Yargıtay 7. Hukuk Dairesi · E. 2013/13729 · K. 2013/20405
7. Hukuk Dairesi 2013/13729 E. , 2013/20405 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, davacının 01.11.2009-21.02.2011 tarihleri arasında satış destek elemanı olarak asgari ücretle çalıştığını, yemek ve yol ücretinin işverence karşılandığını, iş akdinin haksız ve ihbarsız olarak işverence feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı davaya cevap vermemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu toplanan delillere göre davacının kıdem ve ihbar tazminatı talebinin haklı olduğu gerekçesi ile kabulüne karar verilmiştir. Davalıya yapılan tebligatların usulüne uygun olup olmadığı ihtilaflıdır. Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile olanaklıdır. Hasımsız davalar hariç olmak üzere, dava dilekçesi ile duruşma gün ve saati karşı tarafa tebliğ edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan davaya bakılamaz ve yargılama yapılamaz. Davanın tarafları ile vekillerinin davaya ilişkin işlemleri öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin kendilerine bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın yapıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. Aksi takdirde tarafların hukuksal hakları kısıtlanmış olur. Mahkemece karar yüze karşı tefhim edilmiş ise, tefhim edilen kısa kararın 6100 sayılı HMK'nun 297 ve devamı maddelerinde belirtilen şartları taşıması gerekir. Aksi usulüne uygun tefhimden sözedilemez. Bu durumda temyiz süresi gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlayacaktır. Yargılama sırasında yapılan tebliğlerle ilgili tebliğ mazbatalarının ve ilgili diğer belgelerin dosyaya konulması gerekir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve bu Kanunun uygulanması için çıkarılan Tüzük hükümleri tamamen şeklidir ve titizlikle uygulanması gerekir. Bir davada yapılan tebligatların usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını hâkim kendiliğinden denetlemelidir. 19.01.2011 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasa ile Tebligat Kanununda esaslı değişiklikler yapılmıştır. Değinilen Yasayla eklenen 7/A maddesinin birinci fıkrasına göre, tebligata elverişli bir elektronik adres vererek bu adrese tebligat yapılmasını isteyen kişiye, elektronik yolla tebligat yapılabilecektir. Söz konusu maddenin ikinci fıkrası gereğince, anonim, limitet ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlere elektronik yolla tebligat yapılması zorunluluğu getirilmiş, elektronik yolla tebligatın haklı bir sebeple yapılamaması hâlinde, bu Kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılacağı öngörülmüştür. Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacaktır. Tebligat Yasasının 10'uncu maddesi gereğince tebligat, tebliğ yapılacak şahsın bilinen en son adresinde yapılır. Bununla birlikte, kendisine tebliğ yapılacak kişinin müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması olanaklıdır. 6099 sayılı Yasayla bu maddeye eklenen ikinci fıkraya göre, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya herhangi bir nedenle tebligatın yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilip tebligat buraya yapılacaktır. Tebligat Kanununun 12'nci ve 13'üncü maddeleri uyarınca, tüzel kişilere tebliğ yetkili temsilcilerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır. Temsile yetkili kişinin herhangi bir nedenle tebliğ yapıldığı sırada işyerinde bulunmaması veya bizzat alamayacak durumda olması halinde, kendisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürüne, bu da olanaklı değilse, tüzel kişinin o yerdeki memur veya işçilerinden birine yapılmalıdır. Bu sıraya uyulması yasal zorunluluk olup, aksi takdirde tebligat usulsüz sayılacaktır. Tüzel kişiliği olmayan, ancak 4857 sayılı İş Kanununun 2'nci maddesi anlamında işveren sıfatını taşıyan kamu kurum ve kuruluşları adına çıkarılan tebligatın, kurumun yetkili temsilcisine yapılması gerekir. Somut olayda, ihtaratlı müzekkere ekli davetiye davalı tüzel kişi işverenin "Kocatepe Mah. Hatay 1 Sk. ... Bey İşhanı No:8/29 .../..." adresine çıkarılmış, muhatabın adresinin kapalı olması nedeniyle Tebligat Kanununun 21. maddesine göre Kocatepe Mahallesi Muhtarı imzasına tebliğ edilmiş ve en yakın komşusuna bilgi verilmiştir. Dava dilekçesi de davalının belirtilen adresine tebliğe çıkarılmış, ancak muhatabın taşındığının aynı adreste ikamet eden Habil Ayhan'ın sözlü beyanıyla tespit edilmesi ve muhtar kayıtlarında da kaydının bulunmaması nedeniyle iade olunmuştur. Mahkemece, davalı şirketin adresi ... Ticaret Odası Ticaret Sicil Memurluğu'ndan sorulmuş, müzekkere cevabında davalı şirketin adresinin "Kocatepe Mah. Hatay Sk. ... Bey İşhanı No:8/29 .../..." olduğu, ancak şirket merkezinin İstanbul'da olması nedeniyle gerekli bilgilerin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu'ndan sorulması gerektiği bildirilmiştir. Dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi ... Ticaret Odası Ticaret Sicil Memurluğu'nun bildirdiği adrese tebliğe çıkarılmış, ancak muhatabın taşındığının aynı adreste ikamet eden Habil Ayhan'ın sözlü beyanıyla tespit edilmesi ve muhtar kayıtlarında da kaydının bulunmaması nedeniyle iade olunmuştur. Bunun üzerine, davalıya ıslah dilekçesi "Kocatepe Mah. Hatay 1 Sk. ... Bey İşhanı No:8/29 .../..." adresinde Tebligat Kanunu'nun 35 inci maddesi hükmüne göre tebliğ edilmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde, müvekkilinin faaliyette bulunduğu "... Cad. ... İşhanı No:18/4 .../..." adresine ödeme emrinin tebliğ edildiğini, davalının davadan usulünce haberdar edilmediğini ileri sürmüştür. Nitekim, davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir. Dava dilekçesi tebliğ edilmeden, davalının yokluğunda yargılamaya devam edilerek sadece davacı yanın delillerine göre sonuca varılması hatalı olup davalının hukuki dinlenme ve savunma hakkı kısıtlanmıştır. Yapılacak iş; ilgili Ticaret Sicil Memurluğundan davalı şirketin merkez adresinin sorulup belirlenerek dava ve ıslah dilekçesini belirlenecek adrese tebliğ ederek yargılamaya devamla hüküm kurulması gerekirken bu husus gözetilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir. O halde davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 27.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.