İçtihatYargıtay22. Hukuk Dairesi
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi · E. 2012/29262 · K. 2013/27504
- Esas No
- 2012/29262
- Karar No
- 2013/27504
- Karar Tarihi
- 29.11.2013
Karar Metni
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/29262 E. , 2013/27504 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :... Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, asgari geçim indirimi, ücret alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; duruşma gününün taraflara tebliği için davetiyeye yapıştırılacak posta pulu bulunmadığından duruşma isteğinin reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin 27.03.2007 tarihinde davalı özel okulda müzik öğretmeni olarak çalışmaya başladığını, sözleşme bitim tarihinin 01.07.2009 olmasına rağmen 30.03.2009 tarihinde ders için okula gittiğinde okula alınmadığını ve sebepsiz olarak işten çıkartıldığını, net 1.346,81 TL ücret aldığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili özel okulda kadrolu olarak müzik öğretmeni olarak çalıştığını, ... sözleşmesinin 28.03.2008 tarihinde bir yıl süre ile uzatılmasının teklif edildiğini, davacının bu teklifi reddederek ücretli öğretmen statüsünde çalışmak istediğini belirttiğini, bir yıldan kısa süreli ... sözleşmesi imzalamak anlamına gelen bu teklifi tüm sözleşmelerde eklenerek Kaymakamlığa mevzuat gereği bildirildiğini, gelen yazıda Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinin 45. maddesine aykırı olduğu ve mevzuat gereği mümkün görülmediğinden kabul edilmediğini, bu durumun davacıya sözlü olarak bildirildiğini, ... sözleşmesinin sona erdirilmesi ve tebliğ belgelerinin davacıya tebliğ edilemediğini, hak ettiği tüm ödemeler yapılarak ... sözleşmesinin sonlandırıldığını, belirli süreli ... sözleşmesine göre kıdem ve ihbar tazminatının ödenmeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesin talep etmiştir.
Mahkemece, ... sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona erdirildiğinin ispatının davalı işverene ait olduğu, davalı işverence bu hususun ispat edilemediğini bu sebeple davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığını, ücretin ödendiğinin ispatının davalı işverene ait olduğu, bu hususun ücret hesap pusulası, banka ekstresi, makbuz veya eşdeğer belgelerle davalı işveren tarafından kanıtlanamadığını,./..
Davacının ücret alacağının olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı işçinin ... sözleşmesinin feshi noktasındadır.
Türk hukuk mevzuatında, belirli ... sözleşmelerinin yapılmasını zorunlu kılan veya buna imkan sağlayan düzenlemeler bulunmaktadır. Örneğin, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 9. maddesinin 1. fıkrasına göre, Kurumlarda çalışan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler ile kurucu veya kurucu temsilcisi arasında yapılacak ... sözleşmesi, en az bir takvim yılı süreli olmak üzere yönetmelikle belirtilen esaslara göre yazılı olmak üzere belirli süreli yapılır. Böylece, ... sözleşmesinin özel okul öğretmenler, müdür ve diğer yöneticileri ile yapılacak ... sözleşmelerinin belirli süreli olması ve bir yıldan az süreli olmaması zorunludur.
Somut uyuşmazlıkta, davacı ... sözleşmesinin bitim tarihi 01.07.2009 olmasına rağmen 30.03.2009 tarihinde derse gittiğinde okula alınmadığını ve işten çıkartıldığını belirtmiştir. Davalı taraf ise davacıya 28.03.2008 tarihinde sözleşmesinin bir yıl süre ile uzatılmasının teklif edildiğini, davacının bu teklifi reddederek ücretli öğretmen olarak çalışmak istediğini beyan ettiğini, bu teklifin bir yıldan kısa süreli ... sözleşmesi imzalaması anlamına geldiğini, kaymakamlık tarafından bir yıldan az süreli sözleşmenin mevzuat gereği mümkün olmadığının bildirildiğini beyan etmiştir. Dosya kapsamına göre davacının davalı özel öğretim kurumunda müzik öğretmeni olarak çalıştığı sabittir. Davacının bir yıldan az süreli ... sözleşmesi yapmak istediği ancak mevzuat gereği bir yıldan az süreli ... sözleşmesi yapılamayacağı, buna göre davacının ... sözleşmesini haklı bir sebep olmaksızın feshettiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece bu gerekçe ile davacının kıdem ve ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekli iken kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
2-Taraflar arasındaki diğer uyuşmazlık noktası ise davacının hak kazandığı ücretlerin ödenip ödenmediği noktasındadır .
4857 sayılı ... Kanunu'nun 37. maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur.
Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir.
Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de para borcu olan ücretin ödendiğinin şahitle ispatı mümkün değildir.
4857 sayılı Kanun'un 32. maddesinde, “Çalıştırılan işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi hususunda, tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurları dikkate alarak işverenleri veya üçüncü kişileri zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının, brüt ya da kanunî kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını belirlemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken yetkilidir. Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit ./..
istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler” şeklinde kurala yer verilmiştir. Anılan hükme göre, belli şartların varlığı halinde ödemeler işçi adına açılacak banka hesabına yatırılmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı işten çıkartılırken bir aylık ücretinin ödenmediğini belirtmiştir. Davalı taraf ise davacının tüm haklarının ödendiğini beyan etmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının son aylık ücret bordrosunda imzasının bulunmadığını belirterek ücret alacağını hesaplamıştır. Davalı tarafın delil listesinde banka kayıtlarına dayandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davacıya maaş ödemesinin yapıldığı banka kayıtları, dekont ve hesap ekstresi getirtilmeden eksik inceleme ile ücret alacağına hükmedilmesi hatalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek olması halinde ilgiliye iadesine, 29.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.