İçtihatYargıtay7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi · E. 2013/11020 · K. 2013/18816
- Esas No
- 2013/11020
- Karar No
- 2013/18816
- Karar Tarihi
- 11.11.2013
Karar Metni
7. Hukuk Dairesi 2013/11020 E. , 2013/18816 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine
2-Davacı, işverenin iş akdini haksız olarak feshettiğinden bahisle kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacının iş akdinin, güven sarsıcı ve doğruluk ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışları nedeniyle haklı olarak feshedildiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının iş akdinin haklı nedenle feshinin davalı tarafından ispat edilmediği gerekçesiyle hafta tatili alacağı talebi dışında tüm taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacının iş akdinin haklı nedenlerle feshedilip feshedilmediği konusu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır.
Somut olayda, davacı, davalı işyerinde teknik servis elemanı olarak görev yapmaktadır. 1.9.2010 tarihinde duruşmada beyanına başvurulan ... isimli müşterinin evine kombi bakımı için gittiği, gerekli servis hizmeti verilirken müşterinin, bacanın da değişmesi gerektiği konusunda uyarılarak bu işi de yapmaya teklif ettikleri, müşterinin kabul etmesi üzerine takılacak baca için malzeme alınması gerektiğinden bahisle kendisinden 100,00 TL para talep edildiği, müşterinin üzerinde para olmadığını bildirmesi üzerine eşinin işyerine gidip 100,00 TL'yi alarak malzemeyi alıp yerine taktıkları, müşterinin 100,00 TL'yi çok bulması üzerine 80,00 TL'ye işi yapmayı kabul ederek 20,00 TL sini iade ettikleri ve müşteriye nalburiye tarafından kesilmiş 100,00 TL'lik fatura verdikleri; müşterinin bir miktar paranın iadesi üzerine bu olaydan şüphelenip nalburu faturadaki telefon numarasından araması ve aslında alınan malzemenin bedelinin 30-40,00 TL olduğunu öğrenmesi üzerine, davalı işyerini arayıp durumu aktardığı; bunun üzerine davalı işverenin müşterinin evine gelerek yerinde tespit yaptığı ve yapılan iş nedeniyle 50,00 TL servis ücreti takdir edip müşteriye fazla tahsil edilen miktarın fazlasını iade ettikleri, daha sonra da hem davacının hem de yanındaki diğer elemanın iş akdinin işveren tarafından haklı nedenle feshedildiği sabittir.
Mahkemece, işveren tarafından yapılan suç duyurusunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar esas alınarak iş akdinin haklı nedenle feshedildiğinin ispat edilmediği gerekçesi ile kabul kararı verilmiş ise de verilen karar hatalıdır.
Şöyle ki ; davacı, davalı işveren tarafından servis elemanı olarak kendisine duyulan güveni kötüye kullanarak, işverenden gizli olarak kendi çıkarına iş yapıp, parasını tahsil etmek suretiyle doğruluk ve bağlılığa aykırı davranış sergilemiştir. Davalı işverenin artık bu işçiye güvenerek
servise göndermesini beklemek hayatın olağan akışına aykırıdır. Davacı işçi, kendi kusurlu davranışı ile aradaki güven ilişkisini zedelemiştir ve işveren, haklı nedenle iş akdini feshetmiştir. Bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar vermek gerekirken, mahkemece yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
Ayrıca davacının, 1.9.2010 tarihinde çalışması sona ermiş, 2.9.2010 tarihi itibariyle çıkışının verilmiş olması karşısında, davacının çıkış tarihi itibariyle çalıştığı ve ücreti hak ettiği ispatlanamadığına göre çıkış günü için ücret verilmemesi gerekirken ücret takdiri hatalı olup bozma nedenidir.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 11.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.