İçtihatYargıtay9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi · E. 2013/1 · K. 2013/7264
- Esas No
- 2013/1
- Karar No
- 2013/7264
- Karar Tarihi
- 13.05.2013
Karar Metni
9. Ceza Dairesi 2013/1 E. , 2013/7264 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Silahlı terör örgütü yöneticisi olma, silahlı terör örgütü üyesi olma, silahlı terör örgütüne yardım, kasten öldürme, 6136 sayılı Kanuna aykırılık, tehdit, kasten yaralama, patlayıcı madde imal etme, genel güvenliği kasten tehlikeye sokma, mala zarar verme, suç işleyeni saklama
Hüküm : 1- Sanık ... hakkında:
a- Silahlı terör örgütü yöneticisi olma ve kasten öldürmeye azmettirme suçlarından: Beraat
b- Patlayıcı madde imal etme suçundan: 5237 sayılı TCK’nın 174/1, 52/2-4, 53/1-2-3, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
c- Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçundan: 5237 sayılı TCK’nın 170/1-c, 53/1-2-3, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
d- Mala zarar verme suçundan: 765 sayılı TCK’nın
516/7, 522, 40. maddeleri uyarınca mahkumiyet
e- Kasten yaralama suçundan: 765 sayılı TCK’nın 456/4, 457/1. maddeleri uyarınca 6 kez mahkumiyet
2- Sanık ... hakkında:
a- Silahlı terör örgütü yöneticisi olma suçundan: Beraat
b- Kasten öldürmeye azmettirme suçundan: 5237 sayılı TCK’nın 38/1 ve 38/2-2.cümle yollamasıyla 82/1-a-son, 53/1-2-3, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
c- Tehdit suçundan: 5237 sayılı TCK’nın 106/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca mahkumiyet
d- 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan: 6136 sayılı Kanunun 13/1, 5237 sayılı TCK’nın 52/2, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca mahkumiyet
e- Cep telefonu ve sim kartın 5237 sayılı TCK’nın 54. maddesi uyarınca zoralımına
3- Sanık ... hakkında:
a- Silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan: Beraat
b- Kasten öldürmeye yardım suçundan: 5237 sayılı TCK’nın 82/1-a-son, 39/1, 62, 53/1-2-3, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
4- Sanık ... hakkında:
a- Silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan: Beraat
b- Kasten öldürmeye yardım suçundan: 5237 sayılı TCK’nın 82/1-a-son, 39/1, 62, 53/1-2-3, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
c- 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan: 6136 sayılı Kanunun 13/1, 5237 sayılı TCK’nın 62, 52/2, 53/1-2-3, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
d- Cep telefonu ve sim kartın 5237 sayılı TCK’nın 54. maddesi uyarınca zoralımına
5- Sanık ... hakkında:
a- Silahlı terör örgütüne yardım suçundan: Beraat
b- 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan: 6136 sayılı Kanunun 13/4, 5237 sayılı TCK’nın 62, 52/2, 53/1-2-3, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
6- Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında: Silahlı terör örgütü üyesi olma ve kasten öldürmeye yardım suçlarından ayrı ayrı: Beraat
7- Sanıklar ... ve ... hakkında: Silahlı terör örgütüne yardım suçundan ayrı ayrı: Beraat
8- Sanıklar ..., ..., ... ..., ..., ..., ... ... ve ... hakkında: Silahlı terör örgütüne yardım ve suç işleyeni saklama suçlarından ayrı ayrı: Beraat
Temyiz edenler : 1- Sanıklar ..., ..., ... ..., ..., ... ve ... müdafileri, 2- Katılanlar vekilleri, 3- Cumhuriyet savcısı
Başka dosya sanıkları olan ... ... ve ...’yi katılanlar vekilleri, yine ...’yi Cumhuriyet savcısı, hakkındaki hüküm temyiz edilen sanıklar arasında göstermiş iseler de; ... ...’ın bu dosya sanığı olmadığı, ... hakkında ise bu dosyada bir hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, haklarında temyiz incelemesi yapılmasına yer olmadığı,
Maktul ...’in UYAP ortamında yer alan nüfus aile kayıt tablosunun dışında kalan ve öldürme eyleminden doğrudan doğruya zarar görmemeleri nedeniyle davaya katılmaları hukuken mümkün olmayan ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ... ve ... Yayıncılık ve İletişim Ticaret A.Ş. nin davaya katılmalarına ilişkin kararın hukuken geçersiz ve yok hükmünde olduğu tespit edildikten sonra,
Katılanlar vekillerinin duruşmalı temyiz taleplerinin değerlendirilmesinde;
Ceza muhakemesi kurallarının zaman bakımından uygulanmasına ilişkin genel prensip 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 4. maddesinde de vurgulandığı gibi, “derhal uygulama” şeklindedir. Bu prensibe göre; usul işlemleri yürürlükteki kurallara göre icra edilir ve uygulanacak kuralın kişilerin lehinde veya aleyhinde sonuç doğurmasının bir önemi yoktur. Ayrıca; önceki kurala uygun olarak yapılan işlemler, sonradan yapılan düzenleme karşısında geçerliliğini yitirmez.
