yükümlülüğüne aykırı davranışın gerçekleşebilmesi için bildirilmeyen rahatsızlık ile riziko arasında illiyetin mevcut olması gerekmektedir.
Bu itibarla mahkemece, sigortalıya ait tüm tedavi kayıtları dosya içine getirtilerek aralarında kalp-damar cerrahisi konusunda uzman olan bir hekimin de bulunduğu bilirkişi kurulu vasıtasıyla inceleme yaptırılmak suretiyle, sözleşme anında sigortalının savunmada geçen hastalığının bulunup bulunmadığı, mevcut olduğunun tespiti halinde gizlenip gizlenmediği, ölüm rizikosu ile bildirilmeyen hastalık arasında illiyet olup olmadığı değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.