İçtihatYargıtay12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2012/21774 · K. 2013/24492
- Esas No
- 2012/21774
- Karar No
- 2013/24492
- Karar Tarihi
- 04.11.2013
Karar Metni
12. Ceza Dairesi 2012/21774 E. , 2013/24492 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Kişisel verilerin kaydedilmesi
Hüküm : Beraat
Kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
TCK'nın 135. maddesinde, belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin, hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, “Kişisel verilerin kaydedilmesi” başlığı altında suç olarak tanımlanmış olup, suçun maddi konusunu oluşturan “kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA'sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerekir.
İki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmeyeceği ve sınırlı bir dinleyici çevresi dışına çıkmayacağı yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, herhangi bir aracı vasıta olarak kullanmadan, yüz yüze gerçekleştirdikleri, ancak özel bir çaba gösterilerek duyulabilecek, aleni olmayan, söze dayalı, sesli düşünce açıklamalarının, konuşmanın tarafı olmayan kişi veya kişilerce, ilgilisinin rızası olmaksızın, elverişli bir aletle (sesli bir açıklamayı kuvvetlendirerek veya naklederek onu ses alanının dışına çıkartıp doğrudan doğruya algılanabilir hale getirmeye yarayan her türlü düzenekle) dinlenmesi veya akustik olarak tekrar dinlenebilmesi imkanını sağlayan bir aletle kaydedilmesi TCK'nın 133/1. maddesinde; en az üç veya daha fazla kişinin, yüz yüze gerçekleştirdikleri, aleni olmayan, söze dayalı düşünce aktarımlarının, söyleşinin tarafı olan kişi veya kişilerce, ilgililerinin rızası olmaksızın, bir aletle kaydedilmesi aynı Kanunun 133/2. maddesinde kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması başlığı altında suç olarak tanımlanmıştır. Söyleşiden farklı olarak, iki kişi arasında da gerçekleşebilecek olan konuşmada, konuşan tarafların, aralarında geçen sözleri kaydetmesi, TCK'nın 133/1. maddesi kapsamında suç olarak tanımlanmamış olup, koşulları bulunduğu takdirde eylem aynı Kanunun 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabilir. Elverişli bir aletle dinlenilen veya kaydedilen konuşma veya söyleşiden elde edilen bilgiler sayesinde kendi veya üçüncü kişi lehine, maddi ya da manevi yarar, yani; fayda veya avantaj sağlanması; bu bilgilerin, menfaat karşılığı olsun ya da olmasın, ilgilisi dışındaki kişi veya kişilere verilmesi ya da diğer kişilerin dolaylı olarak bilgi edinmelerinin temin edilmesi TCK'nın 133/3. maddesinde ayrıca suç olarak tanımlanmış olup, hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 80. maddesi ile TCK'nın 133/3. maddesinde yapılan değişiklikle kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verilerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi eylemi suç olarak düzenlenmiştir.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre; katılanın babası tarafından işletilen iş yerinde bir süre işçi olarak çalışan sanığın, işten ayrıldıktan sonra, katılanın babası aleyhine, kıdem tazminatının ödetilmesi istemiyle dava açmasının ardından, katılan tarafından, aleyhine, kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını öğrenmesi üzerine, daha önce teminat adı altında kendisinden alınan imzalı boş senedin, katılan tarafından doldurulup, borcu olmadığı halde, hakkında icra takibine girişildiğine dair iddialarını delillendirmek amacıyla, kardeşiyle beraber katılanın iş yerine giderek, icra takibine konu olan senedin hangi şekilde ve hangi amaçla verildiğine dair sorduğu sorulara katılanın verdiği cevapları ve zaman zaman ortamda hazır bulunan bir üçüncü kişinin de katıldığı konuşmaları, ses kaydetme fonksiyonunu açık bıraktığı cep telefonu aracılığıyla gizlice kaydettikten sonra, bu ses kaydından oluşturduğu CD'yi, katılan hakkında bedelsiz senedi kullandığı iddiasıyla şikayet dilekçesi vermesini müteakip başlatılan adli soruşturma kapsamında Cumhuriyet Başsavcılığına teslim ettiği, Salihli Cumhuriyet Başsavcılığının 10.10.2007 tarihli iddianamesi ile de, sanık tarafından verilen CD içeriğindeki ses kaydı da nazara alınarak, katılanın, sadece imzalı şekilde ve teminat olarak sanıktan aldığı bonoyu, aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurarak TCK'nın 209/1. maddesinde tanımlanan açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı olayda;
Tarafı olduğu söyleşiyi gizlice kaydedip, bu söyleşiyi içeren CD'yi, katılanın bilgisi ve rızası dışında, Cumhuriyet Başsavcılığına teslim eden sanığın eylemlerinin TCK'nın 133/2-3. maddelerinde düzenlenen kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu kapsamında değerlendirilebileceği; ancak, bahse konu söyleşiyi içeren CD'yi, üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, katılanın kendisine karşı suç işlemekte olduğuna dair iddiasını ispatlama ve kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlama amacını taşıyan eylemlerinde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket ettiği kabul edilemeyeceğinden,
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suç açısından sanığın kastının bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin sanık hakkında kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, beraata ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 04.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.