Yargıtay da, Ceza Genel Kurulunun 26.12.2006 tarih, 317-319 sayılı ve 06.06.1994 tarih, 146-171 sayılı kararlarında da görüleceği üzere, savunma hakkına ilişkin konularda bile derhal uygulama prensibini istikrarlı biçimde uygulamıştır.
5320 sayılı Yürürlük Kanununun 8/1. maddesi uyarınca 1412 sayılı CMUK'nın duruşmalı temyiz incelemesine ilişkin 318 ve 319. maddeleri halen yürürlüktedir ve temyiz incelemesine ilişkin duruşmada bu maddeler uygulanır. Anılan Kanunun 8. maddesinde CMUK’daki bazı düzenlemeler bakımından istisna getirildiği halde, CMUK'nın 318 ve 319. maddeleri bakımından bir istisna öngörülmemiştir. Bu nedenlerle, CMUK'nın 318 ve 319. maddelerinde düzenlenen duruşmalı temyiz incelemesi de “derhal uygulama” prensibine tabidir. Yargıtay da 5271 sayılı CMK'nın yürürlüğe girdiği 01.06.2005 tarihinden bu yana duruşmalı temyiz incelemelerinde CMUK'nın 318 ve 319. maddelerini şekil ve öz itibariyle bir bütün olarak uygulamaktadır.
Katılanın duruşmalı temyiz talebi veya sanık müdafiinin talebi üzerine yapılmakta olan duruşmaya katılıp söz alma talebi yukarıda açıklanan prensip, yasal düzenleme ve Yargıtay uygulamaları çerçevesinde değerlendirildiğinde;
Temyiz incelemesi ilk derece mahkemesindeki yargılama faaliyetinden farklı olduğu gibi; temyiz incelemesindeki duruşma da ilk derece mahkemesindeki duruşmadan farklı, kendine özgü, istisnai bir duruşmadır.
Yasa koyucu bu duruşmanın usulüne ilişkin olarak CMK’nın duruşmaya ilişkin hükümlerine gönderme yapmamış, bu hükümlere uygunluk ve aykırılıklar gösteren farklı, basit ve maksada uygun ayrı bir usul ortaya koymuştur. Örneğin; muhakeme kanunundaki gibi "son söz" yine sanığa ait olacak; ancak işe iddia makamının iddialarıyla değil temyizi talep etmiş olanın dinlenmesiyle başlanacaktır. Bu duruşma ilk derece duruşmasının yenilenmesi, tekrar edilmesi, yeniden bir olay muhakemesi yapılması için değildir. Çünkü en başta ilk derece yargılamasının sujeleri ile davaya katılma hakkı olanların bu duruşmaya tam ve eksiksiz katılmaları kanunen öngörülmediği gibi, CMUK'nın 318/2. maddesi uyarınca, tutuklu sanık bu duruşmada hazır olma talebinde bile bulunamayacaktır. Yine bu duruşmada söz alabilecek olanlar tek tek belirtildiği halde “katılan” sayılmamak suretiyle duruşmada yer alamayacağı belirtilmiş olmaktadır.
CMK'nın 299. maddesi, katılanın bu duruşmalarda yer alabilmesini mümkün kılmışsa da, bu düzenlemenin henüz yürürlüğe girmemesi, usul kurallarının derhal uygulanması gereken düzenleyici kurallar olması karşısında uygulanma imkanı bulunmamaktadır.
