İçtihatYargıtay12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2012/21438 · K. 2013/22722
- Esas No
- 2012/21438
- Karar No
- 2013/22722
- Karar Tarihi
- 07.10.2013
Karar Metni
12. Ceza Dairesi 2012/21438 E. , 2013/22722 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması
Hüküm : TCK'nın 133/1, 53/1, 54. maddeleri gereğince mahkumiyet
Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Temyiz aşamasında, sanığa ait nüfüs kaydının UYAP sisteminden elektronik ortamda temin edilmiş olması nedeniyle tebliğnamedeki (1) numaralı; şikayete konu ses kaydının çözümüne ilişkin 12.02.2008 tarihli raporu sunan bilirkişinin açık kimliği tespit edilmemiş ve bilirkişiye yemin verdirilmemiş ise de, yapılan ses kaydı sonucu hazırlanan çözüm metninin, dosyada bir örneği bulunan CD'de yer alan konuşmalarla uyumlu olduğu ve gerek sanık gerek katılan tarafından çözüm metninin içeriğine itiraz edilmediği anlaşıldığından, tebliğnamedeki (2) numaralı bozma sebeplerine iştirak edilmemiştir.
İki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmeyeceği ve sınırlı bir dinleyici çevresi dışına çıkmayacağı yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, herhangi bir aracı vasıta olarak kullanmadan, yüz yüze gerçekleştirdikleri, ancak özel bir çaba gösterilerek duyulabilecek, aleni olmayan, söze dayalı, sesli düşünce açıklamalarının, konuşmanın tarafı olmayan kişi veya kişilerce, ilgilisinin rızası olmaksızın, elverişli bir aletle (sesli bir açıklamayı kuvvetlendirerek veya naklederek onu ses alanının dışına çıkartıp doğrudan doğruya algılanabilir hale getirmeye yarayan her türlü düzenekle) dinlenmesi veya akustik olarak tekrar dinlenebilmesi imkanını sağlayan bir aletle kaydedilmesinin TCK'nın 133/1. maddesinde; en az üç veya daha fazla kişinin, yüz yüze gerçekleştirdikleri, aleni olmayan, söze dayalı düşünce aktarımlarının, söyleşinin tarafı olan kişi veya kişilerce, ilgililerinin rızası olmaksızın, bir aletle kaydedilmesinin aynı Kanunun 133/2. maddesinde kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması başlığı altında suç olarak tanımlandığı, söyleşiden farklı olarak, iki kişi arasında da gerçekleşebilecek olan konuşmada, konuşan tarafların, aralarında geçen sözleri kaydetmesi, TCK'nın 133/1. maddesi kapsamında suç olarak tanımlanmamış olup, koşulları bulunduğu takdirde eylemin aynı Kanunun 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabileceği; elverişli bir aletle dinlenilen veya kaydedilen konuşma veya söyleşiden elde edilen bilgiler sayesinde kendi veya üçüncü kişi lehine, maddi ya da manevi yarar, yani; fayda veya avantaj sağlanması; bu bilgilerin, menfaat karşılığı olsun ya da olmasın, İlgilisi dışındaki kişi veya kişilere verilmesi ya da diğer kişilerin dolaylı olarak bilgi edinmelerinin temin edilmesinin TCK'nın 133/3. maddesinde ayrıca suç olarak tanımlandığı,
Hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 80. maddesi ile TCK'nın 133/3. maddesinde yapılan değişiklikle kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verilerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi eyleminin suç olarak düzenlendiği anlaşılmakla,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, bir süre duygusal boyutta arkadaşlık ilişkisi içerisinde bulunduğu katılan ... ile arkadaşlıkları sona eren sanığın, katılanın başka erkelerle ilişkisi olup olmadığını tespit etmek amacıyla, katılan ile ortak arkadaşları olan Recep'in aracının arka bagaj kısmına saklanıp, yanında getirdiği kamerayı çalıştırdıktan sonra, Recep'in buluşma teklifine olumlu yanıt veren katılanın, kız arkadaşı mağdur ... ile beraber, ... içerisinde sanığın olduğunu fark etmeksizin, Recep'in aracına binip, onun sevk ve idaresindeki araçla seyir ettikleri sırada, üçü arasında geçen konuşmaların, sanık tarafından gizlice kaydedildiği, ardından sanığın saklandığı yerden çıkması üzerine, ... içerisinde bulunanların, zaman zaman tartışmaya dönüşecek biçimde birbirleriyle konuştukları, gece 22.00 sularında, ormanlık alanda, yol kenarında, park halinde duran aracı gören polis ekiplerinin müdahalesi sonucu adli soruşturma başlatıldığı olayda,
Tarafı olmadığı konuşmayı, katılanın bilgisi ve rızası dışında kaydeden sanık, bir müddet sonra, konuşmaya dahil olmuş ise de, olayın oluş şekli, şikayete konu eylem ve dosya kapsamına göre, sanığın kastının, katılan, mağdur ve arkadaşı Recep arasında geçen konuşmaları gizlice kaydetmek olduğu nazara alındığında, kaydedilen konuşmaların bir kısmına sonradan sanığın da katılmış olmasının, taraflar arasında gerçekleşen iletişimin “söyleşi” niteliğini kazanması sonucunu doğurmayacağı anlaşılmakla, sanığın eyleminin TCK'nın 133/1. maddesinde düzenlenen kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunu oluşturduğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, sanığın bir nedene dayanmayan diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendinde öngörülen hak yoksunluklarına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının hak yoksunluğu uygulamasına ilişkin 3 numaralı bendinin, “Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (b), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanunun 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanunun 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilmesine kadar, diğer kişiler bakımından TCK'nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” şeklinde düzeltilmesi ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.