İçtihatYargıtay9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi · E. 2012/3291 · K. 2012/7740
- Esas No
- 2012/3291
- Karar No
- 2012/7740
- Karar Tarihi
- 18.06.2012
Karar Metni
9. Ceza Dairesi 2012/3291 E. , 2012/7740 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma, insan öldürmeye teşebbüs, patlayıcı madde bulundurma ve nakletme
Hüküm : 1- TCK’nın 302/1, TCK’nın 53/1-2-3, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet 2- TCK’nın 82/1-c-g, 35/2, 53/1-2-3, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet 3- TCK’nın 174/1, 52/2-4, 53/1-2-3, 54/1-4, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5/2. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Temyiz edenler : Sanık ve müdafii
Duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü;
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-e, Ceza Muhakemesi Kanununun 202. maddelerinde düzenlenen bir tercümanın yardımından yararlanma hakkı, sanığın mahkemenin kullandığı dili anlamadığı veya konuşamadığı durumlarda geçerlidir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 3. maddesine göre Devletin dili Türkçe olup soruşturma ve kovuşturma faaliyetlerinde kullanılacak olan dil de Türkçe olmalıdır. Kamusal, kollektif ve aleni bir faaliyet olan kovuşturmanın diğer süjeleri doğal olarak ve kurala uygun biçimde kovuşturma dili olan Türkçe ile konuşurken, Türkçeyi anlayıp konuşabilen sanığın da mahkeme dilini konuşması, kovuşturma faaliyetinin amacına ulaşması bakımından zorunludur. Savunmanın yeterince anlaşılabilmesi ve gereğince değerlendirilebilmesi için, kovuşturmanın diğer süjelerinin Türkçeyi anlayıp konuşabilen sanığı mahkemenin dilinde aracısız
olarak dinleyebilmeleri, yüzyüzelik ilkesinin amaç ve espirisine uygun bir gerekliliktir. Türk vatandaşı olup, Türkiye’de doğan ve Türkçe dilinde yeterli eğitim gören, savcılık ve sulh ceza hakimliğinde müdafi eşliğinde alınan ifadelerinde bizzat Türkçe olarak ayrıntılı ifade veren, cezaevinden Türkçe dilinde yazdırdığı dilekçeleri gönderen sanığın kovuşturma aşamasında da Türkçe dilini anlamak ve konuşmakta bir engelinin bulunmaması ve meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bildiğinin anlaşılması karşısında, temyiz dilekçesi ve duruşmalı inceleme sırasında ileri sürülen bu hususlara ilişkin itirazlara itibar edilmemiş, tercüman talebine yönelik olarak mahkemece yapılan işlem, gösterilen gerekçe de dikkate alınarak, savunma hakkının kısıtlanması olarak değerlendirilmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün, Devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını Devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği, sanığın sübutu kabul olunan eyleminin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip, kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde suçun vasfı tayin edilmiş, patlayıcı madde bulundurma ve kasten adam öldürmeye teşebbüs suçlarının sübutu kabul edilmiş, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosya kapsamına göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin temyiz dilekçesi ile duruşmalı inceleme sırasında ileri sürdüğü yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle kısmen re'sen de temyize tabi olan hükmün ONANMASINA, 18.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
TEFHİM ŞERHİ:
18.06.2012 tarihinde verilen iş bu karar, Yargıtay Cumhuriyet savcısı İhsan Baştürk'ün huzurunda, duruşmada sanık ...'ın savunmasını yapmış bulunan Av. ...'ın yokluğunda, 04.07.2012 tarihinde usulen ve açık olarak tefhim olundu.