Somut olayda;
Katılan tarafın temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasını talep etme ve duruşmada söz alma hakkını kullanmasına, Yürürlük Kanununun 8. maddesi ve usul kurallarının “derhal uygulama” prensibi karşısında yasal olarak imkan bulunmadığı, bu durumun temyiz incelemesinin niteliği, çelişmeli yargı ve silahların eşitliği ilkeleri bakımından ilk derece yargılamasından farkı ve anılan Ceza Genel Kurulu kararları dikkate alındığında; “derhal uygulama” ilkesine istisna getirilmesini gerektirecek nitelikte ve Ceza Genel Kurulunun 12.04.1993 tarih ve 1993/62-94 sayılı kararında belirtilen şekilde bir hukuka aykırılık oluşturmadığı sonucuna varıldığından, katılanlar vekillerinin koşulları oluşmayan duruşmalı temyiz taleplerinin CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek sanık ... yönünden duruşmalı, diğer sanıklar yönünden duruşmasız olarak yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü:
1- a) Sanıklara atılı silahlı terör örgütü yöneticisi olma, silahlı terör örgütü üyesi olma, silahlı terör örgütüne yardım ve suç işleyeni saklama suçlarının niteliği itibariyle ve bu suçlardan doğrudan doğruya zarar görmeyip davaya katılma ve dolayısıyla hükmü temyiz etme hakkı bulunmayan katılanlar adına vekillerinin bütün sanıklar hakkında bu suçlardan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin,
b) Hükmü CMUK’nın 310/1. maddesinde öngörülen süreden sonra temyiz eden ve suçtan doğrudan doğruya zarar görmemesi nedeniyle davaya katılma hakkı bulunmayıp haklarındaki katılma kararı hukuki değerden yoksun olan ... Yayıncılık Limited Şirketi adına vekillerinin sanıklara yüklenen bütün suçlardan kurulan hükümlere yönelik temyiz taleplerinin,
c) Sanıklar ... ve ... müdafiinin, hükmü sanık ... yönünden 19.01.2012 tarihinde süre tutum dilekçesiyle temyiz ettikten sonra, 10.04.2012 tarihinde verdiği gerekçeli temyiz dilekçesinde sanık ... yönünden de temyiz ettiğini belirtmesi ve bu sanığa ilişkin temyiz talebinin CMUK'nın 310/1. maddesinde öngörülen süreden sonra olması karşısında, sanık ... hakkındaki hükme yönelik temyiz talebinin,
d) Sanık ... müdafiinin kasten öldürmeye azmettirme suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik ve CMUK'nın 310/1. maddesinde öngörülen süreden sonra olan temyiz talebinin,
e) Cumhuriyet savcısının, beraat hükmüne yönelik temyiz talebinin gerekçesi ve CMUK’nın 309. maddesi hükmü nazara alındığında, sanığın lehine olan hukuki kurallara aykırılığın hükmün sanık aleyhine bozdurulması için Cumhuriyet savcısına bir hak vermeyeceği anlaşıldığından, Cumhuriyet savcısının sanık ... hakkındaki beraat hükümlerine yönelik temyiz talebinin,
CMUK'nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne yardım ve suç işleyeni saklama suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Suç tarihinde yürürlükte olan ve dava zamanaşımı yönünden 5237 sayılı TCK'ya göre sanık lehine hükümler içeren 765 sayılı TCK'nın 169 ve 296/1. maddelerinde tanımlanan suçlar için öngörülen cezaların süreleri itibariyle anılan Kanunun 102/4. ve 104/2. maddelerinde belirlenen zamanaşımının, suç tarihi ile inceleme tarihi arasında gerçekleştiği anlaşıldığından hükümlerin BOZULMASINA, CMUK’nın 322. maddesine istinaden davaların zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
3- Sanık ... hakkında kasten öldürmeye azmettirme ve tehdit suçlarından mahkumiyet, sanıklar ... ve ... hakkında kasten öldürmeye yardım suçundan mahkumiyet, sanıklar ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne yardım suçundan beraat, sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve kasten öldürmeye yardım suçlarından beraat, sanık ... hakkında patlayıcı madde imal etme suçundan mahkumiyet hükümlerine yönelik olarak yapılan incelemede;
Sanık ...’in 24.01.2007 tarihinde İstanbul ilinde işlediği tehdit suçunun sebebi, işlenme zamanı ve şekli de dikkate alındığında; TCK’nın 106/1-1. cümle kapsamında kaldığı gözetilmeden, değerlendirmede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle eksik cezaya hükmedilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından; örgütün kurucu ve yöneticisi olan sanık ...’in maktulün öldürülmesi eylemindeki sorumluluğu, fiil ve fail üzerinde kurduğu hakimiyet, üstlendiği rol, suçun icrasına katkısının somut olaydaki önemi ve TCK’nın 37/2 ve 220/5. maddelerindeki düzenlemeler dikkate alınarak belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması, hükmedilen netice ceza karşısında sonuca etkili görülmediğinden bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıklar ..., ..., ... ve ...’in suçlarının sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde suç vasıfları tayin edilmiş, sanıklar ... İskender ve ... ... hakkında cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında yüklenen suçları işlediklerinin sabit olmaması gerekçesiyle beraat kararı verilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde eleştiri nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar müdafileri, Cumhuriyet savcısı ve katılanlar vekillerinin temyiz dilekçeleri ile duruşmalı inceleme sırasında sanık ... müdafiinin ileri sürdüğü yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle, sanık ... yönünden kısmen re’sen de temyize tabi olan hükümlerin ONANMASINA,
4- Sanıklar ... ve ... hakkında 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıklar müdafilerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 13.12.2005 tarih, 2005/155 esas - 2005/164 sayılı kararına göre, 6136 sayılı Kanunun 13/1 maddesinde düzenlenen suç için öngörülen adli para cezasının suç tarihi itibariyle ve 5252 sayılı Kanunun 5/2. maddesi uyarınca 450 TL’yi geçemeyeceği gözetilmeden sanıklar hakkında gün para cezası tayin edilmek suretiyle fazla adli para cezasına hükmedilmesi,
Kanuna aykırı olup hükmün bu nedenle BOZULMASINA, bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK’nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanıklar hakkında 6136 sayılı Kanunun 13/1. maddesi uyarınca hapis cezasının yanında tayin olunan temel adli para cezasının 450 TL'ye, sanık ... hakkında tayin olunan adli para cezasının, TCK’nın 62/1. maddesi uyarınca 1/6 oranında yapılacak indirim sonucunda 375 TL’ye indirilmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
5- Sanık ... hakkında silahlı terör örgütünün yöneticisi olma suçundan beraat; sanıklar ... ve ... hakkında silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan beraat; sanık ... hakkında 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan mahkumiyet; sanık ... hakkında silahlı terör örgütünün yöneticisi olma ve kasten öldürmeye azmettirme suçlarından beraat, genel güvenliği kasten tehlikeye sokma, mala zarar verme ve kasten yaralama suçlarından mahkumiyet; sanıklar ... ve ... hakkında silahlı terör örgütü üyesi olma ve kasten öldürmeye yardım suçlarından beraat; sanık ... hakkında kasten öldürmeye yardım suçundan beraat hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanık ... müdafiinin, silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan kurulan beraat hükmünü temyiz etmediği anlaşılmakla;
a) Trabzon ilinde meydana gelen bombalama eyleminin gerçekleştirildiği 24.10.2004 ve maktul ...’in öldürüldüğü 24.01.2007 tarihleri arasında yürürlükte bulunan mevzuat ve bu tarih aralığında sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...’ın gerçekleştirdiği iddia edilen eylem ve faaliyetler birlikte değerlendirildiğinde;
Türk Ceza Hukuku bakımından bir oluşumun terör örgütü veya suç örgütü olarak nitelendirilebilmesi ve bunların birbirlerinden ayırt edilebilmeleri için benimsedikleri yöntemler ile işlemeyi amaçladıkları araç ya da amaç suçların nazara alınması gerekir. Türk Ceza Hukuku bakımından terör örgütleri, yöntem ve amaç olarak özellik gösteren bazı istisnai suç tiplerini işlemek üzere kurulacak istisnai örgütler, suç örgütleri ise bu suç tipleri dışında kalan diğer suçları işlemek üzere kurulacak daha genel nitelikli örgütler olarak düzenlenmiştir. Sanıklara yüklenen fiiller ve CMK’nın 225/1 maddesi hükmü karşısında, 4422 sayılı Kanunun 1. maddesinde düzenlenen çıkar amaçlı suç örgütleri değerlendirme dışında bırakılmıştır.
Buna göre, suç tarihlerinde ve halen yürürlükte bulunan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1. maddesinde gösterilen “cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleri” ile “Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozma” yı ve anılan Kanunun 7. maddesi ile 765 sayılı TCK’nın 168 ve 5237 sayılı TCK’nın 314. maddelerinde gösterilen suçları işlemek üzere bu maddeler uyarınca kurulan örgütler terör örgütleridir. Görüldüğü gibi terör örgütleri, yöntemleri ve amaçları bakımından bir belirleme ve bir sınırlandırmaya tabi tutulmuş olup bir oluşumun terör örgütü sayılabilmesi için yöntem ve amaç unsurlarını aynı anda sağlamış olması gerekir. Dolayısıyla, bir oluşumun salt siyasi sebep ve saiklerle suç işlemesi ya da işlediği suçların aynı zamanda siyasal ve sosyal alanı etkileyen sonuçlar doğurması sadece bu sebepten dolayı terör örgütü olarak kabul edilmesini netice vermeyecektir.
