İçtihatYargıtay22. Hukuk Dairesi
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi · E. 2013/14754 · K. 2013/13377
- Esas No
- 2013/14754
- Karar No
- 2013/13377
- Karar Tarihi
- 03.06.2013
Karar Metni
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/14754 E. , 2013/13377 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, ücret, kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai, milli ve dini bayram, yıllık izin ile asgari geçim indirimi ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı işyerinde 01.01.1998 tarihinden itibaren satın alma, ihale hazırlık, taşeron hesap takip, büro işleri gibi işlerde çalıştığını ve haklı sebeplerle 27.07.2010 tarihinde iş sözleşmesini feshettiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, fazla mesai ücreti, ulusal bayram ücreti, yıllık izin ücreti ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davanın haksız, yersiz ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu davacının şirketten alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın 25.01.2012 tarihli oturumunda, davacı asilin ve vekilinin gelmediği, mazeret bildirmediği ve dosyanın müracata kaldığı, davacı vekilinin 25.01.2012 tarihinde dosyayı yenilediği ve yine 2. defa davacı asil ile vekilinin 14.02.2013 tarihli duruşmaya gelmediği gerekçesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 320/4. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile mümkündür.
Vekaletname sunulduktan sonra tebligatların vekile yapılması gerekir. Kural olarak vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır (7201 sayılı Tebligat Kanunu m.11). Vekil ile takip edilen davada asil duruşmada bizzat bulunsa dahi tebliğin ona değil, vekiline yapılması zorunludur. Davanın tarafları ile vekillerinin davaya ilişkin işlemleri öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin kendilerine bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın yapıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. Aksi takdirde tarafların hakları kısıtlanmış olur.
Yargılama sırasında yapılan tebliğlerle ilgili tebliğ mazbatalarının ve ilgili diğer belgelerin dosyaya konulması gerekir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve bu kanunun uygulanması için çıkarılan tüzük hükümleri tamamen şeklidir ve titizlikle uygulanması gerekir. Bir davada yapılan tebligatların usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını hâkim kendiliğinden denetlemelidir. Davanın taraflarının, usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. maddesi tarafların usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan tarafların duruşmaya gelmemeleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini beyan etmeleri durumunda dosyanın işlemden kaldırılacağını düzenlemiştir.
Davanın taraflarının, usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
Somut olayda, 08.11.2012 tarihli celsede tarafların duruşmaya katılmayıp sadece davacı vekilinin mazeret dilekçesi göndermiş olduğu ve mahkemece de davacı vekilinin mazeretinin kabul edilerek 14.02.2013 tarihine yeni bir duruşma günü verildiği, davacı tarafa duruşmanın 14.02.2013 tarihine bırakılmasına ilişkin tebliğ ara kararının yerine getirilmediği ve duruşma gününün bildirilmediği, duruşma gününün bildirilmemesinin ise 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine de aykırılık teşkil ettiği, bildirimin mevzuat kapsamında yapılmadığı, davacı tarafa hukuki dinlenilme hakkı tanınmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulü ile kamu düzeni ile ilgili olan Anayasanın 36. maddesinde de açıklanan iddia hakkı ile 6100 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirtilen hukuki dinlenilme hakkını kullanabilmesi için ara kararının tarafına bildirilmesi, duruşma gün ve saatini gösterir davetiyenin tebligat kanunu ve ilgili tüzük hükümlerine uygun şekilde tebliğ edilmesi yönlerinin gözardı edilerek, dava takip edilmediğinden bahisle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.