Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2013/13250 · K. 2013/18919
11. Hukuk Dairesi 2013/13250 E. , 2013/18919 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/05/2012 tarih ve 2011/162-2012/145 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı, mimar olduğunu,...Belediyesinden verilen 13.08.1990 gün ve 1990/25 sayılı inşaat ruhsatına bağlı olarak...ilçesinin ...mahallesi ...mevkiinde bulunan 269 ada 4 parsel sayılı taşınmazda ...Konut Yapı Koop. adına 2'li nizamda 20 bloktan oluşan 40 adet bahçeli kargir dubleks mesken olarak kayıtlı deniz evi villalarının kendi mimari eseri olduğunu, ilgili kanun gereği kat maliklerinin eserindeki mimarı durumu ve eserin güzelliğini aynen korumak zorunda olduklarını, davalının kendisinden izin almadan eseri kafasına göre tadil edip eserini bozarak maddi ve manevi haklarına tecavüz ettiğini, tüm yapıların belediye tarafından ruhsat ve projeye aykırı olduğu gerekçesi ile mühürlü olduğunu, davalı hakkında başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek davalının esere tecavüzün ref'ine, 5846 ...nun 68. maddesi gereğince asgari mimari proje ücreti olan 1.770,00 TL'sının üç katı olan 5.310,00 TL miktarındaki manevi tazminatın davalıdan tahsiline, haksız itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %80 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davalının adına kayıtlı bulunan taşınmazda kendi iradesi ile değişiklik yapılmadığını savunarak haksız ve yersiz davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacının taşınmazın ilk mimari projesini hazırlayan mimar olduğu, bu proje üzerinde onun yazılı izni alınmaksızın tadilat yapıldığı, taşınmazın eser niteliğinde olduğu, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunun 68. maddesine göre davacı eser sahibinin seçimlik hakkını rayiç bedelin üç katı tazminat yönünde kullandığı, davalının rayiç bedel olan 1.770,00 TL'nin üç katı olan 5.310,00 TL manevi tazminattan sorumlu tutulması gerektiği, bu alacağın 1.770,00 TL'lık kısmı için davalı aleyhine Edirne 1. İcra Müdürlüğünün 2010/5227 Esas sayılı dosyasında icra takibi yapıldığı, davalının borcu olmadığından bahisle bu takibe itiraz ettiği, itirazında haksız bulunduğu gerekçesiyle dava konusu esere vaki tecavüzünün refine, davacı için 5.310,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, itirazın iptaline, asıl alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatına karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmişitir. 1- Mahkemece davalıya ait mimari projenin eser olduğundan bahisle izinsiz yapılan tadilata dayalı olarak tecavüzün ref'ine ve FSEK 68. maddesi uyarınca rayiç bedelin 3 katı olan 5.310,00 TL manevi tazminatın tahsiline, yine maddi tazminata ilişkin olarak da Edirne 1. İcra Müdürlüğü'nün 2010/5227 sayılı takip dosyasındaki 1.770,00 TL'lik takibe itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Öncelikle, davacının izni olmaksızın eserinde değişiklik yapıldığından bahisle manevi hakkının ihlali nedeniyle açılacak tazminat talebinin hukuki dayanağı 5846 sayılı FSEK 70/1 maddesi olup koşullarının varlığı halinde takdir edilecek manevi tazminat tutarının belirlenmesi hakime aittir. Bu bakımdan ancak mali hakların ihlali halinde uygulanması mümkün olan 5846 sayılı FSEK 68. maddeye dayalı olarak ve bu maddede yazılı rayiç bedelin 3 katını oluşturacak şekilde manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir. 2- Davacı, davalıya ait konutun da bulunduğu kooperatifdeki 40 adet villayı kapsayan projenin müellifidir. 5846 sayılı FSEK 2/1 maddesi uyarınca mimari projenin ilim ve edebiyat eseri vasfı nedeniyle davacının mimari proje üzerinde eser sahipliği hakkının bulunduğu tartışmasızdır. Öte yandan aynı kanunun 4/3 maddesinde tanımlanan "mimari eser" ise söz konusu mimarı projenin uygulanması sonucu ortaya çıkan yapının (binanın) kendisine ait bir güzel sanat eseri türü olup yapının mimari projeden ayrı olarak estetik unsur vasfına sahip olması halinde anılan 4/3 madde hükmü uyarınca bina, projeden ayrı olarak güzel sanat eseri niteliği ile davacıya telif hakkı koruması bahşeder. Somut uyuşmazlıkta alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacı tarafından meydana getirilen mimari projedeki konutlardan bir tanesi olan davalıya ait B-11 nolu bağımsız bölümde tadilat onaylı proje olmaksızın imara aykırı bir şekilde ve fiili tadilat yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının mimari projesi üzerinde bir değişiklik yapıldığı ve bu değişikliğin de projenin bütünlüğünü bozduğu, dolayısıyla 5846 sayılı FSEK 16. maddesine aykırı bir davranış olduğundan söz edilemeyeceği gibi, bu projelerin ilgili belediye tarafından da onaylanıp çoğaltılması söz konusu olmadığından, aynı Kanun'nun 22. maddesine dayalı çoğaltma hakkının ihlalinden de söz edilemez. Öte yandan dosyada mevcut delil durumu itibariyle davacının bir bütün olarak çizdiği ve 20 bloktan oluşan Deniz Evi Villaları mimari projesinin zemine uygulanması sonucu ortaya çıkan yapılar topluluğunun bir bütün olarak 5846 sayılı FSEK 4/3 maddesi kapsamında bir güzel sanat eseri olduğu hususu da kanıtlanamamıştır. Bu durumda, davacının 5846 sayılı FSEK 4/3 maddesine dayalı maddi ve manevi haklarının ihlalinden söz edilemez. O halde, davacının 5846 sayılı FSEK 2/1, 4/3 maddelerinden kaynaklanan eser sahipliğine yönelik olarak mali ve manevi tazminat talep hakkı doğmadığı halde yazılı gerekçe ile maddi tazminata dayalı olarak itirazın icra takibine yönelik itirazın iptaline ve manevi tazminata karar verilmesi doğru görülmemiştir. 3- Kabule göre de, itirazın iptali davasının telif alacağının tazminat niteliğinde bulunması itibariyle likit alacak olmadığı halde icra inkar tazminatına karar verilmesi dahi doğru görülmemiş kararın temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir. 4- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1), (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek bulunmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.