765 sayılı TCK’da, 5237 sayılı TCK’da ya da özel Kanunlarda düzenlenen ve bu istisnai alan dışında kalan diğer tüm suçları işlemek üzere kurulacak örgütler ise, 765 sayılı TCK’nın 313 ve 5237 sayılı TCK’nın 220. maddelerinde tanımlanan suç teşekkülleri/örgütleridir. Dolayısıyla, suç işlemiş bulunan bir oluşumun, terör örgütü sayılmasına ilişkin olarak gerekli bulunan yöntem ve amaç koşullarını aynı anda sağladığının kanıtlanamaması halinde, suç örgütüne ilişkin koşulları sağlayıp sağlayamadığına bakılmalıdır.
Bu hukuksal çerçeve ve 765 sayılı TCK’nın 313/6. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 220/1-2. cümle kapsamında bir oluşumun suç örgütü sayılabilmesi için gerekli olan fail sayısı ve dosya kapsamına göre;
Trabzon ilinde yaşayan ve inşaat işçisi olan sanık ... ile üniversite öğrencisi olan sanık ...’in, bulundukları beldedeki kişiler ile üniversite öğrencilerinden oluşan aynı arkadaş çevresinde yaşadıkları ve aynı siyasi görüşlere sahip oldukları, her iki sanığın Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak’a müdahalesini protesto etmek için ABD menşe’li işyerlerine eylem yapılması bağlamında aldıkları karar sonucu, sanık ...’in hazırlamış olduğu el yapımı bombayı sanık ...’in sanık ...’in gözcülüğünde bir restoranda patlattığı ve bu şekilde 6 kişiyi öldürmeye teşebbüs ettikleri, bu eylem sonrasında sanık ...’in sanık ...’in saklanmasına yardımcı olduğu, yakalanan sanık ...’in de sanık ...’in eyleme iştirakini gizlediği ve O’nu koruduğu, bu eylem sonrasında tutuklanıp tahliye olan sanık ... ile sanık ...’in irtibatlarının başka kişilerin de katılımı ile sürdüğü, yaşadığı beldede bu eylem ve daha önce aynı saikle gerçekleştirmiş olduğu anlaşılan başka eylemleri nedeniyle daha fazla öne çıkan sanık ...’in aynı düşünce çevresinden bazı kimseleri etrafında toplamaya devam ederek gizliliğe uyan, işbölümü yapan, hiyerarşik bir yapı oluşturduğu, siyasi görüşlerindeki aşırılığı, geliştirdiği oluşumun ortaya çıkmaya başlayan suç işlemeye dönük amaçları sonucunda güvenlik birimlerinin de dikkatini çektiğinden telefon iletişiminin istihbari nitelikte takip edildiği, bu süreçte sanık ...’in 17.11.2004 tarihi itibariyle Emniyet istihbarat hizmetlerine yardımcı istihbarat elemanı olarak alındığı ve bu görev için gerekli olan nitelikleri kaybettiğinin tespit edilmesi üzerine görevden çıkarıldığı 23.11.2006 tarihine kadar bu görevde kaldığı, bu görevden çıkarılmadan kısa bir süre önce sanık ... tarafından oluşturulmuş ve kendi siyasi görüşleri doğrultusunda veya bu görüşlere aykırı faaliyetlerde bulunan kişilere yönelik olarak suç işlemek üzere hazır olan örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu, yine aynı dönemde durumundan şüphe duyularak aşırı sağ faaliyetlerin önlenmesi kapsamında telefon iletişiminin istihbari nitelikte takip edildiği, bu süreçte gelişen maktulün bir gazetede yayınlanmış olan yazısı nedeniyle “Türklüğü aşağılamak” suçundan mahkumiyeti üzerine, örgütün kurucusu ve yöneticisi olan sanık ...’in maktulü cezalandırmaya karar verdiği, 2006 yılının Ocak ayında maktulün cezalandırılması amacıyla öldürülmesi görevini örgüt üyesi olan sanık ... ... ...’a verdiği, maktul tarafından yazılan yazı ve sürmekte olan ceza davasının kamuoyunda sebebiyet verdiği tartışmalar eşliğinde 2006 yılının Mayıs ayına gelindiğinde bu işi icraya koyacaklarını kendisine bildirdiği ve örgüt üyesi olan sanık ...’den maktulün resimlerini ve çalıştığı gazetenin adresini internetten bulmasını istediği, sanık ...’in örgüt üyesi olan sanık ... ile birlikte internetten bulup CD ye kaydettikleri resim ve bilgileri gazeteye sararak bir markete bıraktığı, buradan sanık ... tarafından alınan paketin sanık ...’e götürüldüğü ve sanık ... tarafından maktulün resimlerinin sanık ...’a gösterildiği, bu gelişmenin hemen sonrasında sanık ...’un bir işte çalışmak için abisi tarafından çağrılması üzerine İzmit iline gittiği ve sanık ...’in eniştesi olan ...’ye 300 TL vererek silah bulmasını istediği, Jandarma istihbarat görevlileri ile irtibat halinde olan ...’nin, kendisini uzunca bir süre oyalayarak silahı temin etmediği ve daha sonra aldığı parayı iade ettiği, 2006 yılı Ağustos ayı başlarına gelindiğinde sanık ...’in maktulün öldürülmesi için ... ...’ı görevlendirdiği, bu görevlendirme sonrasında sanık ... ile ... ...’ın, sanık ...’in sanık ... ile birlikte kalmakta oluğu eve gidip geldikleri ve sanık ...’ın da tanık olacağı şekilde planlama yaptıkları, bu aşamada sanık ...’in maktulün öldürülmesinde kullanılacak olan tabanca ve mermileri temin ettiği, 14.01.2007 tarihinde sanık ...’in örgüt üyesi olan sanık ...’dan ... ...’ı bulmasını istediği ve bulamayıp dönen sanık ...’ya maktulü ... ...’a vurdurtacağını söylediği, 15.01.2007 tarihinde sanık ...’in, talimatlandırdığı sanık ...’nun evinden alıp getirmesi üzerine maktulün çalıştığı gazetenin adresini ... ...’a verdiği, 16.01.2007 tarihinde sanıklar ..., ... ile ... ...’ın internet kafeden maktulün fotoğraflarını temin ettikten sonra hep birlikte örgüt üyesi olan sanık ...’in işlettiği kırtasiye dükkanına geçtikleri, sanık ...’in bu işyerinde sanık ...’in bilgisi dahilinde sakladığı tabancayı alıp ... ... ile birlikte denemek amacıyla atış yapmaya gittikleri ve dönüşte sanık ...’in tabancayı tekrar bu işyerinde sakladığı, İzmit ilinden 2006 yılının sonlarına doğru Trabzon’a dönmüş bulunan sanık ...’ın da aynı zaman diliminde diğer sanıklara katıldığı ve öldürme olayından 5 ya da 6 gün önce sanıklar ..., ..., ... ve ...’in de olduğu ortamda maktulün öldürüleceğinin konuşulduğu, sonrasında sanık ...’in, karşılaştığı sanık ...’ı ... ...’ın beklemekte olduğu kafeye gönderdiği ve kendisinin de sonradan geleceğini söylediği, burada gerçekleşen buluşmada ... ...’ın sanık ...’a “o işi yapacağını ve İstanbul’a gideceğini” söylediği, sanık ...’ın da “telefon kullanma, kendine dikkat et” diye uyarıda bulunduktan sonra sanık ... ile birlikte kaldıkları eve gittikleri, bu evde ... ...’a bayrak hediye ettiği, 17.01.2007 tarihinde sanık ...’in sanık ...’yu çalıştığı kırtasiye dükkanından aldığı ve birlikte geçtikleri sanık ...’in işlettiği kırtasiye dükkanında ... ... ile buluştukları, sanık ...’in burada sakladığı tabanca ile sanık ...’e emanet ettiği parayı alıp ... ...’a verdiği ve sarılıp uğurladığı, ayrıca; bu eylemi sanık ...’un da yapabileceğini belirttiği, bu sırada gelen sanık ...’a, “... ...’ı İstanbul’a, maktulü öldürmek üzere gönderdiğini ve bundan kimseye haber vermemesini” söylediği, aynı tarihte sanık ...’in talimatı üzerine sanık ...’nun ... ...’ı terminale götürdüğü ve “gazan mübarek olsun, sen bu işi becerirsin, yürekli adamsın” diyerek cesaretlendirdiği, ... ...’ın saat 15:30 itibariyle İstanbul’a bu şekilde hareket ettiği ve ertesi sabah İstanbul’a ulaştığında önceden kararlaştırdıkları şekilde sanık ...’in işyerinde kullandığı cep telefonunu arayarak telefona bakan sanık ...’ya İstanbul'a geldiğini bildirdiği, sanık ...’nun da durumu ... ...’tan haber beklemekte olan sanık ...’e aktardığı, 19.01.2007 tarihinde maktulün çalıştığı gazetenin önüne gelen ... ...’ın, durumu sanık ...’e aynı şekilde telefonla bildirdiği, bir süre sonra tekrar arayarak “sıkıldığını ve içeriye girip birkaç gazeteci vurabileceğini” söylediği, sanık ...’in ise, “işlerinin maktul ile olduğunu” söylediği, ... ...’ın bir ara gazete binasına girerek üniversite öğrencisi olduğunu söyleyip görüşmek bahanesiyle maktulü sorduğu ve sonra tekrar sanık ...’den aldığı talimat uyarınca dışarıda beklemeye başladığı sırada, bir bankadan çıkıp yürümekte olan maktulü gördüğü ve arkasından yaklaşıp 3 el ateş ettikten sonra olay yerinden kaçıp uzaklaştığı, tekrar sanık ...’i aynı şekilde arayıp maktulü vurduğunu bildirdiği,
