İçtihatYargıtay6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi · E. 2012/3616 · K. 2012/8609
- Esas No
- 2012/3616
- Karar No
- 2012/8609
- Karar Tarihi
- 08.06.2012
Karar Metni
6. Hukuk Dairesi 2012/3616 E. , 2012/8609 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tazminat
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacılar tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacılar vekili Av. ... ve davalı vekili Av. ... geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, haksız kullanıma dayalı kazanç kaybı nedeniyle, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak, şimdilik 1.000.000 TL tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacıların mülkiyetinde olup 1.4.1987 ve 1.1.1994 tarihli kira sözleşmeleriyle dava dışı ...'a kiralanan ... Mahallesi ... Cadde No: ... adresinde bulunan akaryakıt ve servis istasyonundaki benzin depoları ve benzin pompalarının bulunduğu kısma ilişkin taraflar arasında 20.4.1994 tarihli ve on yıl süreli intifa hakkı sözleşmesi yapılarak tapuya şerh ettirilmiştir. Bu gelişmelerden sonra davalı intifa hakkı sahibi ile kiracı arasında bayilik sözleşmesi düzenlenmiş ve kiracı bu sözleşmeye dayanarak kiralanan akaryakıt istasyonunda davalının logosu ile davalının petrol ürünlerini satmaya başlamıştır. Bu prosedür, akaryakıt ve servis istasyonlarının işletilme biçimine uygundur. Bu şekilde taşınmazın malikleri hem kira geliri elde etmekte, hem de tesis edilen intifa hakkı nedeniyle petrol şirketlerinden gelir temin etmektedir. Ne var ki davalıya tanınan intifa hakkının 20.4.2004 tarihinde sona ermesi ve söz konusu hakkın tapudan terkin edilmesinden sonra da kiralanan taşınmazda kiracı, davalının ürünlerini satmaya devam etmiştir. Bunun üzerine davacılar tarafından davalı şirket hakkında Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 5.12.2006 gün ve 2005 / 670 esas 2006 / 442 karar sayılı dosyasında 2.7.2004 tarihinde intifa hakkına konu yerlere ilişkin el atmanın önlenmesi ve kal davası açılmış, mahkemece yapılan yargılama sonucu bilirkişi raporunda ( E ) ve ( F ) harfleri ile gösterilen benzin deposu ve pompaların kal'ine karar verilmiştir. Hüküm 8.11.2007 tarihinde kesinleşmiştir. Her ne kadar kesinleşen ilam davacılarca icraya konulmuş ise de, değişik nedenlerle dava tarihine kadar infazı gerçekleşememiştir. Bu süre zarfında kiralananda davalının ürünlerinin kiracı vasıtası ile satışına devam edilmiştir. Davalı şirket ile kiracı arasında düzenlenen bayilik sözleşmesinin temeli davalıya tanınan intifa hakkıdır. Davalı, kendisine tanınan bu ayni hak nedeniyle ürünlerini dava dışı kiracı aracılığı ile sattırmakta, logosunu kullandırarak reklamını yaptırmakta, yine bu sözleşme gereği kazanç elde etmektedir. Bunun karşılığında da davacı maliklere intifa bedeli ödemektedir. Bu sistemin işlediği dönemde davalının kiralanan taşınmazda fiili bir kullanımı bulunmamaktadır. İntifadan kaynaklanan haklarını bayisi ve aynı zamanda davacıların kiracısı olan ... aracılığı ile tasarruf etmektedir. Bununla birlikte intifa hakkının sona ermesi üzerine davacılar tanıdıkları intifa hakkı dolayısıyla elde ettikleri kazancı kaybederken ve taşınmazda halen davalının ürünleri satıldığından başka bir akaryakıt şirketi ile intifa hakkı sözleşmesi yapamazlarken, davalının durumunda bir değişiklik olmadığı gibi, üstelik intifa bedeli de ödemez duruma gelmektedir. Yukarıda açıklandığı gibi taraflar arasında kiracının da dahil olduğu üçlü bir ilişki olup, düzenlenmiş olan kira sözleşmesi, taraflar arasındaki intifa ilişkisinden farklı ve bağımsızdır. Taşınmazda kiracının kira sözleşmesine ve bundan kaynaklanan şahsi hakkına dayanarak faaliyet göstermesi, davacıların mülkiyet hakkından kaynaklanan ayni haklarını kullanmalarına engel oluşturamaz. Başka bir deyişle davacıların sadece kira geliri ile yetinmelerini beklemek, başka bir akaryakıt şirketi ile intifa hakkı sözleşmesi yapamayacağını söylemek menfaatler dengesine de, hakkaniyete de aykırıdır. Bu durumda intifa hakkının sona ermesine rağmen davalı şirketin taşınmazdaki bayisi aracılığı ile dolaylı kullanımını sürdürmesi ve buna karşılık herhangi bir bedel ödememesi davacıların kazanç kaybına yol açmaktadır. Bu nedenle mahkemece mevcut durum nedeniyle davacıların uğramış oldukları kazanç kaybı üzerinde durularak, bu konuda konusunun uzmanı bilirkişi kurulundan rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde intifa hakkının sona ermesinden sonra haksız kullanıma dayalı bir kazanç kaybı olmadığından söz edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davacılar yararına takdir edilen 900 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 08.06.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(M) (M)
KARŞI OY YAZISI
Dosya kapsamına, toplanan delillere, özellikle hükmün gerekçesinde belirtilen nedenlere göre mahkemenin davanın reddine ilişkin kararının onanması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyoruz.