Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E. 2012/16923 · K. 2012/15642
10. Hukuk Dairesi 2012/16923 E. , 2012/15642 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi No :175-360 Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak davalı ... hakkında davanın reddine, diğer davalılar hakkında davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 9, 10 ve 26. maddeleri olup, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Davacı Kurum, davalılar ... ve ... yönünden, 506 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca istemde bulunduğu halde, uygulama önceliği bulunan 506 sayılı Yasa'nın 10. maddesi şartlarının oluşup oluşmadığı yöntemince irdelenmediği gibi, yetersiz kusur raporuna dayalı olarak karar verildiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına göre, ... Üniversitesi Spor Tesislerinin demir doğrama işinde çalışan sigortalının yerden 3 metre yükseklikteki çatının montajında sırasında bastığı eternitin kırılması sonucu düşerek ve sürekli iş göremez duruma girmesi şeklinde gelişen iş kazasına ilişkin olarak alınan kusur raporunda; asıl işveren sıfatıyla davalı ... İnş Ltd Şti'ne % 50, taşeron sıfatıyla davalı ...'a % 25 ve sigortalıya % 25 oranında kusur verilmiştir.İş kazası nedeniyleyapılan ceza yargılamasında alınan kusur raporunda ise, asıl işveren şirketin şantiye şef yardımcısı olduğu anlaşılan ...'ya 1/8 oranında, taşeron vekili olduğu anlaşılan ...'a ise, 3/8 orananda, sigortalıya ise, 4/8 oranında kusur verildiği, bu yönüyle de raporlar arasında çelişki olduğu ve kusur raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, iş kazasının meydana geldiği iş kolunda ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilerden, oluşa ve iş güvenliği mevzuatına uygun olarak, davalıların kusur durumunu ve dağılımını belirleyen kusur raporu almaktan ibarettir. Öte yandan, İş kazasının vuku bulduğu tarihte yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasanın 9. maddesi ile, “İşveren çalıştıracağı kimseleri, işe başlatmadan önce örneği Kurumca hazırlanacak işe giriş bildirgeleriyle Kuruma doğrudan bildirmekle veya bu belgeleri iadeli-taahhütlü olarak göndermekle yükümlüdür. İnşaat işyerlerinde işe başlatılacak kimseler için işe başlatıldığı gün Kuruma veya iadeli-taahhütlü olarak postaya verilen işe giriş bildirgeleri ile Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde işe alınan işçiler için en geç bir ay içinde Kuruma verilen veya iadeli taahhütlü olarak gönderilen işe giriş bildirgeleri de süresi içinde verilmiş sayılır.” hükmü getirilmiş, anılan Yasanın 10. maddesinde de, “sigortalı çalıştırmaya başlandığının süresi içinde Kuruma bildirilmemesi halinde bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tesbit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde ilgililerin sigorta yardımları Kurumca sağlanır. Sigortalı çalıştırmaya başlandığı Kuruma bildirilmiş veya bu husus Kurumca tesbit edilmiş olmakla beraber, yeniden işe alınan sigortalılardan, süresi içinde Kuruma bildirilmiyenler için de, iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde gerekli sigorta yardımları Kurumca sağlanır. Ancak, yukarıki fıkralarda belirtilen sigorta olayları için Kurumca yapılan ve ilerde yapılması gerekli bulunan her türlü masrafların tutarı ile, gelir bağlanırsa bu gelirlerin 22'nci maddede sözü geçen tarifeye göre hesabedilecek sermaye değerleri tutarı, 26'ncı maddede yazılı sorumluluk halleri aranmaksızın, işverene ayrıca ödettirilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Davalı işverenin 506 sayılı Kanunun 10. maddesine göre sorumluluğu; kusursuzluk ilkesine dayanır. İş kazasında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet sigortalının işe girişi süresinde Kuruma bildirilmemişse, Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarından 10.maddeye göre sorumlu tutulması gerekir. İşverenin, 506 sayılı Yasanın 10. maddesine dayalı tazmin sorumluluğunun sınırlarının belirlenmesi konusuna çözüm getiren, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, 15.03.1995 T., 1994/800 E., 1995/166 K. sayılı ilamında “...Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş, hak sahiplerinin işverenden isteyebileceği tazminat (tavan) miktarını önce kusur durumunu hiç gözetmeksizin belirlemek ve belirlenen tazminat miktarını geçmemek üzere davalının olaydaki kusursuzluğu dikkate alınarak Borçlar Kanununun 43 ve 44. maddeleri uygulanarak varılacak sonuç uyarınca rücu alacağına hükmetme...” gereği öngörülmüş olup; işverenin sorumluluk sınırlarının belirlenmesinde, kendisinin kusurlu olup olmaması etkili bulunmakta, işverenin kusursuz bulunduğu durumlarda, ilk peşin sermaye değerli gelir miktarı olarak ortaya çıkan tazminat tavanından, Borçlar Kanunu'nun 43 ve 44. maddeleri uyarınca, % 50'den aşağı olmamak üzere indirim yapılarak, işverenin sorumlu olduğu tazminat tutarının belirlenmesi gerekmektedir. İşverenin, 506 sayılı Kanunun 26. maddesi yanında 10. maddesi uyarınca da sorumlu tutulması gerektiğinin tespiti halinde ise, işverenin %100 kusurlu olduğu kabul edilerek, hesaplanacak maddi tazminat miktarından, Borçlar Kanununun 43 ve 44. maddeleri uyarınca sigortalının kusurunun %50’sinden az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılarak, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Ayrıca, bozma sonrası alınan bilirkişi raporu sonucu, tarafların kusur dağılımında değişiklik meydana gelmesi halinde, davalıların hükmü temyiz etmemesi karşısında, Kurum lehine oluşacak usulü kazanılmış hak durumunun da gözetilmesi gerekmektedir. Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgulara göre; 506 sayılı Yasanın 9 ve 10. maddeleri kapsamında, davalı ... ve ...'ın işeren ve işveren vekili sıfatıyla sorumluluğu irdelenmeksizin, yetersiz kusur raporuna dayanılarak eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.