İçtihatYargıtay17. Hukuk Dairesi
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi · E. 2012/6934 · K. 2012/7929
- Esas No
- 2012/6934
- Karar No
- 2012/7929
- Karar Tarihi
- 25.06.2012
Karar Metni
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2012/6934 E. , 2012/7929 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, Pendik 2. İcra Müdürlüğü’nün 2008/7890 ve 2008/7891 sayılı Takip dosyalarında yazılan talimat uyarınca, Üsküdar 2. İcra Müdürlüğü’nün 2008/2406 ve 2407 sayılı Talimat dosyalarında yapılan 16.10.2008 günlü hacizlere konu menkullerin davacı üçüncü kişi şirkete ait faturalı mallar olduğunu, borçlularla ilgisinin bulunmadığını, hacizde borçlulara ait belgelerin ele geçmediğini, davalı alacaklı tarafın iş yerinin ve mahcuzların davacıya ait olduğunu bildiği halde haczin yapılmasını sağladığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiş, davanın yargılaması sırasında verilen ayırma kararı uyarınca 2008/7890 sayılı Takip dosyasındaki hacze yönelik istihkak iddiasının bu dosya üzerinden devamı kararlaştırılmıştır.
Davalı (alacaklı) vekili, dava konusu haczin ödeme emrinin de tebliğ edildiği, takip borçluları ... ve ...’nun faaliyet adresinde yapıldığını, öte yandan adı geçen borçluların davacı şirket sahibinin oğulları olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlular), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu haczin, takip borçluları ... ve ...’na ödeme emrinin tebliğ edildiği yerde yapıldığı, ancak burasının davacının faaliyet adresi olduğu ve adı geçen borçluların 2008 yılından beri burada sigortalı işçi olarak çalıştıkları, aynı zamanda üçüncü kişi şirket yetkilisi ile kardeş oldukları, bu dosyanın aynı Mahkemede 2008/851 Esas sayı ile devam eden dava dosyasından ayrıldığı, asıl dosyada istihkak davasının kabul edilerek verilen hükmün kesinleştiği, kesin hükmün eldeki dosyada güçlü delil niteliğinde bulunduğu, davalı alacaklının mahcuzların borçlulara ait olduğunu kanıtlayamadığı, davacı yararına tazminata hükmedilebilmesi için aranan yasal koşulların gerçekleşmediği” gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Davacı taraf, haciz adresinin kendilerine ait iş yeri, takip borçluları ... ve ...’nun ise sadece şirketin çalışanları olduğunu belirterek istihkak iddiasında bulunmaktadır.
Gerçekten de dava konusu haciz adresi ticaret sicil kaydına göre 02.01.1998’den beri davacı şirket adına kayıtlıdır. Ne var ki Vergi Dairesi’nni yazı cevabında, davacı şirket ortağı ...nun oğulları olan borçlular ... ve ...’nun davacı şirket bünyesinde sigortalı olarak çalıştıklarını belirtmektedir. Dosya içerisinde bulunan ... kayıtları da bunu doğrulamaktadır.
Diğer yandan ticaret sicil kayıtları ve nüfus kayıtlarına göre davacı ve borçlu şirketler arasında ortakları arasındaki yakın akrabalık bağı nedeni ile organik bağ bulunduğu iki şirketin de aynı alanda faaliyet göstermektedir.
Bununla birlikte borçlu ... aynı zamanda davalı borçlu şirketin ortağı ve yetkilisidir. Kendisine ait bir şirketi olduğu halde aynı alanda faaliyet gösteren bir başka şirket bünyesinde sigortalı olarak çalışması ticari yaşam içinde olağan kabul edilecek bir durum değildir.
Kaldı ki istihkak davasının yargılaması sırasında yapılan tebligatlara göre borçlu şirket, ticaret sicil kaydındaki son adresinde faaliyet göstermemektedir.
Davacının sunduğu faturaların tamamı borcun doğumundan sonra düzenlenmiştir ve istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli değildir.
Bu koşullarda, borçluların ticari faaliyetlerini davacı şirket üzerinden devam ettirdiğinin, istihkak iddiasının ise alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak ileri sürüldüğünün kabulü gerekir.
Davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 25.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.