İçtihatYargıtay11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2012/4084 · K. 2013/20910
- Esas No
- 2012/4084
- Karar No
- 2013/20910
- Karar Tarihi
- 19.11.2013
Karar Metni
11. Hukuk Dairesi 2012/4084 E. , 2013/20910 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/12/2011 tarih ve 2010/278-2011/934 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 19/11/2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının %40 pay sahibi olduğunu, aynı zamanda proje ve yapı denetçisi olarak çalıştığını, şirket kurulurken kendisine 3.000.00 TL maaş verileceğinin kararlaştırıldığını, ancak şirketin kendisini toparlaması gerekçe gösterilerek bu alacağından aylık 500.00 TL olmak üzere 17 ay ödeme yapıldığını, defter ve kayıtların gösterilmediğini, maaşının tam ödenmemesi yanında kar payı da verilmediğini, davalı şirketin çektiği kredilere kefil olduğunu, risk altına girdiğini, huzur hakkının da verilmesinin gerektiğini ileri sürerek, şimdilik 10.000 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirkette pay sahibi olan davacıya maaş ödemesinin kararlaştırılmadığını, şirkette çalışmadığından iki ayrı makine mühendisi istihdam edildiğini, şirketin zarar ettiğini, ilerde hissesine düşecek kazanç payına istinaden kendisine avans ödemeleri yapıldığını, bir alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, ticari defterlerin kapanış tasdiklerinin olmadığı, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında kar elde edildiğinin belirlendiği, davacıya 5.264 TL ödeme yapıldığı, kar dağıtımının anasözleşmenin 11. maddesinde düzenlendiği, karın fiilen dağıtımına dair kayıt olmadığı, dava dışı kişinin müdür atanmasında davacının da imzasının yer aldığı, 2009 yılı verilerine göre davalı şirketin 65.317.75 TL dağıtılabilir karının belirlendiği, limited şirketlerde huzur hakkının düzenlenmediği, davacı alacağının 47.959 TL olarak tespit edildiği, kendisine kar payı ödenmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.000 TL'nin tahsiline, huzur hakkı isteminin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalının ortağı bulunan davacının şirkette müdürlük görevi yapmamış olmasına, müdürlere huzur hakkı verilmesi yönünde bir karar verilmemiş bulunmasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davalı şirkette pay sahibi olan davacının varlığının iddia ettiği hizmet bedeli, huzur hakkı ve kar payı alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Davacının, davalı şirketin ortağı olduğu ve bu sıfatını devam ettirdiği hususu uyuşmazlık konusu değildir. Davalının yapı denetim şirketi olarak faaliyet gösterdiği de dosya kapsamıyla sabittir. Davacı, huzur hakkı dışında, makine mühendisi olarak uzman proje ve yapı denetçisi sıfatıyla aylık 3.000.00 TL bedel karşılığında davalı şirkette hizmet verdiğini, hizmet bedelinin düzenli ödenmediğini, şirketin mali açıdan toparlanması amacıyla aylık 500.00 TL avans ödemesi yapıldığını, kar payı ödenmediğini ileri sürerek talepte bulunmuştur. Davalı ise, davacının hizmet vermediğini, kar payı dağıtılmadığını, aylık 500.00 TL yapılan ödemelerin ise, ilerde davacıya verilecek kar payının avans ödemeleri olduğunu, başka makine mühendisleri çalıştırıldığını savunmuştur. Mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak, hüküm doğru değerlendirmeler içermediği gibi, temel alınan bilirkişi raporu da uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir.
Dava konusu olayda huzur hakkı, kar payı ve hizmet bedeli olmak üzere, üç ayrı kalem alacağın varlığından bahsedilerek toplam alacak üzerinden talepte bulunulduğu dikkate alınarak, üç ayrı kalem alacaktan her biri için ne kadar istendiği hususu davacı tarafa açıklattırılmamıştır. Öte yandan kar payı ile ilgili değerlendirmeler de doğru görülmemiştir. Limited şirketlerde şirketin kar elde etmiş olması, kendiliğinden limited şirket ortağına kar payı talep etme yetkisi vermeyecektir. Şirket ortaklarına kar payı dağıtılabilmesi için, öncelikle ortaklara kar payı dağıtılması yönünde ortaklar kurulunca bir kararın alınması gerekmektedir. Nitekim, davalı şirketin ana sözleşmesinin 11. maddesinde de ortaklara kar payı dağıtılabilmesi için, şirket sermayesinin en az %51'ni temsil eden ortakların kararına ihtiyaç olduğu hüküm altına alınmıştır. Somut uyuşmazlıkta bilirkişi kurulunca yapılan tespitler ile ticaret sicil kayıtlarından kar payı dağıtımına yönelik ortaklar kurulu kararının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu yönde bir karar olmadan mahkemenin ortaklar kurulu yerine geçerek ortağa kar payı vermesi mümkün değildir. O halde, kar payı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması yanlış olmuştur. Ayrıca, davacı, açıkladığı aylık ücret karşılığında uzman proje ve yapı denetçisi olarak davalıya hizmet verdiğini ileri sürmüş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hizmet ilişkisiyle ilgili yeterli değerlendirme yapılmamış, davacının, davalıyla ortak ilişkisi dışında hizmet ilişkisi bulunup bulunmadığı, varsa bu ilişkinin dava tarihine kadar mevcut olup olmadığı, kesilme varsa ne zaman kesildiği, aylık ücretin ne kadar olduğu veya olabileceği hususları üzerinde durulmamış, davacının dayandığı ödeme belgeleri değerlendirilmemiş, SGK kayıtları incelenmemiştir.
Bu durum karşısında, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde kar payı talep edilmesinin şartlarının bulunmadığı dikkate alınıp, yanlar arasında hizmet ilişkisi olup olmadığı, varsa ücretin ne kadar belirlendiği yönlerinde taraflara kanıtlarını sunma imkanı tanınıp, davacının dayandığı ödeme belgeleri irdelenip, içeriğinde aylık maaş ödemeleri olduğu açıklaması değerlendirilip, kayıtlar incelenip, hizmet alacağı kaleminin buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL vekalet ücretinin her bir yandan alınarak yek diğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 19/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.