İçtihatYargıtay11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2012/18564 · K. 2013/17912
- Esas No
- 2012/18564
- Karar No
- 2013/17912
- Karar Tarihi
- 09.10.2013
Karar Metni
11. Hukuk Dairesi 2012/18564 E. , 2013/17912 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.09.2012 tarih ve 2010/396-2012/588 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirkete ait işyerine 28/02/2010 tarihinde hırsız girdiğini, dökülen ve zayi olan mallar nedeniyle 71.904,00 TL zararın meydana geldiğini, işyerinin davalı şirkete sigortalı olması sebebiyle olaydan sonra davalıya haber verildiğini, dökülen ve zayi olan malların aradan geçen zaman içerisinde aşırı koku yapması nedeniyle şirket çalışanları tarafından sigorta acentesinin bilgisi dahilinde ve kolluğun tutmuş olduğu tutanağı da nazara alarak işyerinin temizlendiğini, davalı şirketin dükkanın temizlenmiş olmasını ve hasar tespiti için imkan tanınmamasını gerekçe göstererek hasarın ödenmeyeceğini bildirdiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tazminini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafça iddia olunan hırsızlık olayının üç gün sonra müvekkili şirkete ihbar edildiğini, ihbar üzerine ekspertiz ve hasarın tespiti için işyerine gidildiğini, muhteviyatın atılmış ve ortamın temizlenmiş olması sebebiyle riziko mahallinde hasar tespiti yapılamadığını ve hasara konu emtianın görülemediğini, hırsızlık iddiasına rağmen dükkandan bir şey çalınmadığını, olay sonrası kolluğa ihbarda bulunulmadığını, davacının kasıtlı hareketiyle gerçek hasar ve zarar miktarının tespitine engel olunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; meydana gelen zararın hangi kalemlerden oluştuğunun tespit edilemediği, davacının ticari defter kayıtlarına intikal eden ve muhasebeleştirilen bir kaydın görülemediği, meydana gelen olay ile ilgili olarak davacının ticari defter kayıtlarında herhangi bir işlem yapmadığı, geçici vergi beyannamesinde belirtilen satılan ticari mallar maliyeti tutarlarının birbirini tutmadığı, hırsızlık sigortası genel şartlarının 1.4 maddesinde, sigortalının zorunlu haller dışında, rizikonun gerçekleştiği yer veya kıymetlerde bir değişiklik yapmaması gerektiğinin, 1.5 maddesinde de, sigortacının isteği üzerine rizikonun gerçekleşmesi nedenlerini ayrıntılı şekilde belirlemeye, zarar miktarı ile delilleri saptamaya ve rücu hakkının kullanılmasına yararlı, sigorta ettiren için sağlanması mümkün gerekli bilgi ve belgeleri gecikmeksizin sigortacıya vermesi gerektiğinin düzenlendiği gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Hırsızlık Sigortası Genel Şartlarının A.2. maddesinde hırsızlık eylemini gerçekleştirmek amacıyla sigortalı kıymetlerin bulunduğu yerlere girilmesi veya bu yerlerin açılması esnasında verilecek tahribatın da sigorta teminatı kapsamında olduğu düzenlenmiş olup somut olayda sigortalı işyerine hırsızın girmesi sırasında dökülen ve zayi olduğu iddia edilen malların sigorta teminatı kapsamında bulunduğu anlaşılmaktadır. Rizikonun gerçekleşmesi halinde sigorta ettiren TMK.nın 6 ncı maddesi gereğince zarar miktarını ispat etmek zorundadır. Bu bağlamda, ilke olarak, adı geçen sigorta sözleşmesine dayalı tazminat davalarında mahkemece, öncelikle poliçe genel şartları hükümleri dikkate alınarak, davacı tarafın özellikle ticari defterleri, fatura, irsaliye gibi belgeler ve diğer kanıtlarla ispat yükümlülüğünün yerine getirilmesi sağlanmalı, zarar miktarı buna göre belirlenemez ise bilirkişi tarafından belirleme yapılmalı, bu da mümkün olmaz ise 818 Sayılı Borçlar Kanununun 42 ve devamı maddelerine göre zararın belirlenmesi yoluna gidilmelidir. Dosyada olay akabinde çekilen fotoğrafların davalı tanığı sigorta acentesi çalışanının beyanları sunulan fatura ve kayıtlar nazara alınmalı, bunlardan zarar miktarı tespiti mümkün olmazsa yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde zarar miktarının tespit edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, zarar sonrasında rizikonun gerçekleştiği yer ve kıymetlerde değişiklik yapılmış olması, farklı bir anlatımla rizikonun gerçekleştiği yerde değişiklik yapılmaması için koruma önlemlerinin sigortalı tarafından alınmamış olması sigorta kapsamında olan zararın ödenmemesini gerektirmeyecektir. Bu suretle; mahkemece, esasa girilerek belirtilen hususlarda yapılacak inceleme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, meydana gelen zararın hangi kalemlerden oluştuğunun tespit edilemediği, meydana gelen olayla ilgili olarak davacının ticari defter kayıtlarında herhangi bir işlem yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, verilen kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.