Aynı günün akşamı Trabzon ilinde bir kafede bulunan sanıklar ... ve ...’un yanına gelen sanık ...’in, sanık ...’i sorduğu ve sanık ...’ya “eleman vuruldu” dediği,
20.01.2007 tarihinde saat 10:30 da İstanbul’dan Trabzon’a hareket eden ... ...’ın aynı gün saat 22:30 sıralarında Samsun ili terminalinde yakalandığı ve üzerinde sanık ... tarafından olay öncesinde hediye edilmiş olan bayrağın ele geçirildiği,
Şeklinde Dairemizce kabul edilen olayda;
Sanık ...’in, sanık ...’in de katılımı ile siyasi saiklerle suç işlemek için oluşturduğu ve 24.10.2004 tarihinde mevcut olduğu anlaşılan teşekkülün, zaman içerisinde diğer sanıkların da katılımı ile belirsiz tür ve sayıda suçları işlemek üzere, süreklilik gösteren, hiyerarşik düzen içerisinde çalışan ve iş bölümüne dayalı örgütsel bir yapıya dönüştüğü, sanık ...’in diğer sanıklar üzerindeki otoritesi ve diğer sanıkların yapılan iş bölümlerine göre hareket etmesinin TCK nın 220. maddesinde işaret edilen “örgütün hiyerarşik yapısına dahil olma” durumu dışında makul, mantıklı ve hayatın olağan akışına uygun bir açıklamasının bulunmadığı, örgütsel hiyerarşinin belirlenmesinde, Dairemizin 13.11.2012 tarih ve 2012/7495-12966 sayılı kararında ayrıntılı olarak açıklandığı gibi; her bir örgütsel yapının işlemeyi amaçladığı suçlar ile sanıkların birbirleri ile örgütsel olmayan ilişkilerinin de dikkate alınmasının gerekeceği, bir örgütsel hiyerarşinin merkezi, gevşek veya sıkı, menfaate, güce, korkuya veya başka bir sebebe dayalı, müstakil veya başka bir hiyerarşiye paralel olabileceği, bir örgütsel talimatın güvenilir bulunarak bir kimseye verilmiş olması, örgütsel bir iş bölümünde bir kimseye bir görevin ayrılmış olması, bu talimatın veya görevin yerine getirilmiş olup olmamasından bağımsız olarak bu kişinin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu göstereceği, gizlilik ve iş bölümüne uyan örgütsel yapının hiyerarşisine dahil olma ile örgüte üye olma suçunun oluşacağı, görevin yerine getirilmiş olup olmamasının sanığın örgütün faaliyeti çerçevesinde işlediği diğer suçlara ilişkin sorumluluğunun belirlenmesi bakımından önem arz edeceği, silahlı olduğu görülen örgütün TCK’nın 220/1-2. cümlede gösterilen üye sayısını şeklen sağladığı gibi, sahip bulunduğu üye sayısı ve araç gereç bakımından da amaç suçları işlemeye elverişli olduğunun olaysal olarak görüldüğü, oluşturulan teşekkül/örgütün mevcudiyeti bilinen 2004 yılından maktulün öldürülmesine kadar sürdüğünün açıkça belli olduğu, ayrıca; sanık ...’in maktulün öldürülmesinden hemen önce ... ...’a “bizim işimiz ...’le” demek suretiyle ortaya koyduğu saik ve örgütsel yaklaşım ile 24.01.2007 tarihinde göz altından Cumhuriyet savcılığına getirildiği sırada alenen işlediği tehdit suçunun mağduru, bu suçun işleniş şekli ve niteliği dikkate alındığında; örgütün seçerek belirlediği hedef kişilere yönelik olarak aynı nitelikteki suçları işlemeye devam etme kararlığının da açıkça anlaşıldığı, sanıkların sosyokültürel seviyeleri ve hayat tecrübeleri çerçevesinde gizliliğe uydukları, tüm bu durumların güvenlik birimlerinin de dikkatini çekmesinin bir sonucu olarak sanık ... ile sanık ...’in istihbarat birimlerince de takip edildiği,
