İçtihatYargıtay12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2012/32354 · K. 2013/18659
- Esas No
- 2012/32354
- Karar No
- 2013/18659
- Karar Tarihi
- 08.07.2013
Karar Metni
12. Ceza Dairesi 2012/32354 E. , 2013/18659 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme
Hüküm : Beraat
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
TCK'nın 136/1. maddesinde düzenlenen “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” suçunun oluşabilmesi için, belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi gerekmekte olup, suçun maddi konusunu oluşturan “kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (TC kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA'sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerektiği; ancak, herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgilerin, TCK'nın 136. maddesi kapsamında “kişisel veri” olarak değerlendirilemeyeceği, aksinin kabulünün; maddenin uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek, uygulamada belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçlar doğuracağı, bu nedenle, bir kişisel bilginin, açıklanan anlamda “kişisel veri” kabul edilip edilmeyeceğine karar verilirken, somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılması, sanığın eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun da ayrıca tespit edilmesi gerektiği;
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya içeriğine göre; 18.01.2006 tarihinde denize atlayarak intihara teşebbüs eden katılanın, Doktor Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Kliniğine kaldırıldığı, aynı hastanede hemşire olarak çalışan gelini...'un, yatış ve tedavi işlemleri sırasında katılana yardımcı olduğu, katılanın ilk müdahalesi Göğüs Hastalıkları Kliniğinden yapıldıktan sonra, ilgili doktor tarafından 19.01.2006 günü psikiyatri servisinden konsültasyon istenmesi üzerine, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı tarafından muayene edilen katılan hakkında, konsültasyon kağıdının “Konsültasyon yapanın düşünce ve tavsiyeleri” başlıklı kısmında, “...Uzun yıllardır mental problemleri var...Taksiyle deniz kenarına giderek intihara kalkışmış. Daha önce de oğlu evlendikten sonra intihar edeceğini söylüyormuş (oğlu 4 aydır evli)” şeklinde ifadelere yer verilerek, ilaçla tedavi önerilip, taburcu olmadan önce yeniden konsültasyona başvurulması gerektiğine karar verildiği, ertesi gün, Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Kliniği tarafından, hastanın başka bir doktora veya hastaneye gittiğinde hasta hakkında yeni doktoruna bilgi verilmesi, böylece tedavisi için daha hızlı ve daha doğru kararlar alınmasını sağlamak amacıyla, uygulamada bir örneği taburcu olan hasta veya yakınlarına verilen, ilgili doktor tarafından doldurularak imzalanan, hastanın kimlik bilgileri, hastalığın seyri, teşhisi, tedavisi ve yapılan tetkikler konusunda bilgiler içeren epikriz raporu düzenlenerek katılanın taburcu edildiği, bir süre sonra, katılanın oğlu tarafından, eşi... aleyhine, Hepatit B hastası olduğunu gizleyip, kendisini aldatarak evlendiği iddiasıyla boşanma davası açılması üzerine, Aysun'un vekilliğini üstlenen sanık avukatın, 06.06.2006 tarihli cevap dilekçesinde, davacı tarafın iddialarının soyut olduğunu, davacının eşiyle olan geçimsizliklerinin asıl sebebinin, oğluna aşırı düşkün olan kayınvalidesinin, oğlunun geliniyle evli kalmasını kabullenemeyişi olup, bu nedenle intihara teşebbüs ettiğini belirterek, müvekkili...'dan temin ettiği katılan hakkında düzenlenen konsültasyon kağıdı ve epikriz raporu fotokopilerini iddiaya ispat olarak dilekçesine ekli olarak vermesi şeklinde gelişen olayda;
Katılanın aynı konuya ilişkin şikayeti ile ilgili olarak verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanık sıfatıyla yargılanan gelini... hakkında, Kartal 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.12.2009 tarih, 2007/902 esas, 2009/1500 sayılı kararıyla verilen beraat hükmünün temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 11.09.2012 tarih, 2012/16909 esas, 2012/18226 karar sayılı onama ilamında, şikayete konu konsültasyon kağıdı ve epikriz raporunun, Aysun tarafından, katılanın gelini olması ve katılanın tedavi gördüğü hastanede hemşire olarak çalışmakta olup, yatış ve tedavi işlemleri sırasında katılanla bizzat ilgilenmesi nedeniyle, katılanın başka bir hastanede tedavisine devam edilmesi halinde, faydalı olacağı düşüncesiyle alındığının belirtilmiş olması karşısında, söz konusu belgelerin müvekkili... tarafından kendisine getirildiği ve bu belgeleri hukuka aykırı olarak ele geçirmediği yönündeki sanık savunması doğrulandığı gibi, sanığın, kişisel veri niteliğindeki katılanın intihar teşebbüsü ile ilgili belge örneklerini, suç işleme kastıyla hareket ederek üçüncü kişi ya da kişilere verdiğine dair dosya kapsamında bir bilgi ve belge de bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin sanığa atılı suçun yasal unsurlarının oluştuğuna ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında, sanık hakkında beraat hükmü kurulurken, uygulanan Kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının ilk paragrafındaki, “BERAATİNE,” ibaresinden önce gelmek üzere, hükme, “CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince” ibaresinin ilave edilmesi ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.