Tebliğnamede yer alan silahlı terör örgütlerine, TCK’nın 302. maddesinin unsurlarına ve koruduğu hukuki yararlara ilişkin görüşlere iştirak edilmekle birlikte, sanıkların oluşturdukları örgütün TCK’nın 302. maddesinde düzenlenen amaç suçu işlemeye yöneldiğinin dosya kapsamına göre belirlenemediği,
Sanıklardan ...’in maktulün öldürülmesi olayını, örgütün işlemeyi amaçladığı bir suç olarak kararlaştırdığı, suç örgütünün üyeleri oldukları anlaşılan diğer sanıkların örgütün faaliyeti kapsamında ... ...’ın suçu işlemesini teşvik etmek, suç işleme kararını kuvvetlendirmek, nasıl işleneceği hususunda yol göstermek suretiyle yukarıda açıklandığı biçimde yardım etmek suretiyle öldürme suçuna iştirak ettiklerinin anlaşılması karşısında;
Sanıklardan ...’in silahlı suç örgütü kurma ve yönetme suçundan TCK’nın 220/1-3, sanıklar ... ve ...’nun silahlı örgüt üyesi olma suçundan TCK’nın 220/2-3, sanıklar ..., ... ve ...’un silahlı suç örgütüne üye olma ve öldürmeye yardım suçlarından TCK’nın 220/2-3 ve 82/1-a, 39/1. maddeleri uyarınca mahkumiyetleri yerine yazılı gerekçelerle yüklenen suçlardan beraatlarına karar verilmesi,
b) Katılan vekillerinin iddiaları, sanık ...’in Trabzon ilinde ikamet etmesine rağmen maktulün öldürüldüğü tarihte İstanbul’da olduğunun sabit olması, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi Ses ve Görüntü İnceleme Şubesi’nin 12.10.2011 tarihli raporunun içeriği de dikkate alınarak, bir işyerine ait olup dosyada bulunan olay yerine ilişkin güvenlik kamerası görüntülerinin, TÜBİTAK kurumuna gönderilip görüntülerde ... ...’ın arkasından geldiği iddia edilen kişinin sanık olup olmadığının her türlü kuşkudan uzak biçimde belirlenebilmesi bakımından bir kez daha bilirkişi raporu aldırılması ve sonucuna göre tüm dosya kapsamı da dikkate alınarak ...’in hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
c) Sanık ... hakkında 24.10.2004 tarihinde genel güvenliği kasten tehlikeye sokma, mala zarar verme ve kasten yaralama suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;
Sanığın olay tarihinde saat 13.30 sıralarında şehrin işlek bir caddesi üzerinde yer alan restorana müşterilerin olduğu bir saatte ekspertiz raporuna göre canlılar üzerinde öldürücü ve yaralayıcı etkiye sahip olan el yapımı bombanın patlatılmak üzere sanık ...’e teslimi ve kendi gözcülüğünde patlatılması eyleminde, çevrede bulunan insanların ölmesi şeklinde gerçekleşecek sonucu isteyerek ve doğrudan kastla işlediği kabul edilip, yaralanmış bulunan kişi sayısınca kasten öldürmeye teşebbüsten cezalandırılması gerektiği gözetilerek, ayrıca; patlayıcı madde kullanmaya azmettirme ve patlayıcı madde kullanarak mala zarar verme suçları bakımından, bu suçların kendi arasında ve kasten öldürmeye teşebbüs suçu bakımından; suçların içtimaına ilişkin hükümler de dikkate alınarak sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, hukuki değerlendirme ve suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
d) Sanık ...’nun, 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçunu işlediğine dair başka bir kanıtla doğrulanamayan ihbar dışında, her türlü kuşkudan uzak, vicdani kanaat oluşturacak nitelikte delil elde edilemediği gözetilerek yüklenen suçtan beraatı yerine delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafileri, katılanlar vekilleri ve Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 13.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
TEFHİM ŞERHİ:
13.05.2013 tarihinde verilen iş bu karar, Yargıtay Cumhuriyet savcısı ... ...'nun huzurunda, duruşmada sanık ...'nun savunmasını yapmış bulunan Av. ...'nın yokluğunda 15.05.2013 tarihinde usulen ve açık olarak tefhim olundu.